YAZILAR

Aşure


Aşure’nin bilindik hikayesidir. Nuh tufanı sonrası kurtulan bir gemi dolusu insan ellerindeki malzemeyi birleştirerek bir aş koyarlar ortaya.

Birbirinden aykırı bir sürü bakliyat, kuruyemiş, meyve, hatta baharat birleşir hayatta kalmanın hatırına. Ne önemi vardır farklılıkların, mademki hayatta kaldılar. Öyle kutsal bir gündür ki bugün, öyle kutsal bir mücadeledir ki bu mücadele, binlerce yıla damgasını vuracak bir yemek çıkar ortaya. Bence dünyanın besin değeri en yüksek tatlısı: Aşure.

Her sene evimin mutfağında karmakarışık kokularla aşure pişirirken kafamda deli sorular beliriverir.

Derim ki; insanoğlu şımarmışken bu kadar, doyumsuzken her alanda; çok bencilken, nedendir bilinmez dünyadaki tek değerli varlık insan nesli, onun içindeki tek değerli kendi ırkı, onun içindeki tek değerli de kendi canı, kanı sanırken; ve hep birlikte din, ırk ayırmaksızın dünyanın canına okumuşken kopsa tufan.

Günlerce delice yağmur yağsa, iklimler bu kadar bozulmuşken ve sonunda kurak dediğimiz topraklar doysa suya ve içindeki suyu kusmaya başlasa, insan en aciz,  en savunmasız haliyle çırpınsa, saçlarını yolsa ben ne yaptım ana rahmim dünyaya diye bir kez sorsa. İnsan neslinden ve hayvan neslinden bir sürü can kalsa suların altında.  Acı yüreğinizi deler, ama çok şey öğretir insana.  Ve Rahman’ın sesi duyulsa “Ey gök suyunu tut ve ey yer suyunu yut”.

Ve yağmur dursa günler sonra, bulutlar çekilse güneşle aramızdan. Güneşin keskin ışıkları okşasa yüzünü dünyanın ve içinde kalan bir avuç canlının. Sular yavaş yavaş çekilse ve canlılar toplansa bir araya oradan buradan. Mesela her ırktan bir tane kalsa ve her dinden; zengin de kalsa, fakir de; her mezhepten birer tane. Yaşlı da kalsa, gençte. Eğitimli de kalsa cahil de. Kavgasını verdiğimiz ne kalır elimizde. Yapacak bir şey var oda aşure.  Bunca karışık canlıdan ancak aşure yapılır.

Her sene mutfağımda aşure pişirirken kukuletasını takmış yaşlı bir büyücü gibi hissediyorum kendimi. Karışım hazırlayan bir büyücü. Bunca karmaşada anca büyü yapılır diyorum, kardeşlik büyüsü. Aşure’lerimin üzerini süslerken “bunlar son kalan canlılar kutlamak lazım” derim içimden. Geride kalanlarımızı  hatırlayıp yad ederek ve daha bir sıkı tutunarak hayata. Farklılıklarımızın şerefine. Afiyetle.

Daha Fazla Göster

Neslihan Hümeyra

İki çocuk annesi. Eski radyo programcısı. Kitap ve doğasever... Ve yıllar önce ara vermiş şimdi ise tekrar Yazar...

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: