ANALİZARAŞTIRMAKUR'ANMAKALELER

SURE-İ FİLİ ANLAMAK

KUR’AN-I KERİM’in 105. suresidir.

Mekke’de nazil olmuştur ve beş ayettir.

Adını birinci ayetinde geçen FİL kelimesinden alır.

FİL OLAYI diye bilinen Yemen valisi Ebrehe’nin Kabe’ye saldırısını ve başına gelenleri anlattığı için bu adı almış görünüyor..
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA

1= Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi ?..

2= Boşa çıkarmadı mı onların planlarını ? ..

3= Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.

4= Onlara kızgın sert taşlar atıyorlardı.

5= Onları çil yavrusu gibi darmadağın etti.

FİL OLAYI

İslam öncesi Arap kaynaklarında [Ebrehe] [Habeşçe İbrahim/b-r-h] adlı bir komutanın, fillerden oluşan ordusuyla HABEŞİSTAN’dan MEKKE’ye doğru harekete geçtiği ve KABE’ye saldırdığı rivayetleri vardır.

Buna göre Ebrehe Habeşistan’ın Yemen valisiydi.

YEMEN’de yönetimi ele geçirmiş ve Habeşistan’a vergi ödemek karşılığında Yemen valiliğini kabul ettirmişti. O dönemde İRAN-BİZANS rekabeti bütün hızıyla devam ediyordu.

Ebrehe, Bizans’ın kışkırtmalarına rağmen [MS.540] yılında yeniden alevlenen Bizans-İran savaşlarına katılmadı. Yemen’in başkenti San’a’da büyük bir kilise yaptırarak Hıristiyanlığın hamiliğine soyundu.

MEKKE’deki KABE’yi yıkarak hacıları kendi yaptırdığı SAN’a’daki mabede çekmek istiyordu.

MS. 570’lerde Arapların İran saflarına geçmesini fırsat bilerek Mekke üzerine yürüdü.

Dolayısıyla bunun bir Bizans kışkırtması olduğu anlaşılıyor..

KABE’yi yıkmak istediyse de başarılı olamadı.

Ordusu perişan bir vaziyette dağıldı..

Çünkü kırlangıç sürülerinin istilasına uğramışlardı..

Muhtemelen bu kırlangıçlar Habeşistan’ın alt kısmında bulunan Madagaskar adasındaki volkan püskürmesi sonucu sürüler halinde güneye doğru giden göçmen kuşlarıydı.

Nitekim [Bunlar deniz tarafından gelen siyah kuşlardı] [Bknz; Razi; Ata, İbni Abbas] rivayeti de bu bilgiyi doğrulamaktadır.

Ayaklarında kızgın, volkanik Madagaskar yüzeyinden taşıdıkları sert taşlarla fil ordusuna üşüştüler.

Askerlerin üzerine bulaşan volkanik partiküller kısa süre sonra salgın hastalığa yol açtı ve ARABİSTAN’da kızamık ve çiçek hastalığı baş gösterdi.

[İlk defa o zaman Arap topraklarında lekeli humma ve çiçek hastalığı görüldü] [Bknz; Vakidi, İbn İshak, İbn Hişam, İbn Kesir] rivayeti de bu bilgiyi doğrulamaktadır…

Bu bilgileri Habeşistan, Yemen, Arabistan ve Madagaskar siyasi ve jeolojik tarihinden, o dönemde bölgede meydana gelen siyasi çekişmeler, volkanik patlamalar, kuş göçleri, tabii afetler vs.nin araştırılarak FOTOĞRAFIN KARELERİNİN tamamlanması sonucu çıkarıyoruz..

Aslında bu olay araştırılmayı ve incelenmeyi beklemektedir ! …

Fakat genellikle klasik müfesserlerimizin, [olayın mucizevi tarafı kaybolur] endişesiyle böylesi araştırmalara girişmediklerini ve olayları bu yönden hiç merak etmediklerini görüyoruz.

[Mucize işte] deyip geçmek onların bilinen yöntemidir..

KUR’AN’dan kafalarını kaldırıp olay mahallinde tarihi ve jeolojik araştırmalara girişmeyi zul addediyorlar.

Çünkü KUR’AN’ı esas itibariyle bir BİLİNÇ kaynağı olarak değil, BİLGİ kaynağı olarak görüyorlar.

Bu da onların KUR’AN üzerinden kafalarını kaldırıp tabiata kendi çıplak gözleriyle bakmalarına mani oluyor.

Halbuki olayın bu şekilde izah edilmesiyle suredeki anlatım arasında hiç bir çelişki yoktur.

Çünkü KUR’AN’ın mucize kelimesini kullanmaktan kaçınarak ısrarla AYETLERİMİZ dediği şey zamanın, mekanın, tarihin ve tabiatın bütün olgu ve olaylarıdır ! ..

Yani [tabiat olayı] ile [ALLAH’ın ayeti] bir ve aynı şeydir..

Bu ikisinin arasını ayıranlar yanılmaktadır…

Suredeki dil KUR’AN’ın hitabi dili bizim tefsir ettiğimiz dil ise tarih, tabiat ve jeoloji dili dediğimiz [burhani] dildir.

Bu aynı [olayın] iki yüzünden başka bir şey değildir…

Biz olayın bizim tarafımızdan görünüş ve algılanışını, ALLAH da kendi katından görünüş ve algılanışını anlatıyor…

Biz daha çok olayın nasılına, ALLAH ise niçinine vurgu yapıyor.


Biz olayın başını ve ortasını, ALLAH ise sonucunu öne çıkarıyor.

Biz gördüklerimizi, test ettiklerimizi, araştırdıklarımızı, ALLAH ise görünmeyenleri, bilinmeyenleri, algı ve idrak sahamızı aşan boyutlarını öne çıkarıyor.

Şu halde iki üsluptan birini inkar edip, birbiriyle karşı karşıya getirenler, aslında ortada [tek olay iki üslup] olduğunu görmelidirler…

 

 

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

0 0 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx