DENEMELER

Mükemmel Bir Donanıma Sahip İnsan Nasıl Olur da Azar?

Sorular, sorunlar, sorumluluklar ve sorgulamalar!
Hiç bitmiyor ki.
“Her an yeniden doğarız bizden kim usanası?”
Ahseni takvim (En güzel bir biçimde) üzere yaratılmış olan insan bitmek tükenmez bir enerjiye sahip. Değişken bir varlık. Ama başı boşta bırakılmamış. İlahi huzurdan dağ taş kaçarken, o sorumluluğu yüklenmiş.  

Nasıl olur da insanoğlu hak ve hakikatten uzaklaşır ve sorunların baş aktörü olur?

Yüce Rabbimiz insanoğluna öyle bir fabrika ayarları yüklemiş ki tek kelimeyle muhteşem/şaheser bir varlık kılmış. 

Ona akıl, vicdan, ruh ve irade vermiş.

Ve üstelik vahiyle bunları desteklemiş.

İnsan yaratılalı beri hiç vahiyden yoksun kalmamış.

Vahiyle, resullerle, nebilerle, kitaplarla, sayfalarla, emirlerle desteklenmiş. Gelinen noktada insanlığın içler acısı hali pür melali ortada. 

Çok uzaklara/ötelere gitmeye gerek yok. 

Yaşadığımız çevreyi şöyle bir seyri temaşa etmemiz kafidir. 

Cinayetler, soygunlar, ihanetler, intiharlar, boşanmalar, anlamsız savaşlar, katliamlar, soykırımlar vs… İnsanlık bunu hak ediyor mu peki?

Allah(cc) cennet vaad ediyor, insanlar insanlığı cinnete sürüklüyor!

“Deveyi yardan aşıran bir tutam ottur!” Malesef insanlık hırslarının kurbanı. Böyle olunca da sonu hep hazin ve hep vahim… 

İnsan kendisine bahşedilen akıl, ruh, fıtrat ve vicdan gibi yetileri doğru bilgiyle, Allah sevgisiyle ve vahiy kültürüyle harmanlamadığı zaman sonu hep hüsran olacaktır. 

İnsan Allah(cc)la, insanlarla, çevreyle, doğa ve tabiatla barışık bir yaşam içerisine girmeli ki yaşanan olumsuzluklar asgariye inebilsin. 

İnsan, kendisini diğer canlılardan ayıran en önemli yeti olan aklına vahiyle abdest aldırmalı ki bu olumsuzluklar asgariye inebilsin. 

İnsan hep mi olumsuzluk, kötülük, çirkinlik oluşturur?

Allah insandan başka bir varlık mı yaratmayı bekliyor ki dünya düzelsin, hayat daha yaşanılır bir hale gelsin?

Rabbimize şükretmek için o kadar çok sebebimiz var ki.. Biz bu sebepleri gün yüzüne çıkarmak gibi bir erdemin peşine düşmeyip, nefsimizin buyruklarını esas almışız.

Halbuki “Allah kuluna kafi değil mi?..” Zümer Sur, 39/36

Bizler ayetleri değil adetleri kendimize yol ve rehber edinmişiz.

“İnsan, başıboş bırakılacağını ve dilediği gibi hareket edebileceğini mi sanır?” Kıyame Sur, 75/36 

Unutmuşuz Rabbimizin sahibimiz olduğunu. 

Bir fincan acı kahvenin kırk yıl hatırı olduğunu bilmişiz ama bizi yaratan ve yaşatan Allah(cc)’ı hiç mi hiç hatırımıza getirmemişiz.

“Onlar, Allah’ın gücünü gereği gibi kavrayıp takdir edemiyorlar. Nitekim Allah her şeye muktedir olan yüce bir otorite sahibidir!” Hacc Sur, 22/74

Hakkın hatırının her şeyden çok alidir.

İnsan nasıl unutur bunu yahu! 

Bir patronun çalıştırdığı işcisine “Maaşın benden. Kafana göre takıl!” der mi?

Evladını doğurduğu gibi sokağa salan bir anne baba var mıdır?

Öğrencisine ödev verip takip etmeyen bir öğretmen ne kadar eğiticidir?

Sürüsünü otlatırken kurttan yabanlardan korumayan bir çoban var mıdır?

Bu örnekler saymakla bitmez elbette..

“İnsan, başıboş bırakılacağını ve dilediği gibi hareket edebileceğini mi sanır?” Kıyame Sur, 75/36 

Allah bize bir takım sorumluklar elbette yüklemiştir. Bu kaçınılmazdır.

Hangi renkten, hangi soydan, ırktan, boydan, milletten ve meslekten olursak olalım  sorumluyuz. 

“Bu dünya hayatı, bir oyundan, eğlenceden ve geçici bir zevkten başka bir şey değildir; ama ahiret hayatı Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için çok daha güzeldir. Öyleyse aklınızı kullanmaz mısınız?” En’am Sur, 6/32

İnsan doğumundan ölümüne dek sorumludur.

Mükemmel bir donanıma sahip olan insan nasıl olurda bu sorumluluklarını unutur. 

Şu ayet her şeyi özetliyor aslında.  “Taşı gediğine koymuş!” derler ya. Aynen öyle.  Ayetle ayan beyan her şey ortada.

“Gerçek şu ki, insan ne zaman kendisini yeterli görse (kimseye muhtaç olmadığını zannetse) fütursuzca azar (kendini tanrılaştırır).” Alak Sur, 96/6-7 

Hani son günlerde moda bir reklam vardı ya. 

“Söze ne hacet. İşte görüyorsunuz. Mükemmeelll!” Diyor ya..

Fütursuzca azıp kendi kendine yettiğini sananların,
Rabbinden uzaklaşıp ayetleri değil adetleri önceleyenlerin,
hazlarının peşinde koşanların,
Kur’anlaşarak değil Karunlaşarak dünyaya meydan okuyanların,
empatiyi bırakıp kendini en üstün görenlerin,
vahyi ilkelerden uzaklaşanların,
rahmani dürtülerini değil şeytani arzularını gün yüzüne çıkaranların oluşturduğu dünya elbette yaşanmaz olacaktır. 

Daha müreffeh bir dünya için, insanlığın sulh ve selameti için Allah(cc)’lı, anlamlı, amaçlı ve ahlaklı insanların risk alması, akıl ve vahiyle işbirliğine gitmesi, değer odaklı yaşam sürmesi artık kaçınılmazdır.

Yoksa batılın batağında sadece mustazaflar, masumlar ve mazlumlar değil tüm insanlık kaybolup yok olup gidecektir. 

Şu bilinmelidir ki; Allah(cc)’ın, anlamın, ahlakın ve amacın olduğu yerde asla karamsarlık, umutsuzluk, karanlık, kaos ve karmaşa hüküm süremeyecektir.  Allah(cc) var hayat varsa yarınlar aydınlıktır!

Tüm zorluklara rağmen umuda yelken açanlara, aydınlık yarınlar için ter dökenlere selam olsun!

Hüseyin Emre AKTAŞ

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: