DENEMELERPODCAST

Kişilik Profillerinden “Avcı” Kişilik


Spotify’da dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz…

HAYATIN PENCERESİNDEN MERHABA
Bugün size başka pencereden bakacağım;
Kişilik profillerinden “avcı” kişilik…

Günlük hayatımızda karşılaştığımız ve hayatımıza aldığımız kişileri ne kadar tanıyoruz?!

Öyle tahmin ediyorum ki; her insanı insan olarak hayatımıza alıyoruz ve hiçbir art niyet düşünmeden her insana en iyi bir şekilde insanlık modelimizi göstermeğe çalışıyoruz, yani insan oluyoruz. Elimizden gelen tüm yapabileceğimiz iyi niyet tablosunu bütünüyle önüne seriyor, hatta yapamadıklarımızı da imkanlarımız ölçüsünde dışarıdan ithal ediyoruz.

Dedim ya; karşılaştığımız ve hayatımıza aldığımız kişileri ne kadar tanıyoruz?
Yine öyle tahmin ediyorum ki, bu soru hiçbirimizin aklına gelmeden balıklamasına dalıyoruz, insani ilişkiler adına her karşımıza çıkana…

Çok mütebessim, yakın alâka gösteren, sizi sevdiğinizi zannettiĝiniz; sizinle ilgilenen, size hayranlık ifade eden, hatta size yardım eden, etmeye çalışan öyle insanlar göreceksiniz ki; size yamuk yapacağını düşünmediğiniz, sizinle yürümeğe yürekli, yüce gönüllü insanlar çıkacak karşınıza.

Kendinizden şüphe edersiniz ama asla ondan şüphe etmediğiniz tipler.
10 yıl, 20 yıl, 30 yıl hiçbir şey fark ettirmeden sizinle yürüyen ve ilk pazarda sizi satan tipler…
Yürürken hiçbir şey fark etmediğiniz ancak; menfaati, çıkarı, alacağı biten sömürgen, karanlık tipler.
Dost sandığınız, dost gibi davranan, dostum dediğiniz tipler…

Dost dostuna menfaat odaklı bakmaz,
Dost dostunu hiçbir şey karşılığında satmaz,
Dost dostunun eksiğini gediğini kullanmaz,
Dost dostuna en büyük zorlukta da sahip çıkar
Dost dostunda kötülük aramaz,
Dost dostuna zarar hiçbir şey yapmaz, canı yansa da…
Dost gerekirse dostu için elini taşın altına koyan ve hiç fark ettirmeyendir.

Karanlık tipler dediğimiz “avcı” tipler için sizin ne yaptığınızın, ne istediğinizin hiçbir önemi yoktur. Gitmek istediği zaman, hiçbir açıklama yapmadan ortadan kaybolur, belki de size zarar vererek…
Telefonlarını kapatır, sırra kadem basar her yerden, yok olur.
Siz üzülmüşsünüz, canınız yanmış, perişan olmuşsunuz, umrunda olmaz.
Basında da bu tipleri çok görürsünüz.

Bu avcı kişiliklerden dolayı hayatı mahvolmuş bir yığın örnekler var. Bundan dolayı psikolog desteği alan yüzlerce insan var. Sıfırdan hayatını kurmaya çalışıyor ve hepsi de şu kelimeyi kullanıyor “k u l l a n ı l d ı k”
Avcı modeller; kurbanı olan avlarını kullanıp attıktan sonra onlarla iletişimi tamamen kesiyorlar…

Kurbanları üzen esasında terkedilmiş olmaları değil, kullanılıp atılmaları;
yani daha kestirmeden gidersek “a h m a k l ı k l a r ı”.

O anlamda kendileriyle yüzleşiyorlar ve o yüzleşme onlara fazlasıyla acı veriyor. Çünkü; bu egoya çok aĝır geliyor, egonun kabul edemeyeceği bir şey. En çok ağır gelen tabi ki terk edilmişlik değil, “BEN BU İNSANI NASIL GÖREMEDİM”?!

Resmen bir yankesici tarafından soyulduğunu hisseder.
Avcı model herkesi avlayamaz. Mutlaka duygusal dayanıklılığı zayıf olan kişileri daha çabuk ağına düşürür. Çünku; daha çabuk ikna ederler. Orda da bu “KURBAN” dediğimiz kişilerin sorguladıkları yer de burasıdır. Neden bu kadar zayıfım?
Niye bunu göremedim? diyor.
Kendileriyle yüzleşme kısmı zaten çok ağır oluyor.

Parasal olarak da “avcı” modeller; insanlığın hayatında çok büyük yara açmışlardır. Bunlar muhataplarını çok küçük paralarla değil, büyük vurgunlarla, büyük travmalar yaşatmış ve ortadan kaybolmuşlardır.
Bunu evliliklerde de görebiliyoruz. Gerçekten bunun için evlilik yapan bu kişilikler toplamda ciddi manada görebileceğimiz avcılardır. Karşısındaki kişiyi kullanıp, evlilik hatta çocuk yapan; daha sonra bu çocuğu kullanıp karşısındakini ciddi anlamda sömüren insanlar var.

Aslında kurban dediğimiz modeller çok sağlıklı insanlar, ancak; duygusal yapıları yüzünden “kurban” pozisyonuna düşüyorlar.

Evlilik üstünden insanları kandıran ve kullananların sayısı çok fazla. Bununla ilgili çok suçlar da işlenmeye başladı. Tabi biraz toplumun dejenerasyonu ile de alâkalı. Ama avcı kişilikler hepimizin çevresinde var.
Narsist kişilik bozukluğu olan kişilerle, avcı modellerin en büyük özellikleri; ilişki yaşadıkları kişilerin bu duygusal olarak olabilir, arkadaşlık olabilir, iş hayatında da olabilir. Bu alanda geliştirdiğiniz arkadaşlıklarınız ve dostluklarınız avcıları rahatsız eder. Bunlar etrafındaki insanları yanlızlaştırırlar. Duygusal ilişkilerde daha bariz ortaya çıkar, ama arkadaşlık ilişkilerinde de ortaya çıkar.

Niye yalnızlaştırırlar?!
Çünkü; amaçları sizi kullanmak olduğu için, etrafınızdaki insanların sizi etkilemelerini; sizin onlarla bir şeyler paylaşmanızı istemezler. Dolayısıyla sizi her geçen gün yalnızlaştırıp etrafınızda ki arkadaşlarınızla ilişkilerinizi bozup, sizi daha rahat kullanabileceklerini biliyorlar. Bunların en büyük özelliklerinden birisi de budur.

Tehlikeli karanlık kişilikler; bizi manüpüle eden insanların en büyük özellikleri; iyi bir gözlemci olmaları. Duygusal yaklaşamamaları ama; sorularla sizinle yakınlık kurup, sorular sayesinde sizin hakkınızda ki her şeyi toparlıyor olmaları.

Zayıf yönleriniz, açık-kapalı yönleriniz, nelerden mutlu olabileceğiniz, sizi nelerle etkileyebilecekleri, çocukluğunuzda nasıl bir hayat yaşadınız, anne-babanıza olan bakış açınız, hatta sizin yanlız bir insan olup olmadığınız bile soruları sayesinde öğreniyorlar.

Ama bizlerin de ilişkilerimizde duygular giriyor; duygusal dayanıklılık, gözlem yeteneğimizin düşük olması giriyor. O sırada karşımızda ki insanların sorularına aaa…bana değer verdiği için bu soruları soruyor, beni tanımak istiyor diyerek cevaplar veriyoruz. Kendimizle ilgili karşımızdaki insanlara muazzam bir alan açıyoruz. Ama biz soru sormayı unutuyoruz.

BENİMLE NİÇİN ARKADAŞLIK KURMAK İSTİYORSUN?? Neden soramıyoruz?
Ya da niçin böyle bir soru aklıma gelmiyor?
Ayıp olur!
El alem ne der? korkusundan soramıyoruz.
“İyi giden dostluğumuz zedelenmiş olmasın” gibi düşüncelerimiz soru sormayı yanlış görüyor.

BU SORUYU SORMAK EN DOĞAL HAKKIMIZ
Benimle nasıl konuşuyor,
etrafımdaki başka insanlarla konuşurken hangi cümleleri kullanıyor, nasıl hitap ediyor?

Sadece benimle konuşurken çok nezaketli konuşan bir insan başkalarıyla ilişkisinde kaba, ya da farklı konuşuyorsa; oraya kocaman bir soru işareti koymamız gerekiyor. Orayı elimize bir büyüteç alıp, iyice incelememiz gerekiyor.

Niye herkese ayrı ayrı farklı konuşuyor?
Ama biz oradaki problemi görmek istemiyoruz, bir şey olmaz diyor egomuz. Bir şey olmaz. Orda da egomuz giriyor araya…

Avcı kişilikler sizin hayatınızda kalmazlar; sizden alacaklarını aldıktan sonra gitme plânı yapmaya başlarlar. Gitmeye karar verdikleri anlarda siz kurban olduğunuzu anlarsınız.
Sizi dolandırdım demez; ben de insanım, ben de hata yaparım…der.
Emeklerinizi de bir avcı gibi sömüren, sizi kullanan; işi bittiğinde de sıvışma plânları yapan insanlar da, duygusal alanda kişileri sömüren insanlar da avcılardır.

Ruh-duygu-emek-plân-fikir emiciler bunlar.
Sizin sahip olduğunuz her şeyi emiyor.
Halâ sizden alacağı bir şey varsa, sizin hayatınızdan çıkıp gitmek istemezler.
İnsan doğası şifrelerinden…

İclalgül Gölgeli

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

İclalgül Gölgeli

İclalgül Gölgeli, 12 kardeşin 9 numaralı, 60 doğumlu Malatya'nın Gündüzbey kasabası'nda dünyaya gelen, yüksek öğrenimini Ankara Gazi Üniversitesi'nde yapan, hayatını kendini ve insan yetiştirmeye adayan bir garip virgülüm. Yazar değilim. Hayatıma dair çok insan hikayeleri biriktirdim. Çok iniş çıkışlarım, çok duraklarım ve yol başlangıçlarım oldu. Kısacası, insan okuyor ve insan dokuyorum. Son nefesime kadar da böyle olacak umuyorum. Saygı selam ve başarı dileklerimi iletiyorum.
2.3 3 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
Zahide yağız
Zahide yağız
7 ay önce

ÇOK GÜZEL ÇOK DOĞRU

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
1
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx