Allah’ın Boyası

0
149

Seyyid Kutup, Hasan El Benna, Mevdudi gibi İslam alimlerimiz kendi coğrafyalarında yürüttükleri mücadelenin kahramanlarıdır. Allah onlardan razı olsun.
.
Her biri, dönemsel olarak, Devlet’in Küresel güçlere karşı piyon olarak kullanıldığı kendi dönemlerinde SAVUNMA refleksi ile muhteşem işler yapmışlardır.
.
Şimdi bizim bu dönem ve ondan önceki benzeri Savunma refleksleri üzerine kurulmuş ve katı kavramlara dönüştürülmüş hatta birazda Kominizm’e ya da Devletsiz Anaşizm’e bulanmış TAĞUT, DEVLET, ŞURA, TEVHİD gibi kavramlarımızı yeniden ele almamız İslam’a hizmet eden Devlet modeline uyarlamamız gerekiyor.
.
Mirasyediliği bırakmamız, dünden gelen her şeyi mutlak doğru ya da mutlak yanlış olarak kabul etmememiz gerekiyor.
.
İslam’ın araçları olan kavramlar, ilgili olduğu dönemlerin şartlarını içlerinde barındırır ve donuklaşırlar. Bu her coğrafyada böyle olmuştur. Bu kavramlar daha sonra bir IDELOJI haline gelirler ve Melankoli ile bu ideolojiyi yaşatmak İslam ile karıştırılır.
.
Bu durum bir süre sonra eskinin yüceltilmesi adına melankoli ile birleştirip sendroma dönüşür.
.
İhya edilecek geçmişe ait hiç bir miras yoktur. İnsanoğluna düşen ŞİMDİ yi geleceğe miras olarak taşımaktır. Aksine salt geçmişi yad etmek, salt geçmişi ihya etmek beraberinde kuru taklidi ve tembelliği getirir. İşte bu sendromdan ümmet olarak mutlaka kurtulmalıyız !!!
.
Semerkand Sendromu,
Endülüs Sendromu,
Osmanlı Sendromu,
Buhara Sendromu,
Ayasaofya Sendromu,
Kudüs Sendromu.
.
İslam’i beka ve medeniyet inşasını geçmişin mirası üzerine doğru konumlandırmak için mutlaka yeni şeyler üretmeliyiz. Aksi durumda mirasyedilik katı taklide, katı taklid donuk bir ümmet anlaşıyına ramolarak kalmaya devam eder.
.
Kendi reel politik gerçekliklerimize, kendi gündemimize uygun kavramlaştırılan tüm değerleri yeniden canlandırmalıyız ve yapılandırmalıyız. Aksi durumda İslam diye pazarladığımız şey kendi içsel melankolimiz olur.
.
unutmayalım ki İslam bölgesel ve yerel sorunların evrensel çözümleridir. Bölgesel sorunların salt kendisi değil !
.
Tüm insanlığa sunulan çözümleri bölgesel ve yerel motiflere sıkıştırmak İslama haksızlık olur. Ayrıca tüm insanlığa hitap edecek evrensel değerleri yerel ve folklorik kalıplara sıkıştırmak bu değerlerin yeryüzüne yayılmasını da zorlar. Çünkü her toplum kendi kültürünü yaşatmak ve geleceğe aktarmak ister. Bu nedenle kültürel form ve kalıplardan arındırılmış yepyeni bir İslam’i söylemi tüm yeryüzüne tekrar taşımalıyız.
.
Aslında yeni olan bir şey değil tüm insanlık tarihi boyunca süregelen bir kavganın unsurları söz konusu olan.
.
Adalet,
Hürriyet,
Özgürlük.
Bu değerler hiç bir folklorik kalıba sıkışmayacak kadar yüce değerlerdir. Allah, işte bu değerlerin yeryüzüne hakim olmasını böylece İslam’ın bir barış ve esenlik garantisi olmasını istiyor. Bu değerleri kabul etmeyecek hiç bir toplum yoktur. Yeter ki onu kendi kültür ve geleneğinin rengine boyayıp millete dayatma !
.
En güzel renk hangi renkti ?
.
Tabi ki Allah’ın bizi boyadığı renk !
.
Yusuf KAHRAMAN

.