“Bizim Mahalle” Kabadayılığı

0
157

İnsanların birbirlerine karşı düşmanlığı ve kini büyütmelerin sebeplerinin en önemlisi belki de birincisi birbirilerini ötekileştirmeleridir. Bu süreç insanları birbirinden koparır; aralarındaki insani ilişkiyi bitirerek, karşıtlık üzerinden ve birbirlerine hükmetme ve tahakküm kurma ilişkisine dönüşür. Kendimizi gerçekleştirmede yardımcı olacak farklı düşünce ve fikir sahipleri ile iletişim ağını,  karşıtlık ve öteki üzerinden enerjimizi bitiren sürekli didişmeye dönüştürmek; hem toplumsal hem de bireysel kendi gerçekliğimizi ve varoluşumuzu oluşturmamızı sürekli ertelememize sebep olmaktadır.

Bu yazımda size zamanında ortak acıların (elbette başka ortaklıklar da mümkün, ama travmaya sebep olan acıların bu oluşumda en etkin role sahip olduğunu düşünüyorum) bir araya getirdiği bizim mahallenin, nasıl bir ötekileştirme kümesi haline geldiğini, genel olarak “bizim mahalle” kavramının ne ifade ettiğini çok kısa anlatmaya çalışacağım.

 “Bizim mahalle” belli bir zihin dünyasını temsil eden insanlardan oluşan kolektif kimliğin sosyolojik adıdır. Aynı dile, dine, değere, yaşanmışlığa (yukarıda da belirttiğim gibi, belki en önemlisi) sahip ve toplumsal bir olayda aynı reaksiyonu gösteren insanlar mahalle sakinlerini oluşturur.

Siyasi hareketler de bu tür kümeleşmelerin oluşmasına zemin hazırlar. Ya dini ya mezhebi ya da etnik kimliklerin istismarıyla bu kümeler oluşturulur. Yine bu siyasî hareketler, oluşturulan bu kümeleri ve gruplarıysa kendi menfaatleri yönünde kullanırlar. Ülke insanlarının enerjisini, potansiyellerini kendi istekleri doğrultusunda kullanmak için oluşturulan bu “yapılar” Ak Parti iktidarı döneminde daha da ayrışarak farklı bir yöne doğru ilerlemekte. Tabi bu konu benim makalemin boyutunu aşan bir konu.

Bizim mahalle, iktidarın doğru dediklerine doğru, yanlış dediklerine yanlış diyerek bireysellik, aklını kullanma, özgür irade gibi kavramlardan hızla uzaklaşırken bir yandan da farklı fikir beyan edenleri hain olmakla ve karşı mahallenin ekmeğine yağ sürmekle suçlamaktadır. Her mahallenin bir kabadayısı olduğu gibi benim de içinden çıktığım “bizim mahallenin” de bir hayli kabadayısı var. Bu kabadayıların ortak özelliği Allah adına konuşmaları. Güç sarhoşluğu ve daha fazlasına sahip olma arzusuyla hareket eden; en ehli sünnetçi, en reisçi, en Ak Partili gibi görüntü vererek bu kimlik üzerinden kendi mahallesine nizamat verdiği yetmezmiş gibi, karşı mahalleye nizamat verme cüretini de gösterirler. İlk dönemlerde nizamat verme işini, Reis üzerinden yaparken bu sahte mahalle kabadayıları son dönemlerde sergiledikleri görüntüyle, verdikleri ortak resimlerle Reis’e dahi nizamat vermeye başlamışlardır.

Son dönemdeki tartışmalarda dikkat çeken bir tavır mevcut. “Bizim mahalle” kendi mahallesinden olan bir vaizin, hocanın, liderin yani “mahalle kabadayısının” yapmış olduğu, ahlakî kurallara mugayir (cinsel içerikli, kadını aşağılayan vs.) açıklamalarda  “yedirmeyiz” argümanıyla, ortak basın açıklamalarıyla, yazılı, görsel ve sosyal medya desteğiyle savunmaya geçerken; aynı mahallenin evladı olmasına rağmen, insanların önünü açacak yeni sözler söyleme cesareti gösteren, fikir üreten, adalet ve özgürlük talebinde bulunan insanlara karşı hakaret ve iftira kampanyaları başlatanlara hiç ses etmemeleri, görmezden gelmeleri ne kadar ahlaki ve vicdanidir?

İlginç olan, karşı mahalleden kabul edilen bazı vicdanlı insanların bizim mahallenin kabadayılarının sergiledikleri bu tavrın tam tersi bir tavır sergilemeleri; çok fazla ortak payda tesis edilemediği halde “beni ne ilgilendirir, yesinler birbirlerini” tavrını sergilemeyip, kadını aşağılayan, cinsel içerikli fetvalara karşı gelirken düşünceye ve fikre hak ettiği değeri verebilmeleridir. Ama yine bizim mahalle bu tavra da bir kulp takmakta, karşı mahalle insanını Cihangir’li, Bebek’li diyerek ötekileştirmektedir. Sözüne zerre kıymet atfetmediği, söz söyleme hakkına hürmet etmediği gibi karşı mahallenin acısına dahi sevinir hale gelmek bizim “mahalle cengaverlerinin” ritüeli olmuş durumda. Acıları dahi ötekileştirebiliyor oluşumuz, acaba eleştirdiğimiz karşı mahalle haydutlarını öğretmen mi edindik, sorusu akıllara getiriyor.

Evveliyatında; idealinde ve hedefinde adaletin, hürriyetin ve özgürlüğün olduğu “bizim mahalle”, iktidarın verdiği hırs, hırsın neden olduğu bir gözü dönmüşlükle ne yazık ki bir çıkmaz sokak haline gelmiş görünmekte. Dikkat ederseniz bizim mahalle ilkesel duruştan hizipsel bir duruşa doğru evrilirken, “dindarlaşma” şöyle dursun kindarlığı gittikçe artmış durumda. Bu duruma dönüşen, “bizim mahalle” denen (körler sağırlar birbirini ağırlar) çıkmaz sokaktan, eleştirel düşünen bir mahalleye hicret etmek hala mümkün. Dikkat ederseniz hep beraber ilkesel duruşumuzdan hizipsel bir duruşa doğru evriliyoruz. Dindarlaşma şöyle dursun kindarlığımız gittikçe artmış durumda.Bizim mahallenin geçmişi acı tecrübelerle dolu ve biz bize uygulanan ambargoyu kimseye yaşatmamamız gerektiğini düşünerek ve inanarak buraya gelebildik. Ülkemizin emperyalizme karşı mücadelesinde ayrışmalardan bir an evvel vazgeçmeliyiz. “Karşı mahallenin”, Kemalizm üzerinden “Beyaz Türk” ayrıcalığı bir yanlıştı, evet; bizim de Ak Parti üzerinden “Beyaz Müslümanlığı” icat edip “yerli ve milli” kavramını yalnız bir siyasi partiye indirgeyerek bu yanlışı devam ettirmememiz gerekir.