YAZILAR

KUZEY IŞIK/LARI

Yine sıkılmış, daralmış ve bunalmıştı…
Arayışları durmaksızın devam ediyordu…
“Ne yapmalı, kiminle ve nasıl yapmalı…”
diye düşünürken en yakın dostu Furkan geldi birden bire aklına…
Tabi ya, ondan daha akıllısı var mıydı ki!? Ona sorup yardım alabilirdi, her zaman olduğu gibi… Ne de olsa Furkan onu hiç yarı yolda, çaresiz bırakmamıştı…

Değişiklik yapmak istiyordu, Adem…
Düşünmüştü ki yeni bir şeyler, haller, yerler, insanlar, iklimler… iyi gelecekti ona… Öyle ya madem yaşadığı yerde bu kadar çok sıkıntı, dert, keder, bunaltı vardı… Madem öyle en iyisi terki diyar eylemekti, ama nereye?

Elbette varolduğu yerden bambaşka olan bir yerlere…
Araştırmaya, düşünmeye başladı ve bazılarından duyduğu ve öve öve anlatışlarını bitiremedikleri, sıcacık, herkesin ve her şeyin çok mutlu olduğu, envai çeşit yiyeceklerin içeceklerin her zaman bulunduğu, yaşamın çok kolay, zahmetsiz ve ucuz olduğu bir yerdi orası, gitmek istediği, Kuzey Kutbu…

Aldığı ve biraz da rahatladığı bu kararıyla Adem, doğruca Furkan’ın yanına vardı ve ona düşüncelerini açtı…

“… Peki sen bu arzuladıklarını burada yapamaz, mutlu olamaz mısın?” dedi Furkan…
“Hayır… Bir baksana şu sefil hayatıma… Kendime gelebilmem, toparlanmam, başarabilmem, en azından birazcık ısınabilmem için gitmem lazım oraya…” diye diretiyordu, Adem… Ne de olsa kafasına koymuştu ya…
“… Bütün bu düşündüklerinden emin misin? Bunlarla mutlu olabilecek misin?… ” sorusuna,
” Elbette, mutluluğumun yolu burdan geçiyor olmalı!… ” diyordu Adem, Furkan’a …
” Peki, istediğin gibi olsun… Gidelim bakalım senin sımsıcacık her şeyiyle muhteşem, mutluluk kaynağın olacak yerlere… ” dedi Furkan ve böylece yola koyuldu bile iki dost…

Pek de bir hazırlığı yoktu Adem’in… Bir şort, bir de tişört, altına da bir parmak arası bir terlik yeterliydi ne de olsa gittikleri yerde başka bir şeye ihtiyacı yoktu.

Bir de Furkan ‘a baktı ki o, her zaman ki gibi elinde bavulu yüklenmişti … Birşey demese de :” Ne gerek var ki bunca eşyaya, zaten sıcacık, rahat memlekete gidiyoruz… Gerekeni tedarik de orada hiç zor değil….” diye düşünüyordu Adem düşünmesine de, Furkan da Adem’i iyi tanıyordu ve anlıyordu ne demek istediğini onun beden dilinden, gözlerinden …

Daha ilk uçaktan inmeden Adem üşümeye başlamış, rahatsız hissetmişti bile… Ama Furkan temkinliydi hem kendini korur hem de dostunu düşünürdü her zaman … Adem’e işaret ederek şu pantolon, gömlek, ceket ve botları giymesini söyledi… Adem ise şaşırsa da bunları gördüğüne, üşüdüğü için hemen giydi ve yolculuklarında devam ettiler… Biraz ısınmış, rahatlamış ve gerginliğini atabilmişti Adem, dostu Furkan sayesinde…
İkinci uçakla da biraz daha yaklaşmışlardı o hayalini kurduğu mutluluk ülkesine… Furkan sabırla onu izliyor, yaninda onunla devam ediyor, hayallerine hiçbir şey demiyor, Adem’i gözlemliyordu …

Aslında Adem, Furkan’ın bu sessizliğine şaşırıyordu çünkü onun tahminleri, tavsiyeleri ve çıkarımları her zaman doğru olurdu, zaten bu nedenle değil miydi Adem her zaman ona danışır ve yardım talep ederdi, tıpkı bu yolculuğunda da olduğu gibi…

Şimdi Furkan’ın bu halini düşünüyordu… Gittikçe hissettiği o soğukla ve rahatsızlıkla … Kendini sıkmasa dişleri birbirine vurmaya başlayacak neredeyse… Utandı dişlerinin takırdamasından…. Hem de daha uçaktan bile inmemişlerdi henüz … Anlamakta güçlük çekiyordu…

Neden böyle oluyordu ki? Bu hal ve bu hava da neyin nesiydi böyle…? Tam tersi olması gerekirken, neden gittikçe soğuyordu…?
Furkan neden yorum yapmıyordu…?
Neden peki o heyecanını yitirmişti, yola çıkmadan hissettiği…?
… Nedenler gittikçe artıyor ve nasıllara dönüşmeye başlıyordu…!

“Al şunu giy de yolumuza devam edelim. ” diyerek bir kaban uzattı Furkan, Adem’e…

Teşekkür ederken minnetle,” nasıl da bilmişti şu an en çok ihtiyacımın bu olabileceğini de hazırlıklı gelmişti böyle…” diye derin derin düşünmeye başlamıştı Adem… Biraz da suçluluk hissiyle… Ama zaten Furkan hep böyle değil miydi ki hazırlıklı, temkinli, bir şeyin başını/ortasını/sürecini/sonunu/çıkarımını yaparak hareket eden ve onu sevenlere de bunları tavsiye eden…. Evet, o öyleydi…

… Ne vardı Adem de biraz daha fazla çabalasaydı da, birazcık Furkan’a benzeyebilseydi!… Ama söz vermişti kendisine, yine! Sorumluluğunu alarak çabalayacaktı! Yapacaktı bunu!

Çok az kalmıştı ama zorluklar da artarak devam ediyordu… Kısa bir mesafe daha atlatmaları gerekirken , üzerindeki kaban ayağında ki bot da yetmiyordu zira hava gittikçe soğuyor, o kısacık kalan mesafe de aksine tüm bu zorluklar içinde uzadıkça uzuyordu….

Adem’e eskisi gibi cazip gelmiyordu artık bu mekan değişikliği, düşündüğü yerlerin güzellikleri, o içini görmeden ısıtan sıcaklığı ve rahatlığı… Mutlu hissettirmiyordu artık… Aksine derin düşüncelere sürüklenmeye başlayalı çok olmuştu…

Nihayet Kuzey Kutbu göründüğünden, kalın yün büyük bir atkı, bere ve eldivenlerle sarıp sarmalamıştı Furkan Adem’i çünkü soğuktan mosmor olmuştu… Aslında içi de morarmıştı tıpkı dışı gibi ; erken hükmederek, kestirip atarak, akledip düşünüp de iyi araştırmadan yollara düşerek… Furkan’ın kararlarına güvendiği halde onunla istişare etmeyip de direterek…. Daha çok şey vardı kara kara düşündüğü!….

Ama tek sorun da buraya kadar yaşadıkları, çektikleri ve gördükleri değillll daha çok buldukları olmuştu!
Bu da neydi böyle?
Burası nasıl bir yerdi ?
Karıştırdığı, anlamadığı bir şeyler olmalıydı ama neydi…?
Hani güneş neredeydi? O sımsıcak dört mevsim harika iklim?
Her yerin yemmmyeşil olduğu, envai çeşit bitki örtüsü ve meyveler, sebzeler neredeydi?
O refah yaşam , ortam ….? Burada olabilir miydi…?

Ne de yanılmıştı, kendini kandırmıştı, hiç doğru düzgün akletmeden, düşünmeden bir hayal kurmuş, kendini inandırmış ve de peşine düşmüştü…. Halbu ki böyle mi olmalıydı, biraz aklı selim olsa idi, hareket etseydi bu büyük hayal kırıklığını yaşamaz ve yaşatmazdı… Öyle değil mi?

“Ahhh Adem, ahhhh…. Hiç akletmez misin?” dedi Furkan….

İlerlediler… Kapalı, karanlık, puslu ve buzzz gibi havada… Ta ki başlarını sokacakları bir yer bulana dek… Furkan’ın bavulu hafiflemişti zira içinde ki herşey : yün içlik, pantolon, gömlek, ceket, bot, kaban, atkı, bere, eldiven… herşey Adem’in üzerindeydi artık ve o ağırlıkların altında ama, Furkan’ın, can dostunun desteğinin, sıcacık hissettiği ortamında, Adem doğru düşünmeye, bağ kurmaya ve akletmeye başlamıştı artık iyiden iyiye…
Ya yanında olmasaydı can dostu? Kim koruyacak ve o zorlu ve vahşi şartlara hazırlayacaktı Adem’i…? Müteşekkir hissetti, yine, derinden, samimiyetle…

Madem buraya kadar gelmişlerdi bunca zahmet ve mağduriyetliklerle, bari Kuzey Kutbu’nu tanısalar iyi olacaktı….
Ki öyle de oldu…
Zira hiç bir şey boşu boşuna yaratılmaz ve yaşanmazdı ki, olmalıydı muhakkak bu yaşananların da bir hikmeti….
….
Dünyanın iklimlerinin oluşmasının, şekillenmesinin, dengelenmesin nedeninin burası olduğunu anlamak , tüm tatlı su yani bizim hayat kaynağımızın merkezinin de Kutubun olduğunu öğrenmek, tek bir ağaç yetişemese de havanın nasıl da berrak ve temiz, bol oksijenli olduğuna şahit olmak…. Hele hele bir zaman sonra o muhteşemmmm kutup ışıklarına şahit olmak…. yine de apayrı bir mutluluk, lezzet ve keyif vermişti Adem’e…. Gel o Kuzey Işıkları, nasıl da şimşekler çaktırmış ve ışıklar yakmıştı içinde…
Bu güzel duygularını Furkan ile paylaşınca o da ona gülümsedi….

“Mutluluk…
Ne kadar da göreceli bir şeymiş…
Ne umarken ne bulursun, bulduğundan ne umarsın ki o da seni bambaşka hallere sürükler ve her şeye rağmen insan aklederse, fark ederse, idrak ederek yaşamayı tercih ederse…. Hissedermiş ancak…
Mutluluk…”

Dedi Furkan…

Selametle 🌹 🌹 🌹
Peri’han Taşdemir Taylı

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

3.4 5 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
2 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
Selim Hoca
Selim Hoca
26 gün önce

Güzel yüreğinize sağlık Hanım Efendi.

Sabri Zafer
Sabri Zafer
22 gün önce

Ve Adem sanki asırlardır orada yaşıyormuş gibi kısa sürede oralı oldu. Ve Adem, Furkan’ı terketti. Onunla sanki hiç tanışmamış gibi yaptı. O hiç yokmuş gibi, onu umursamadan yaşadı…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
2
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx
()
x