Kandırılmanın “Anatomisi”

0
461

Ülkemizin içerisinde bulunduğu son dönem çalkantılarının sebebi; “devlet büyüklerimize” göre “kandırılmak”. Hem iktidarda bulunan hükümet yetkilileri hem bürokrasimiz hem de aydınlarımız nasıl olduysa, FETÖ yapılanması tarafından sürekli kandırılmış!

Bir mü’min aynı delikten iki kez ısırılmazken; yöneticiler aynı delikten kaç kez ısırılır merak ediyorum.

Hala kandırılıyor muyuz/kandırılıyorlar mı bunu da merak ediyorum.

Güncel olan kandırılmalara gelmeden önce, detaylarını uzmanlara bırakarak tarihteki kandırılmalara kısaca bir göz atalım.

Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki; doğru kaynaktan öğrenilmeyen “din” toplumları, iktidarları kandırmanın bir numaralı aracıdır. Aslında “Din tarihi” kandırılmayla başlar desek yanılmış olmayız.

Kandırılma serüvenimiz atamız Adem’den (a.s.) başlar. Şeytan Adem’in (a.s.) ebedi olmak/iktidarda kalmak/bir numara olmak ile kandırmıştı.

Daha sonraki dönemlerde iktidar için, kandırmak için “Hilafet Kureyş’tendir” argümanı kullanılmıştır: “Hilafet elbisesini Allah giydirdi, çıkaracak olan da yine O’dur.” amaç, iktidarda kalmak.

Hz. Ali ve Muaviye mücadelesinde hakem olayında yine kandırılmaya rastlıyoruz ;  amaç yine iktidar olmak, iktidarda kalmak…

Bu konu hakkında tarihimizde bol miktarda kandırma ve kandırılma  mevcuttur.

Dini fetvalı Kardeş katlinin yine amacı; iktidar olmak, iktidarda kalmak… Amaç, hedef “kutsal devlet/din devleti” kurmak olunca; yapılan her iş, tutulan her yol dini fetva desteğiyle meşrulaştırılmıştır. Bizim iktidarımızı Allah istiyor , o istemezse iktidar olamazdık yalanını ve kandırma eylemini  “uydurulmuş dinin””yanlış kader inancını” kullanarak  yapmışlar ve iktidarlıklarını sürdürmüşlerdir.

Sebebi doğru teşhis edelim, sebebin adını doğru koyalım ki doğru sonuç elde edelim. Benim okumama göre; kanma ve kandırılmanın sebebi;  içimizdeki hükmetme, yönetme arzusunu “kutsal devlet/din devleti” argümanıyla  kamufle ederek meşrulaştırma çabasıdır. Böyle bir hedef için “insan hem kanar hem de kandırılır.”

Gelelim kısaca günümüzde olanlara:

2013’ün 17/25 Aralık’ına kadar hem iktidar hem de iktidara eklemlenenlerin birçoğu kandırılmaya devam etmiş; bir değil, iki değil, üç değil daha fazla “ısırılmışlar”/kandırılmışlar.

Her insanın başka bir insan tarafından kandırılma olasılığı vardır; hele de ben “Müslümanım” diyen biri tarafından kandırılma ihtimali daha yüksektir… Ama bu defalarca devam ederse, burada bir bit yeniği aranır, arayanlara da suçlu gözüyle bakılmaz. Hele de devletin kandırılması bir felakettir, maalesef başımıza gelen de budur. 

Tamam da ; “Bir insan bir insanı neden kandırır?”

Bir insan bir insana neden kanar; hadi insan kanar da, devlet yönetimi nasıl ve neden kanar ki!

Devleti kandırmanın bir amacı olmalı…

Devlet adına kanan iktidarın da bir amacı olmalı…

Tarihimizin en büyük kandırma ve ihanet örgütü FETÖ’nün kandırma ve kandırılanların da kandırılma gerekçesi tarihimize uygun cereyan etmiştir; yani din soslu bir yalan ile/kandırma ile devleti ele geçirmek…. . Son kandırma olayı ülkeyi satma pahasına olunca ihaneti de beraber getirmiştir. 

Sadece bizim ülkemizde değil ; kandırılmak İslam dünyasında alışkanlık haline gelmiş! Irak, Afganistan vs. ülkelerde tarikat ve cemaatlerin kandırmasına şahit olmuşuz. Topal Molla, Kesnizani,Fetö v.d hepsi aynı yöntemi kullanarak bu delikten hem halkı hemde iktidarları“ısırmıştır.”

Bakıyoruz, bunca ihanet ve kandırmadan ibret alınmış mı?

Hayır!

Dün FETÖ’yle olan münasebetin sonucu ülkenin başına açılan beladan ibret almak şöyle dursun, FETÖ’nün zihin dünyasının “aynısının tıpkısı cemaat ve tarikatlar” ile aynı yanlışlara devam edilmektedir. Devlet sebepleri yok etme yerine ısrarla sadece sonuç üzerine odaklanmış durumda…

Falanca bakanlık falanca cemaatin kontrolünde…

Bakıyoruz  falanca bakan ve bürokratları,  milletvekilleri falanca cemaatin kapısında..!

İşin garibi 2013’ün sonuna kadar kandırılmaya ve ihanet şebekesini övmeye devam eden tetikçi “sözde gazeteciler” ise; güçlü gördükleri bir cemaate/tarikata kapağı atarak hükümet yetkililerine buradan “akıl” veriyor! Hele yıllardır “İslamcıların” hocası konumundaki adamların, “bazı şeyleri gerçekleştirene kadar “takiyye/iki yüzlülük yapabilirsiniz, ihaleden hayır için komisyon alabilirsiniz diyerek, hükümete FETÖ’nün davranış şeklini önermesi tam bir aymazlık değil de nedir?

Peki, “islam ülkelerinde” bu kadar kandırılmanın sebebi ne?

Bizim ülkemizin iktidarı tarafından anlatılana göre Fetö’ye kandırılma gerekçesi;  “Müslüman bir cemaate” güven duyulması imiş.

Peki, “Müslümanlara” güven duyulmayacak mı?

“Elbette duyulacak” ama nasıl?

Müslümanların insan olduğunu unutup, “din” taassubu/ırkçılığı/asabiyetiyle hareket ederseniz sonuç değişmeyecektir. “Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edilmez” ve edilmiyor da; yapılması gereken ilke merkezli hükümet etmektir.

Din, dil, ırk gözetmeden;

“Herkese adalet”,

“Her yerde liyakat”,

“Her daim meşveret” ve adil paylaşıma dayalı bir siyasetle halka hizmeti esas almak zorundayız.

Bu sıraladığım ilkeleri ısrarla söyleyen bu ülkenin aydınları, mütefekkirleri, düşünürleri, hocaları var elhamdülillah; yeter ki hükümetin etrafını sarmış sinek/asalak türünden olan “olur efendicilerden”, “korkak bürokratlardan”, bir tarikatın veya cemaatin hizmeti için “mevzi kazanmaya” çalışan tüm danışman ve bürokratlardan devlet kademelerini temizlemeyle işe başlamak gerekir.

Yine yapılması gereken “din devleti/kutsal devlet” kavramının masaya yatırılması; Din Devleti oluşturmanın dini bir vecibe görüldüğü her yerde çatışma, kandırma ve terör bitmeyecektir. “Kutsal din devleti” inancı olan  insanlar;  fırsatını bulduğunda devleti ele geçirmek için ölecek veya öldürecektir.  Hedef “kutsal” olunca, meşru-gayri meşru yapılan her icraat de “kutsal” olur. Ölmek, öldürmek, her şey kutsal olur.

Yani tüm kandırılmaların  temelinde bulunan bir numaralı sebep; teolojiktir, yanlış din algısıdır. Devleti ele geçirmenin dini alt yapısı olan “kutsal din devleti” kurmanın, dini bir emir, dini bir vecibe  olduğu düşüncesinin yanlışlığının ortaya konarak, insanımızın ahlak merkezli bir toplum oluşturması hedeflenmelidir. Ahlak merkezli , ahlaklı bir toplumun oluşturacağı devletten daha “kutsal” bir devlet olamaz.

Birbirimizi kandırmadığımız/kandıramadığımız bir ülke temennisi ile….