DENEMELER

Meleklerin kanadı


İnanmak görmediğine… Hissederek inanmak. Hani Amentü’deki  “ve melaiketühü”ye inanmak. O koca koca kanatları olan ve Rabb’imin şefkatle donattığı melekler. Küçükken besmele çeker ve kardeşimle şeytanları kovalama oyunu oynardık.  Sonra Ayet-el Kürsi’yi okumayı öğrendim.  Hayalimde koca koca siyah kanatları olan meleğin kanatlarına otururdum. Güvenliydi, şefkatliydi orası. Ben küçücük bir kız çocuğuydum o zamanlar, sonra büyüdüm çok büyüdüm mü  bilmiyorum. Sonuçta dünya hayatı; anne oldum. Canımdan bir can çıktı. Küçücük, minicik, savunmasız… Onu sadece benim korumam mümkün değil. O çok minik ve yalan dünyanın ağır dertleriyle mücadele içinde. Hep dua ettim ona. Özellikle Ayet-el Kürsi’yi okudum. Her gece ve her gündüz. Ve duamın sonunu şöyle tamamladım “Meleklerin kanadında uyut onu Rabbim” sonra bir zamanlar benim oturduğum kanada onu yatırdım. Bulut gibi yumuşacık orada rahat etmemek ne mümkün ya da korunmamak. Çok sevdiğim miniğim üç kez girdi ameliyata. Cerrahlara teslim ederken (hepsine buradan selam olsun) “Rabbim meleklerini de sok ameliyata, doktorların gören gözü olsunlar, dokunan eli” diye dua ettim.

İman her haliyle güzel ve en çok ta acizken. Dalın, kolun, kanadın oluyor. Ve insan kendini yeterli görünce azıyor. Çocukken hepimiz korkuyoruz karanlıktan, büyüdükçe korkularımız şekil değiştiriyor ve sorunlarımızı çözecek başka kuvvetler bulmaya başlıyoruz. Başka tanrılar ve başka melekler.

İyi bir anneyim ya da iyi bir baba. Alırım, yaparım, korurum. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var. Elinin kolunun bağlandığı haller, insan en çokta acizken yaklaşıyor Rabb’ine, duanın rengi değişiyor. Görünmeyene iman orada kendini gösteriyor ve anlamlı hale geliyor. Hatta görünen hiçbir şeyin değeri kalmıyor.

Doktorlar içeride miniğimden kemik iliği sıvısı alıyorlar. Narkozu verdikten sonra beni odadan çıkardılar. Kapıda bekliyorum, çaresizim çok çaresiz. Böyle zamanlarda anne olarak kendinizden de nefret ediyorsunuz. Bayılırken ki  son bakışı çakılmış aklınıza gitmiyor. Parkta çocuğu sendeleyip düşünce parçalanır gibi koşan anneler geliyor aklınıza, kendinizi hiçbir yere koyamıyorsunuz.

Rabb’im diyorum, Rabb’im. O anda görünmeyen birini sokmalıyım içeriye, oğluma çok iyi gelecek birini, işleri yoluna koyacak birini. Gözyaşları içinde aklıma Hz. İsa’nın İncil’de Rabbe baba dediği geliyor: “Sen benim babamsın”… Nasıl bir çaresizlikle yandıysa yüreği içindeki acıyla yalvardı diyorum. Sonra ben de aynı yoldan yürüyorum “Rabbim oğlumun annesi sen ol, babası sen ol, doktoru sen ol. Meleklerini gönder. Koru oğlumu miniğimi, canparemi.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Neslihan Hümeyra

İki çocuk annesi. Eski radyo programcısı. Kitap ve doğasever... Ve yıllar önce ara vermiş şimdi ise tekrar Yazar...

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: