Modern Dünyada Kadın ve Erkek Olmak – Yeşim Mızrak Gemici

0
667

Geçmişte kadın ve erkek olmak daha kolaydı. Roller belliydi.Kimse rol karmaşası yaşamadan, üstüne düşeni yapıyordu… İstisnalar her daim vardı mutlaka, fakat çoğunluk eşit değil, eş olduğunun bilincindeydi ve buna göre hareket ediyorlardı…

Sanayi devrimi ile kadın erkek rolleri karışmaya başladı. İlk önce kadın evinden dışarı çıkarıldı, her şey  yapabileceği empoze edilen kadına; kariyer de yaparsın, çocukta denildi. Kadın artık dışarıdaydı. Erkek egemen sahada kendini ispatlama derdine düşmüştü.

Modernitenin inşa ettiği hayat tarzı; dolaylı yada doğrudan bir şekilde şiddet eğilimlidir. Bu durumu aile açısından ele aldığımızda, kadim kültürlerin ve dinlerin geleneksel eş anlayışının yerine birbiri karşısında ve birbirine karşı ayakta duran, potansiyeli de aşarak fiilen rakip olan birliktelikler inşa etmiştir… Ailenin fiziksel mekanı olan evi, sıcak bir mekan olmaktan çıkarmış, evler önce otele takiben de arenaya dönmüştür. Büyüyen evler karşısında , küçülen yürekler ile, maddi manevi bilgi ve tecrübe kaynağı olan büyüklerimiz aile kurumunun dışına itilmiş, huzur evlerinin, huzursuz ortamlarına müebbet mahkum edilmişlerdir..

Nedir modern, çağdaş?:   İçinde bulunduğu zamana uyan, geçmişi inkar ederek , çağa uymaya kalkmak;kişiliğin kaybı, emperyalizm kurbanı olmak demektir.. Geçmişi ile günü arasında, bağlantı kurarak yaşamak ise, gerçek modernlik ve kişilik demektir..

Bizler ise geçmişimiz ile bağ kuracağımıza , geçmişimizden utandırıldık. Az önce yazdığımız gibi sanayi devrimi ile, kadınlar evlerinden dışarı sürüklendiler. 17.y.y da atılan temeller ,’40’lı, ‘50’li, yıllarda dalga dalga yayılmaya başladı..

Kadın kendi yapamadığı , söz sahibi olamadığı noktalarda , söz sahibi olabilmek adına , evlatlarını kendi anne babasından daha farklı yetiştirdi. Okumak, meslek sahibi olmak,( koca eline bakmamak İçin) , olmazsa olmaz oldu.. Ekonomik gücü olursa ezilmez diye düşünüldü..Bu doğrular ile büyüyen kızlarımız , önce kariyer , sonra evlilik dedi.. Böylece modernite ile birlikte evlilik yaşları gecikmeye başladı..

Evlenenler ise, modernitenin dayattığı evliliklere özendi, beklentiler o yönde oldu. Oysa ki; modern dünyanın bize filmler, diziler, best seller kitaplar ile verdiği evlilikler yoktu, onlar sadece diziler, filmler ve kitaplarda öyleydi..Hayal kırıklıkları boşanmaları artırdı. Eskiye göre daha kolay boşanır olduk..Sonuçta iki tarafta , ekonomik olarak özgürdü, ayakları üzerinde durabilirdi..

Boşanmayıp evliliği devam ettirme   kararında olanlarda da ,bu beklentilere cevap verilmemesinin huzursuzluğunu evlere yansıtır oldu..

Kadın olarak beklentilerimiz; bizi seven , hoş tutan, özel günleri hiç unutmayan, biraz yakışıklı, biraz da cebi dolu eşler..

Erkekler de ki beklentiler ise; on parmağında on marifet olan , güzel, giyinmeyi bilen ve taşıyan , her ortamda kendisini temsil edebilecek, yataktan kalktığında bile film artisleri gibi eşler…

Hayaller, hayatlar…

     Modern dünya da , kadınlar özel günler vs. tarzı işleri hep erkeklerden beklerler.. Onlar hatırlamalı, onlar hediye almalıdır.. Aslında kapitalizm erkeklerin parasını sömürmenin başka bir yolunu bulmuştur..Kadını özel gün algısı ile  işle, erkek de huzurum kaçmasın diye almaya uğraşsın…

Neden hep erkekler hatırlamak  zorunda? Evlilik yıldönümü ikinizin günü, o günü niye siz kutlamıyorsunuz , niye siz eşinize hediye almıyorsunuz? Sizin doğum gününüz önemli de, eşinizin ki , daha mı önemsiz? 

Neden her işi yapan kadın bu konuda geri durur? Çünkü modern dünya bu görevi erkeğe yüklemiştir, kadın bekleyendir…

Hayatta her şey zıttı ile yaratılmıştır, gece-gündüz ,siyah-beyaz, ölüm-yaşam, kadın – erkek ..Nisa süresi 34. Ayette Rabbimiz bizi eş kıldığını ifade eder ve birbirimizden üstün değil , eş olduğumuzu söyler.. Bir ayakkabı çifti gibi.. Sağı ,sola, solu, sağa giyemezsiniz..Giyerseniz de bu hem ayağınıza hem de ayakkabıya zulümdür..

Kadın ve erkek birbirinin yerine geçmeye kalkarsa, dengeler bozulur..

Günümüzde her işi yapan kadın hızla erkekleşiyor, erkekler ise hali ile feminenleşiyor..Dışarda sürekli koşturan kadın , evinin içinde de koşturmaya devam ediyor, bitmeyen temizlikler, mutfak işleri, çocuklar var ise onun ile vakit geçirmeye çalışmalar, tabii ne kadar gücü kaldıysa,eş ile konuşulan zorunlu iki cümle ve uyku… Ertesi gün aynı maratona devam..

Oysa erkek evde kadın istiyor, temizlik yapan, yemek pişiren kadın İçin evlenmiyor erkek, onu annesi de yapıyordu, en kötü bir temizlikçi de yapardı.. Yanlış anlamayın bunu kadın yapmasın demiyorum, fakat öyle abartılıyor ki bu işler , eşinize vaktiniz kalmıyor.. Eşiniz evde saçını savura savura gezinirken gülümseyen , onun ile ilgilenen sevgisini gösteren yerine göre hoş sohbet edeceği bir hayat Arkadaşı istiyor..Eve yorgun argın gelmiş , eşofmanları üstüne çekmiş,suratı asık,evde koştururken sızan bir kadın değil.

Gerçi çalışmayan bayanlarda da var bu sorun..En güzel kıyafetler hep dışarda giyilsin, süslenilsin, sonra eve gelince çek eşofmanı🤦🏼‍♀️ Oysa sizi en özel haliniz ile görmeyi en çok hak eden eşinizdir..

Birbirimiz ile rakip yada eşit değil, EŞ olduğumuzu fark ettiğimiz gün daha sıkıntısız olacağız.. İnanan kişi , zamanın ona sahip olduğu değil, kendisinin zamana  sahip olduğu kişidir.. “ Çağ bunu getiriyor, şimdi sistem bu, herkes böyle” demeyi bırakıp , çağın hiç bir suçu olmadığını, çağı bu hale getirenlerin de bizler olduğunu bilmeliyiz..Ve yine bilmeliyiz ki, eşit değil, eşiz…!! Biri olmadan diğeri olmayanız ,çağ sizi kendine değil, siz çağı kendinize uydurun..

Kadın yada erkek olmak Rabbimizin size ikramıdır, ikramınızı kabul ediniz..

Yeşim Mızrak Gemici