DENEMELERYAZILAR

İÇİNİ AYDINLATMAYAN DIŞINA IŞIK VEREMEZ

Bu aralar hangi kapıyı açıyorsan, hangi topluluğa bakıyorsan hep aynı söz.
‘Ne olacak bu gençliğin hali’
‘Bu gençlikle ne yapabiliriz ki’
‘Bu gençliğe ne emanet edebiliriz ki’

Yahu! Müslüman dur hele ne ettin?
Bismillah dakika bir gol bir.
Karartma hemen içimizi.
Bu kadar basit değil ve de olamaz.

Tamam, kabul biraz haşarılık var,
ama bunca veryansını gerektirecek kadar da değil.

Az sabırlı ol.
Bir anda olmaz.
Ne yaptın, ne yapıyorsun önce ona bak.
Hatta önce kendine bak, kendini hatırla.
Sen o yaşta iken nasıldın, neredeydin
ve daha da önemlisi şimdi neredesin…

Evet;
‘Kendisi kötü’ olanda ‘gençlerimiz iyi olsun’ diyor, ‘kendisi iyi’ olan da.
Kendi iyi desin tamam da ‘kendi kötü’; sana ne oluyor, sen neden istiyorsun.
Samimi değilsin ki.

Kendi iyi olan istesin, sen değil. Neden mi? emek veriyor, çaba sarf ediyor. Ya
sen, var mı bir emeğin, çaban; yok. O zaman isteme. Daha doğrusu önce
istemeyi hak et sonra ne isteyeceksen iste.

Önce samimi ol. Kendini atlayarak alt kadronu iyileştirmeye çalışıyorsun. Böyle
olmaz olamaz.

Görmüşsünüzdür adam elinde sigara ile çocuğuna sigara çok kötü bir şey, sakın
içme, içersen şunu yaparım, bunu yaparım vs. vs. diyor.
Eee oldu mu şimdi. Bu çocuk dinler mi seni, ya da neden dinlesin seni.
‘ama baba-anne sen’ derse ne yapacaksın.

Bak abim ablam unutma, yaz bir tarafa ‘içini aydınlatmayan dışına ışık veremez’.
Önce sen. Sonra ne mi olacak? Merak etme, sonrası kendiliğinden gelir rahat ol.
Gelelim ‘kendi İyi’ye. Oda bazen tutturamıyor. Kendisi iyi ama gerisi…
aaah gerisi ah.

Olsun abim-ablam olsun; olur bazen sıkma canını, gel beraber bakalım. Sorun
neyse birlikte bulalım, birlikten kuvvet doğar.

Nereye mi bakacağız: e gençlik dedik; hayat dedik; o zaman gel hayat kitabı olan
Kur’an’a bakalım.

Aç Lokman suresinin 13. Ayetini oradan okuyalım.
Evet;

13. Hani Lokman, oğluna öğüt vererek: “Ey yavrucuğum! Allah’a ortak koşma. Çünkü O’na ortak koşmak büyük bir zulümdür.” demişti.

Dur dur; hemen geçme bak gördün mü gol sırası şimdi de Kur’an’da. Ne dedi;
‘YAVRUCUĞUM’ Hişt, hey, lan; demedi. YAVRUCUĞUM dedi… Tamam, şimdi diğer ayete geçebiliriz. Buyur devam et.

16. (Lokman:) “Ey yavrucuğum! Şüphesiz ki o (yaptığın iyilik ve kötülük) bir hardal tanesi ağırlığında olsa, hem de bir kaya içinde veya göklerde yahut yer içinde bile olsa, Allah onu getirir (ve karşılığını verir). Çünkü Allah Latîftir, her şeyden haberi olandır.”
Bak gördün mü; yine YAVRUCUĞUM dedi. ıııı

Sen bakma bana devam et.
Ben; arada böyle söze girerim, buyur.

17. “Ey Oğulcuğum! Namazı dosdoğru/gereğine uygun olarak kıl, iyiliği emret, kötülüğü engelle. (Bu esnada) başına gelecek (musibet)lere sabret. Çünkü bunlar (Allah’ın emrettiği) kesinlikle (ve kararlılıkla) yapılacak işlerdir.”

18. “İnsanları (küçümseyip) yanağını bükme/yüz çevirme ve yeryüzünde şımarık yürüme! Çünkü Allah, böbürlenen ve kendisini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.”

19. “Yürüyüşünde ölçülü (ve kibirsiz) ol. Konuşurken sesini de alçak tut. Çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.”

Yaaaa;
Ne oldu?
Bak gördün mü?
İşte sana üslup, işte sana şahsiyet eğitimi, işte sana duruş.
Öğütler ortada, onlara diyecek söz yok.
Öğüdü vereni gözden kaçırma. Lokman ölmüş olabilir ama Lokman’lığı yaşatma
adına gel bir daha düşün;
‘Bu gençlik nereye gidiyor’ deme;
‘Biz neredeyiz’ de.
Yani önce Lokman ol ki vereceğin öğütler yerini bulsun. Yada derlerler ya
‘yürekten çıksın ki yüreğe değsin’…

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: