ARAŞTIRMAGÜNDEM

Başörtüsü Kuranda geçiyor mu ? Hükmü nedir ?

Bu meseleyle ilgili yaptığımız araştırmalarda en doyurucu ve tatmin edici cevabın Mustafa İslamoğlu hoca tarafından verildiğini görüyor ve kendisine Kur’an’da Başörtüsü yoktur, bahsi geçen yakanın örtülmesi, gerdanın kapatılmasıyla ilgili bir emirdir şeklinde yapılan itiraza verdiği cevabı hiç dokunmadan olduğu gibi aktarıyoruz.


Önce Kur’an’ın hatırlattığı ilkeleri hatırlayalım:

1. “Bilmediğin şeyi savunma! Şüphe yok ki kulak, göz ve gönül; bunların hepsi elbet savunduklarından dolayı sorumludur.”

2. “Bilmiyorsanız zikir/Kur’an ehline sorunuz.”

3. “Allah’a kulları içinde gereği gibi saygı duyanlar bilenlerdir.”

Bu köşede yazdığım Kur’an eksenli yazılara gelen tepkileri üçe ayırabiliriz.

1. Bilenlerin tepkileri.

2. Bilmediğini bilenlerin tepkileri.

3. Bildiğini zannedenlerin tepkileri.

Bu üçüncüsünü de kendi içinde üçe ayırabiliriz:

1. Bildiğini zanneden samimi tipler.

2. Tüm cehaleti cesaretinden kaynaklanan bilgiç tipler.

3. Haddini bilmez tipler.

Son ikisine hiç cevap vermedim. Zira cevap soru sorana, bilmediğini bilene, haddini bilene verilir, bir. Cevap bilginin kıymetini takdir edene, öğrenmek isteyene, verilir, iki. Cevap, üretildiği kökün de delalet ettiği gibi (cevb “kesmek” demektir), doğrusunu öğrenince sesini kesecek olana verilir.

Bildiğini zanneden ama bilmeyen, bildiğini de yanlış bilen samimi tiplere cevap vermeye çalıştım. Samimiyeti kendi başına bir değer bildim. “Din samimiyettir” diyen Hz. Peygamber idi.

Bugünkü köşeme bildiğini zanneden ama yanlış bilen bir okurumun, bir önceki yazıma ilişkin yazısını alacağım. Yer darlığından dolayı yazının doğrudan yazımı ilgilendiren kısımlarına yer vereceğim. Okur bu yazısını internette yayımlamış ve bana da bir giriş ekleyerek yollamış. Virgülüne dokunmadan aldım. İmla hataları okura aittir:

“Sayın Hocaoğlu, önce Allah’ın selamı üzerinize olsun diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Ben 50 yaşında bir emekli bir vatandaşım. Amacım yanlız ve yanlız Rabbim in gerçek yolunu Kuran’dan bulmaya çalışmaktır. Yaradan’ın ayetleri sonunda söyledikleri şu sözler beni gerçekten düşünmeye ve araştırmaya yönlendirdi.

 

/…/ Ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu söylenir, baştan bahsedilmez. “Arapçada kadınların başlarına örttükleri şeyin özel adı “hımar” değil “mikna” ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın “mikna(çoğulu mekani)” ve “nasıyfın” hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu yazılıdır.” Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söylenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır. Gelelim ayette anlatılmak istenen asıl konuya. Ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) /…/

 

Sami Hocaoğlu beyefendi hımar kelimesine birden fazla anlamlar vererek hem başörtüsü hem de örtü anlamının olduğunu yazmış. Bu fikri düşündüğünüzde Yaradan ın ayetlerini açık ve anlaşılır gönderdim sözlerine uymuyor. Nedeni her isteyen istediği anlama çekecektir de ondan günümüzde olduğu gibi. Bu görüşü konuşmaya devam edelim. Bu ayette anlatmak istenen şey başın örtülme emri değil peki neresi? Göğüs kısmını örtünüz diyor Rabbim. O zaman koskoca Kuran da Allah kadınlar başını örtmelidir diye bir tek ayet yazmayacak da bu ayette göğsünü örtmelidir ayetindeki bir kelimeye başörtüsü ismi takarak İşte bakınnnnn Allah kadının başını örtmelidir demek istiyor aslında bu ayette diyeceksiniz öylemi kardeşlerim. Yaradan eğer kadın başının örtülmesini isteseydi hiç kuşkusuz kadın başını örtmelidir derdi dostlarım, Çünkü Kuran ben böyle açıkça yazarım diyor dolaylı ima etmem diyor birçok ayetinde. Yukarıda yazdığım onca ayetin hiç mi hükmü yok sizce. Hiç ama hiç başını örtmeli kelimesi dahi geçmediği halde. Peki, ayetlerinde hani Rabbim yemin ederek; Yemin olsun ki, biz bu Kuran’da insanlar için her türlü örneği verdik. Diyordu. Ama kadın saçını göstermesin örtsün diyen ayetler nerede? Hani Rabbim; Biz bu Kitap’ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Diyerek bizlere açıklık getiriyordu. Hani öğüt alınması için kolaylaştırdık sözleri unutuldu mu dostlar. Ben isterseniz bir ayeti daha hatırlatayım sizlere; Zühruf Suresi 44 Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız. Bakın ne diyor Yaradan bu kitaptan sorumlusunuz. Bu kitaptan sorumlusunuz diyen Rabbim bizlerin birbirine düşmesi için mi acaba kadın başını örtmelidir namehremdir demeyi açıkca yazmamıştır dersiniz (HAŞA).”

 

Sahibi samimi görünüyor. Fakat samimiyetin tek başına yetmediğini de biliyorum.

“Aleyküm selam” sevgili okurum. Sabırla cevaplayacağım. Bu kadar karışık kafa sağlığa zararlıdır. Kafaları karıştırmak için akla atılan taşı çıkarmak, kör kuyuya atılan taşı çıkarmaktan bin kat daha zordur, bilirim. Umarım “kitabına uydurmak isteyen” biriyle değil de “kitaba uymak isteyen” biriyle karşı karşıyayımdır.

“Amacım yalnızca rabbimin gerçek yolunu Kur’an’dan bulmaktır” diyen bir okurunuz varsa, ciddiye alırsınız değil mi? Ben de, o dinini ciddiye aldığı için onu ciddiye aldım. Bu okur şöyle diyor:

Ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu söylenir, baştan bahsedilmez. “Arapçada kadınların başlarına örttükleri şeyin özel adı “hımar” değil “mikna”(doğrusu mikne’a SH) ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın “mikna(çoğulu mekani)” ve “nasıyfın” hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu yazılıdır.”  Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi”

Bunlar, başkalarının kesesinden harcanan yalan-yanlış paketi sevgili okur. Kimin kesesinden almışsanız dolmuşa binmişsiniz. Buna, Kur’an’a uymak yerine Kur’an’ı kendinize uydurma sonucunda düştüğünüz çelişkiler de eklenince, iş içinden çıkılmaz olmuş.

Dert şu: Hımar ile başın örtülmesi kastedilseydi, içinde “baş” kelimesi geçerdi!

Peki, bu durumda bir önceki cümlede hanımların başlarına örttüğü şeyin adının “mikne’a” ve “nasif” olduğunu nasıl söyleyebiliyorsunuz? Nerede bunların içinde baş?

Kişi hiçbir şey bilmese de haddini bilecek. “Hangi sözlüğü bakılırsa bakılsın” iddiası yapacak bir kişinin, asgariden sözlüklere bakması lazım. Baksaydı ne görürdü?

Tabi ki, Arapça’da kadınların kullandığı örtü mikna (doğrusu mikne’a) ve nasif’ten ibaret olmadığını. Şöyle ortalama bir Kur’an talebesi olsaydı, sözlükte şunları görürdü:

1. Burka’ (veya burku’): Bütün yüzü örter. (Erkeğin kullandığına kına’ denir).

2. Nikab: Bütün yüzü örtmeyip iki gözden birini açarak bağlanan başörtüsüdür.

3. Lifâm: Her iki gözü de burun üstünden itibaren açık bırakan başörtüsüdür.

4. Lisâm: Burun açıkta kalacak şekilde ağız üstünden örtülen örtüdür.

5. Hımar: Yüz hariç başın ve boynun tamamını örten ve Kur’an’da emredilen örtüdür.

6. Nasîf: Hımar’ın daha büyüğü, Anadolu’daki “atkı”ya benzer başörtüsüdür.

7. Mikne’a: Nasif’ten daha büyük olup bel altına kadar uzanan başörtüsüdür.

8. Cilbab: Yüz hariç baştan ayağa her tarafı örten örtüdür.

Hımar, lugat olarak tereddütsüz başla ilgilidir. İçki’ye de aklı örttüğü için aynı kökten “hamr” denilmiştir. İkisi arasındaki ortak nokta “baş” ile ilgili olmasıdır. Mesela küfr de “örtmek” demektir. Ama başa veya akla değil, kalbe nisbet edildiği için farklı kökten kullanılmıştır.

“Hani bunun içinde baş?” sorusu kasıtlı bir tahrif ve saptırma amacı taşımıyorsa, cehaletin daniskasıdır. Yukarıda Arapçada kullanılan tüm başörtüsü isimleri sıralanmıştır. Hiçbirinin içinde “baş” yoktur. Olmasına gerek de yoktur. Türkçede de bu böyledir: Yazma, yaşmak, atkı, bürgü, bürümcek, çarşaf, çar, yağlık, eşarp, tülbent… Bunların tümü de bacak değil başı örter ve içinde “baş” geçmez. Hoş Arapçada na’leyn, huffeteyn, cevrabeyn de ayağa giyilirler, ama içinde “ayak” geçmez. “Hani bunun ayağı?” diyerek bunların ayağa giyilmediğini söylemek ne kadar ciddi ise, “Hani bunun başı?” sorusu da o kadar ciddidir.

Okurumun cebinden harcadığı “kitabına uyduranlar” takımı ne diyor: “Hımar başı örtmez, göğüsleri örter?

Yani? Yanisi şu: Hımar başörtüsü değil, göğüs örtüsüdür.

Peki, aynı mantıkla sormak gerekmez mi: Bir: Nerede bunun içinde göğüs? İki: Sen, örtü ayeti inmeden kadınların göğsü açık gezdiğini söylemiş oluyorsun, haberin var mı?

Bir alıntı daha yapalım “tüm maksadım Kur’an’ı anlamak” diyen okurumuzdan:Ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ (doğrusu “cuyub” SH) kelimesi hem bu ayette kapanılacak..”

Ey sevgili okur! Kur’an tüm âşıklarına önce haddini bilmeyi öğretir. Çünkü Kur’an haddini bilmezliği “cahiliye” olarak adlandırır ve ebediyen mahkûm eder. Zaten başörtüsü emrini de “haddini bilmezlik çağı” ile “Allah’a kayıtsız şartsız teslim olan insan” anlamındaki “Müslüman” kadına bir kişilik ve kimlik kazandırmak için emreder. Aynı zamanda O’nun “Rabbimin emri başım gözüm üstüne!” deyip demeyeceğini imtihan için emreder.

Ceyb; “aralık, açıklık, yırtık, yırtmaç, kesik, kopuk” anlamlarının tamamını kapsar. Başta aynı kökten türetilmiş olan “cep” olmak üzere, “açık yerler, göğüs yırtmacı, yaka açığı, kol açığı, elbise yırtığı”, hülasa elbisenin tek parmağın içine gireceği tüm açık yerlerine denir. Hatta Kur’an, Semud kavminin kayaları yararak vadi oymasını da aynı kökten (cabu’s-sahr) bir kelimeyle ifade eder. Soruyu zihinden “kesip” attığı için “cevab” da aynı köktendir.

Nur 31. ayetin başörtüsünü emreden cümlesi aslında neyi emretmektedir?

Açık ve net olarak şunu: Cahiliye döneminde bir aksesuar olarak başın üzerinden sırta atılan örtüyü bütün bir boynu ve gerdanı da kapatacak şekilde mazbutça örtmeyi.

Tabiî ki bu emir Allah’ın kitabına uyacaklar içindir. Kitaba uymak yerine kitabına uydurmaya ne gerek var? Yalan yanlış türrehatı yayıp vebale girmeye ne gerek var?

Unutmayalım İslam “teslim almak” değil “teslim olmak” manasına gelir.

Bektaşi hikâyesini herkes bilir:

Hocanın biri Bektaşi’ye “Niçin namaz kılmıyorsun?” der ve “Kur’an öyle emrediyor” cevabını alır. “Allah Allah, nerede emrediyor?” deyince, Bektaşi pişkin pişkin cevabı yapıştırır: “Lâ takrabu’s-salat” (namaza yaklaşmayın) demiyor mu?” Hoca itiraz eder: “Devamını da okusana?” Maksadı kitaba değil kitabına uydurmak olan Bektaşi kaçamak yapar: “Ben hafız değilim.”

Bu fıkrada dile gelen gerçek şu: İnsanın derdi hakikate uymak değil de hakikati kendisine uydurmaksa, Kur’an’ı bile buna alet eder. Bu yeni bir şey değil. Bazen kasıtsız, bazen kasıtlı yapılır bu. Daha sahabe döneminden bunun örneklerini biliyoruz.

Hz. Ömer’in hilafeti döneminde iki kafadar kafayı çekmiş, hesabını soranlara da Maide 93′ü göstermişti. Yine aynı dönemde bir kadın erkek kölesiyle zina yapmış, bunu nasıl yaptığını soranlara Mearic 30′u delil göstermişti.

Hariciler siyasi muhaliflerinin bebelerini öldürüyorlar, bunun delilini soranlara Kehf suresinin 74. ayetini okuyorlardı. Yine aynı zümre Hz. Ali’yi dinden dönmekle suçlayıp katlederken, Yusuf suresinin 40. ayetini delil getirdiler.

Bir zamanlar biriyle karşılaştım. Kıldığımız namazların Kur’an’ın emrettiği namaz olmadığını söylüyordu. Kur’an’ın emrettiği namazın nasıl kılınacağını sordum. Ayağa kalktı, kıbleye döndü, Fatiha’yı okudu, “İşte bu kadar” dedi. Yine bir zamanlar da bir grup esrarkeş münakaşa etmişler. Ellerine Mushaf’ı alıp “Esrar’ı haram kılan ayeti bize göster” diye yanıma gelmişlerdi.

Görüyorsunuz, iş çığırından çıkınca ortalık çamurdan geçilmez oluyor.

Başörtüsünün farziyyeti konusunda da mesele işte bu düzeyde ele alınıyor. Dini bir meseleyi konuşmanın bir usulü, üslubu ve adabı olduğu hatırlanmıyor. İnsanlar bozulan musluklarını tamir ettirmek için berbere gitmezken, iş dine gelince ilme ve ihtisasa hürmeti kimse hatırlamıyor. “Bilmiyorsanız Kur’an’ı (zikr) bilenlere sorun?” diyen Kur’an değilmiş gibi davranılıyor.

Kur’an’ın ortaya koyduğu bir hüküm yalnız lafızdan yola çıkılarak anlaşılamaz. Ona mana ve maksadı da eklemek şarttır. Maksadı öğrenmek için ise: 1) O konudaki tüm ayetleri iç ve dış bağlamlarından koparmadan tümevarım yöntemiyle okumaya tâbi tutmak; 2) Ahlakı Kur’an olan Hz. Peygamber’in o Kur’anî hükmü hayata nasıl tatbik ettiğini bilmek; 3) O hükmün tatbik edildiği nüzul ortamını bilmek şarttır.

Kur’an başı gökte ayakları yerde olan ilahi bir hitaptır. Başı manayı, ayakları lafzı, bastığı yer dış bağlamı/olguyu, baktığı yer teşri yönünü gösterir.

Geçen haddini bilmez bir tv programcısı, resmen Nur 31′den önce kadınların göğüsleri açık, hatta çıplak gezdiklerini söylüyordu. Buna da delil olarak Kâbe’yi çıplak tavaf etme geleneğini gösteriyordu.

Birincisi bu nadir bir haldi, yaygın bir uygulama değildi. İkincisi, hiçbir Mekkeli Kâbe’yi hiçbir zaman çıplak tavaf etmedi. Onlar Fil olayından sonra kendilerini “Allah’ın halkı” ilan ettiler ve “hums” adını verdiler. Dışardan gelmiş insanlara “hılli” adını verdiler. Bir hılli Kâbe’yi kendi elbisesiyle değil, “hums”tan birinin elbisesiyle tavaf etmeliydi. Böylece bir elbise kiralama sektörü doğdu. Çıplak tavaf, yalnızca elbise kiralayacak gücü olmayanlarla sınırlı nadir bir uygulamaydı. Buradan örtüsüzlüğe ne çıkar? Hiç!

Nur 31′de emredilen başörtüsü değil de ğöğüs ya da omuz örtüsü diyenler, bu ayet geldiğinde mümin hanımların göğüsleri açıkta gezdiğini söylemiş oluyorlar. Bu ayet zaten var olan örtünün doğru kullanılmasını emrediyor. Onları yanıltan, ayet geldiğinde kadınların başörtüsünü hiç tanımadıkları ön kabulüdür.

Oysa ki nüzul ortamında örtü yaygın olarak kullanılıyordu. Örtü hürriyet ve saygınlık alametiydi. Hz. Hatice Hz. Peygamber ile evlendiğinde örtülüydü. Örtünün o kadar saygın bir yeri vardı ki, bir kadının başörtüsüyle kesilen savaşlardan söz eder kaynaklar. Muhabbar sahibi şöyle bir olay anlatır:

Ümmü Kırfe bt. Rebi’a b. Bedr, Malik oğullarından saygın bir kadındı. Ğatafan’dan iki ordu savaş için karşı karşıya geldi. Tam savaş başlayacaktı ki, bu kadın başörtüsünü iki ordu arasına astırarak savaşı önledi (be’aset hımârahâ fe’ullika beynehum fe’stalehû).

Kur’an “elbise”yi tıpkı ayet gibi Ademoğlu’na “inzal edilen” bir nimet olarak takdim eder (7:26). Giyinmekten maksadın cinselliği örtmek olduğunu, cinselliğin özel bir alan olduğunu dile getirir (7:25). Örtünmenin temelinde cinselliğin kamuya açılmaması ilkesi yatar. Örtünme emri, kadın-erkek ilişkisinin cinsiyet değil şahsiyet üzerinden gerçekleşmesi içindir. İlişkinin zehirlenmemesi içindir.

Örtünmenin sınırlarını koyan, kadını da erkeği de yaratandır. O yarattığını bilir. Mesele O’na güven meselesidir. Zaten imanın ahlaki tanımı “Allah’a güven” değil midir?

Bir sınır yoksa hiç sınır yoktur. Peki, o sınırı kim koyacak? İslam bu soruya “Allah” diyor. Müslüman, buna iman edip Allah’ın hükmüne teslim olan demektir. Gerisi mi? Gerisi, Kur’an’ın (49:16) ifadesiyle “Allah’a din öğretmeye kalkmaktır”. Neden kadın? Neden saç?

Yazan: Musfata İSLAMOĞLU

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

17 Yorum

  1. Nur 31 de açmasınlar der. Kapatılan nedir cilbab üst giysi. Demekki gögsü açıyorlar ki açmasınlar diye ayet geliyor. Açtığı da demekki gögüsleri. Zaten gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını vurmasın geçer. Sacı gizledin, ayağını vurdun saç belli olmaz. Ama gögsü gizledin ayağını vurdun saç belli olur.

    İkincisi nUR 31 ile siz cuyuba başörtüsünü koydunuz. Nur 60 ile başörtüsünü çıkardığınızda cuyup boşmu kalacaktır.

    Erkek istediği gibi giyinecek ama kadına gelince tulumba gibi sarılacak. Sahil illere gidin bakalım ne sorunu oluyor. Hiç bir sorun olmuyor. Allah adaletle enam 115 tamamladım diyecek ama erkek istediği gibi kadın ise tulumba gibi. Kadın da erkek te kendini bazı bakışları kıs ve zinaya yaklaşma gibi tedbirlerle koruyacak, müslüman müslümanın kardeşi değilmiydi?

    Ozaman örtülerini gögüslerinin üzerine koysunlar meali doğru meal olarak gelecektir. Erkek ulu orta yerde rahatça abdest alacak ama kadın alamayacak adaletli mi bu durum daha sıralayayımmı.

    Nur 60 sizin hatanızı ortaya koyacağı kanaatindeyim. Başörtüsü diyenlerin.Namuslu bilinmesi, namussuz bilinen hafif meşrep ve fahişe elbilelerinden farklı giyinerek kendisini incinmesi önleniyor.

  2. Hımar Lisanül arapta ve ibrahim özay sözlüğünde örtü olarak da geçer. Araf 26 ile Kadın ve erkek için alt taraf kapatıldı. Yani libas giydirildi. Şimdi kadının üstü giydiriliyor. Ona da cilbab denir. Cilbab ta üst giysidir ve başı örten birşeyi içermez. Kadın Araf 26 ile alt tarafı kapatıldıktan sonra cilbab yeniden üstten aşağı olamaz.

  3. Selam
    Ne kadar özensiz kelime tanımı seçilmiş. Efenim. Cilbab yüz hariç baştan aşağı örtenmiş, iyide o zaman niye Nur 31 de başörtüsü ile geliiyor. Baş zaten kapalı ise niye başörtüsü, Allahın sünnetinde değişiklik olmayacağına göre cilbabta baş varken, niye başörtüsü ile geliyor. Çünkü baş örtüsü yok diye olacaktır. Eğer o kelime başörtüsü diye diretiyorsanız. Allah ı bir böyle diyor bir böyle diyor demeye getiriyorsunuz. Hiç mi kelimelerin anlamını alırken özenle ve ayet bütünlüğü içinde tefekkür etmez ve araştırmadan alırsınız. İşte böyle de cuvallarsınız.

    Nur 31 de açmasınlar dediğine göre gögüslerini açıyordur. İşte cilbab tan sonra örtülerini gögüslerinin üzerine koysunlar diye vurguyu yapıyor. Nur 60 ile siyab cıkarılırsa neyle cuyubu kapatacaksınız. Eşarbı çıkartıp attınız. Kadının alt bölgesi ile gögsü siyab çıkarılınca kapatılması gerekmiyormu. Bunu neyle izah edeceksiniz. Nur 60 da tesniye var. Alt ve gögüs için diyelim. Siz başı da açtınız üç yeri açtınız neye göre açtınız.

  4. Hımar başın ve boynun tamamını örten bir örtü imiş. Yani uzunluğu ve ebadı bu şekilde. Nur 31 de bu örtüyü nasıl sündürüp cuyuba koymayı düşünüyorsunuz. Sündürecekmisiniz. Çekecekmisiniz. Hiç mantık yok.

  5. Cilbab baştan ayağı örten kıyafet yani baş örtülü, Sonra Nur 31 başörtüsü diyorsunuz. Cilbabınız ile başörtülmesi olarak ifade edemiyorsunuz. Yani Allah cilbabla örtecek sonra başörtüsü ile, tam bir çelişkili durum. Allah ın sünnetinde de değişiklik olmayacağına göre ve verdiği emri verir geçeceğine göre, hata etti de böyle olsun vazgeçtim demediğine göre, bana göre de demez. Emri verir geçer. Sizin tam bir çelişkide olduğunuzu gösterir.

  6. Selam
    Cilbab baştan aşağı kapatan elbise dediniz. Nur 31 de başörtüsünü koymak için cilbabın başınımı kestiniz. Ne yaptınız o örtüyü. Cilbab başı kapatıyorsa niye başörtüsü ile nur 31 de gelsin. Tanımlarınız gördüğünüz gibi mantık dahilinde değil. Şimdi Nur 60 da zinetinde tesniye var. Hadi bana tek tip olarak kalan bölgeyi iki parça olarak nasıl izah edeceksiniz. Çünkü o iki parça zinet/süs açılmayacak. Neye göre iki parça tanımı vereceksiniz. Cünkü cilbab baştan aşağı kapatan giysi idi. Tesniye için iki tane zinet/süs yerini belirtilme durumunu ortaya koymanız lazım. Buralar açılmayacak demiyor muydu? Böyle bir izahı gören, tanrı da haşa mantık da kalmamış diyecektir. Ne emir vermesini biliyor. Ne de emir verdimi geçip gitmiyor. Sanki olmadı şöyle olsun. Olmadı böyle olsun demeye geliyor. Sizce bu garip değilmi. Tanrının kelamını doğru bir mantık içinde meal edilmediği görülemiyormu. Ateist duysa, şu tanrının mantığına ve tavrına bak diyecek.

    Bu da sizin iyi bir araştırma ve iyi bir düşünme ile akli bir mantık bağı ile gerçeği ortaya koyamadığınızı ortaya koymaktadır. Bence çelişkinizi düzeltmelisiniz. Sayfanıza o bunu dedi bunu dedi değil, ayetleri alıp baştan sona izah ederek, biz izahımızı böyle yaptık. Demelisiniz. Sonra da diğer konularda kim ne diyor diye eleştirel gözle bakma bölümü adı altında toplamalısınız. Çünkü zihniyet dağılıyor. Bir başörtüsü yok demeye geliyor der ve giderken, gözüm bir kaydı altta da başörtüsü. Yani size ait sanıyordum. Bence çalışmanızı böyle düzeltmelisiniz.

  7. Selam
    https://www.kalkuyarhareketi.com/2018/07/01/basortusu-kuranda-geciyor-mu-hukmu-nedir/

    Burdakini siz yazmışsınıza benziyor.
    Efenim cilbab baştan ayağa kadar kapatan yer imiş, nur 31 ile de yetmedi bir daha başörtüsü ile geliyor. onla da kapat bir de başörtüsü tanımı neymiş başı ve boynu örtenmiş ama boyundan çekerek sündürerek cuyuba koyacakmışız herhalde. Çünkü boyunu örtermiş başka yeri örtemezmiş, nasıl cuyuba uzatan be. Çekerek sündürerekmi. Mantığa bak. var olan üzerinden niye gitmedi. Çünkü tanrından mantık yok.

    Efenim bir de tanrının sünneti varmış, ne demek ben emiri hep aynı veririm. Aynı şekilde giderim. Hadi burda da aynı şekilde gitseydin ya. Ne habire kavram değiştiriyorsun. Kadına İYİ OLACAK ŞEYİ BİLEMİYORMUSUN. İyi gelecek varken, ne diye tanrınız şaçmalığa giriyor. İnsanın aklını karıştırıyor. Olmadı şöyle olsun, yok olmadı bu iyi olur şöyle olsun. Efenim bir ayet geldi ama bu iptal oldu. Yerine artık bu ayet işleyecek. TANRINDAN MANTIK YOK. VER GEÇ EMRİNİ, BU NE YA OLDU OLMADI, İPTAL ETTİM. BÖYLE OLSUN. ÇÜNKÜ TANRINIZDA MANTIK YOK. KIVIRIN TANRINIZI BELKİ MANTIKLI HALE GETİRİN. ESKİLER NE OLACAK. HANİ DÜŞÜNÜLECEKMİŞ BİLMEM NEYMİŞ.

    Tanrından mantık yok olmadı bu daha iyi oldu. nesh filan yani. Mantık yok mantık.

    Tanrınız araf 26 da kadın ve erkek için alt tarafı giydiriyor. Artık alt taraf için sorun yok. EEEE Kadın altı giydi bir de cilbab ile bir dahamı giydiriyorsunuz. Yiyitseniz. Erkeğe de giydirin. Enam 115 e baktıkça güldükçe gülüyorum. Fıtrata çevir ayeti var. Herkes fıtrata uymuyor bu deyip duruyor.

    El kesmemiş, çapraz kesmemiş, birisi huma zamirinden dolayı eli değil gücü kesilecektir diyor

    HANİ FIKIH BİLİNECEKTİ. Siz önce arapça öğrenin ve öğrendiğiniz fıtkınızı, tuvalete gidin üstüne sifon çekin.

    Bizi beyinsiz ve araştırmayan birisi mi zannettin. Nasıl giydirdik senin fıthına. Akılsız mantıksız ve de adaletsiz fıhkınız batsın. Ulan arapça bilecen arapça, adam gibi kelimeleri getirecen ve mantık dahilinde kelimeleri ve cümleleri kuracan. Yetermi sana bu kazık. Beyin bedava. Kurşun sıksam beyninize yarım saat beyin arar.

    Bir yerde okudum ordan esinlendim. Bir kaç çümleleri ordan çarptım. Sana iyi gider fıkıhcı ve de tefekür mü ne edilecekmiş, sana iyi gider bu sözler.

    Çekin kadının üzerinden elinizi göz bebeğine kadar inen var. Saçmalığa bak.

    Bir de erkek giyimi ve erkekten yeri gelmişken bahsetseniz birlikte, millet nasıl giyineceğini bilmiy. yok efenim çirkin yer araf 26 ile kapatılırmış, çirkin yer neresi iki delikli yer. Giyip çıksınlar şu erkekler. ve kadınlar öyle. Olmadı bir dahamı kapatacaksınız kadına gelince.

  8. Selam
    Yazınıza kadın ve erkeği giydirmeyi anlatın sırasıyla, cilbab gibi tanımları vererek, erkek araf 26 ile minumum örtü yani çirkin yerleri örtüyormuş meale göre, yani delikli olan yer sadece kapatılıyor olarak anlaşılıyor tabiki bu ayet kadını da ilgilendiriyor. Niye ilgilendiriyor anlamazsanız onun ayetini atacağım. Kadın ve erkek altı tamam

    Kadın gögüsleri var sırası üstünün giyimine girecek çünkü mantık bunu gerektirir. Sonra o şu delille geldi.Cevabımız şu. Bu şu delille geldi. Cevabımız şu deyin. İslamoğlunada iletinde güzel bir çalışma koyun. HİÇ AKADEMİK DEĞİL.

    Araf 35 Ey ademoğulları! İçinizden size ayetlerimi yüzünüze karşı anlatan resuller geldiğinde, korunup hallerini düzeltenlere hiçbir korku dokunmayacaktır. Onlar tasalanmayacaklardır da.

    ARAF 35 DE EY ADEMOĞULLARI DİYECEK. Kadın hariç korunup hallerini düzeltmeyi kadın için es geçmeyeceğine göre Araf 26 da da kadın için es geçemezsiniz. Şimdi gösterin marifetinizi.

  9. Selam
    Araf 26 da çirkin yerler örtsün deniliyor. Deliklermi kapatılacak sadece öyle anlaşılıyor. Cilbab baştan aşağı örten dediniz nasıl örtüyor. Nasıl bir elbisedir. Şeklini ve biçimini ve yani nasılını bize bir anlatın. Cilbab neye benziyor kafada canlanmıyor. Baştan aşağı kapatıyor ama nasıl kapatılacağı anlaşılmıyor. Kafadan inen yüzü açık ve boynu örtüp örtmeye devammı olarak gidecek, baş ile beden bağlantısı bu şekilde mi sağlanıyor. Yani baş ile beden arası bölge böylemi dikilecek. Ben anlamadım. Nasılmış bir cilbab. Yani cilbab tek tip ve başında duran parça ayrı değil, sallım saçaklı da değilmi, Nur 31 gelecekte, ona göre hayal edebilelim. Yani cilbab başörtüsü şeklinde sallandırıyormu, yelpazeli kısmı varmı, yani böyle bir deseni varmı. HAYAL KURAMIYORUZ HAYAL. Bu izahiniz ile biz nasıl giyineceğiz. Hayal ettirin. Yani şeklini kafamıza resmedin. Kolaya kaçmayın. Allahın emrini anlayamıyoruz.

    İKİNCİS ERKEK HER TÜRLÜ KIYAFETİ GİYECEK, AMA TANRI ONA TEK TİP ASKERİ KIYAFETMİ GİYDİRİYOR. YANİ SENİN ERKEK GİBİ ÇEŞİTLİ ÖRTÜ SEÇENEĞİN YOKMU DİYOR
    (Adalete bak)

  10. Araf 26 ile çirkin/avret yer alt taraf kapatılması mantıklı. Kadının nur 31 ile gögüslerinin kapatılması mantıklı. Ahzab 59 üst giysi ile bilinip incinmemesi Nur 60 da namuslu olması içindir. Namusuz kimlerdir diye soracak olsak, örnek vermek gerekirse, Fahişe ve hafif meşrep kadınlar yani kıyafetimiz bunların kıyafetine benzemez ise yani ona göre giyer isek, namuslu bilineceğiz ve kadın böylece tanınıp incinme durumu olmayacaktır. Elbise üzerinden böyle ayar çekilmektedir. Buraya kadar anlatabildik ise, mantıklı gerisi mantıklı gelmemektedir. Aksi takdirde erkek ile kadın arasında mantıklı bir adalet kurulduğu izlenimini aklım elde edemiyor. Enam 115, Zuhruf 3 Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık.

  11. Selam

    Tekvir 27 O (Kur’an), alemler için yalnızca bir zikirdir;

    Kuran her devir için geçerli olacağına göre evrenseldir. Her çağa hitap etmesi gerekir. Ama kadın konusuna gelince evrenselliğini göremiyoruz. Daha şimdiden eşarp üzerine şapka takan askerle komik görüntü oluştu. Her cağın gereklerine has kadın için giyim düşünülmesi gerekmektedir. İlerde bir durum ortaya çıkar ve örtü cevaz vermiyor derlerse bu dinin neresi evrensel derler.

    Kafamızda cilbab, libas gibi kelimeleri tamı tamına kafamızda canlandıramıyoruz. Bunu iyi izah edecek şekilde bir tanım ve kafamızda resimlendirecek bir ifadeler ve deeeee resim deeee koysanız iyi olur. Çünkü tanımı alıp bazen resmi bazen almayabiliriz. Ama resim olsun. Tanımlarda olsun. İzahınız sıralı gitsin anlamlı gitsin.

    Araf 26 da kadın ve erkek alta giydirildi. Sonra Ahzab 59 ile kadına üstü cilbab giydirildi. Giyinme tamamlandı. Sonra BU GİYİNİK HALİ İÇİN BİR EKSİKLİK ORTAYA ÇIKTI VE UYGUN BİR ZAMAN SONRA İZAH EDİLME DURUMUNA GEÇİNCE NUR 31 İNDİ. Çünkü cilbab herhalde onlar için değişik değişik kıyafet anlamlarına gelen bir esneklik olduğu için olabilir. Cilbab zaten nasıl bir sınır cizilirki. Nur 31 ile gögüslerini kapat denmesi gerekir. Çünkü Nur 31 de başlangıç AÇMASINLAR diyerek geliyor. Niye geliyor açıyorlar diye geliyor. Sizce gögüs mü önemli saçmı önemli bir soruyu sorun.

    Allah adaletle tamamladım diyecek Enam 155, kadın erkek adaletini koyacaksınız. Oku diyecek okuyacağız ki, akıl kabul edecek bir yapıya sahip olalım. Zuhruf 3 eğer akla aykırı olsa akıl bunu nasıl kabul edecek ve rum 30 bunu fıtrat nasıl kabul edecek. Bunları yapan bu dine inanacak veya inanmama durumu ortaya çıkacaktır. Kadın dövün meali var. Yahu psikoloji bilmi bunu uygun görüyormu.

    Peygamberimiz döneminde, kadınların bir kısmının çırılçıplağa yakın, gögüsleri açıkta dolaştığı, hatta İslam hakimiyetinden önce putprestlerin Kabe’de Haccı çıplak yaptığı söylenir. (Kurtubi, El Cami-il Ahkamil Kuran 7/189).

    Herhalde Ahzab 59 da cilbab çeşitli anlamlara gelen bir üst giysi ve çeşitli üst giysi olduğu için gögüsleri ortada bırakılabildiğinden olsa gerek. Nur 31 gelmiş olsa gerek. Yoksa nur 31 niye gelsin. iniş sebebi diye CARİYELERLE karışma gibi bir durumdan bahsedilmiyormuydu. Demekki cariyelerle karıştılmasın diye olabilir.

    Cariyeler ne yapıyorlardı. Nur 33 de fuhşa zorlamayın dediğine göre fuhşa zorlayıp herhalde fahişelik yaptırıyorlardı. O yüzden kadınları rahatsız ediyorlardı. Durduk yere kadınları kim rahatsız eder.

    Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasın diye ayette geçer. Saçı gizlediniz ayağını vurunca saç belli olmaz. Bura değil. Gögsü gizlediniz ayağınızı vurdunuz. Gögüs oynar. İşte oynayan yeri söylüyor. Erkek istediği gibi giyinecek rahat rahat davranacak kadın yaşarken ölüye çevrilecek. Erkek te bazı bakışlarını kısacak, zinaya yaklaşmayacak, ayetlerde gelmiştir. Tevbe 71 de kadın ve erkek birbirinin dostlarıdır diye geçmiyormu? Müslüman müslümanın kardeşidir diye geçmiyormu? Kardeşi ve dostlarımız diye niye bakma durumunda kalmıyorlar. Sözde müslümanlık mı olacak. Erkek denize girecek, sıkıntı olmayacak bir ortam olan kadın denize giremeyecek, herkes kendine hakim olmasını bilecek.

    Kadına yüklenip beleşe kaçılacağına, erkeğe adam olacak dini bilgilerle donatın. Sahil kentlerinde rahat giyinenler var. Ben hiç bir cinsliğe rastlamadım. Kimse ov bişey oldum demiyor. Herkes işinde gücünde. Kimse bende birşey oldu demiyor. Erkek normal normal geziyor.

  12. Nur 31 …Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar…:
    Ahzab 59 da zaten üst giysini almış bulunuyorsun. Bu ayette bu sözle üstüne aldın ama göğüslerim göründü diye oluşacak endişeyi gideriyor. Görülmesi normal yani.

    Kıyafetini namuslu bilinecek şekilde alıyorki, dışarda gezen cariyelerle karıştırılıp sıkıntı verilmesin diye, çünkü onlar Nur 33 ile fuhşa zorlanıp fahişe gibi görüntü veriyorlardı

    Bunu nasıl sen el yüz ayak dersin. Nasıl çıkar bu. Buna senmi karar vereceksin. Kadınlara senin keyfine göre Allah sıkıntı vereceğini anca zannedersiniz.

  13. Nur 31 …Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar

    Ahzab 59 da zaten üst giysini almış bulunuyorsun. Bu ayette bu sözle üstüne aldın ama göğüslerim göründü diye oluşacak endişeyi gideriyor. Kapattığın halde görülmesi normal yani.

    Kıyafetini namuslu bilinecek şekilde alıyorki, dışarda gezen cariyelerle karıştırılıp sıkıntı verilmesin diye, çünkü onlar Nur 33 ile fuhşa zorlanıp fahişe gibi görüntü veriyorlardı

    Bunu nasıl sen el yüz ayak dersin. Nasıl çıkar bu. Buna senmi karar vereceksin. Kadınlara senin keyfine göre Allah sıkıntı vereceğini anca zannedersiniz.

  14. KISA VE ÖZ ÇELİŞKİNİZİ AKTARALIM. AKIL TUTULMASI YAŞAYACAĞIMIZI MI ZANNETTİNİZ?
    Nur 31,Saçı açtırmayıp zinete soktular. Nur 60 da zinet açmasınlar denildi ama saçı açtılar. Çelişki çıkardılar. Sizi ele verdi.

    Örtülerini göğüslerinin üzerine koysunlar olacak.
    Şimdi savunabilirseniz savunun. Bana göre neticesiz bir uğraş gibi gözüküyor

  15. Selam
    KADIN, ERKEĞİ BEĞENMİŞ
    HADİ ERKEĞİN GÜZELLİĞİ İÇİNDE ÖNLEM ALINDA ADALETLİ BİR İZAH DİYELİM. HATTA İKİNCİ KEZ KADINLARIN KARŞISINDA DEFİLE VERMİŞ VE ELLERİNİ KESMİŞLER VE AYNI ŞEKİLDE GELMİŞ. BİR DE KADINLARIN ARASINA DALMIŞ.GÜCÜNÜZ KADINLARAMI YETİYOR. ELBİSE ÜZERİNDEN TABİKİ.

    Yusuf 23 Yûsuf’un, evinde kaldığı kadın, onun nefsinden gönlünü tatmin etmek istedi. Kapıları kilitledi, “Hadi gel!” dedi. Yûsuf: “Allah’a sığınırım, Rabbim beni güzel bir barınağa kavuşturmuştur. Zalimler iflah etmez.” dedi.

    Yusuf 24 Yemin olsun, kadın ONU ARZULAMIŞTI. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, ODA ONU ARZULAMIŞTI.. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.

    Ayetlerden anlaşılıyor ki; (Yusuf 23,24, 30,31) Hz. Yusuf’u, bir kadın tarafından güzelliği hoşa gidecek şekilde beğenilmiştir. Kadınlar, onun hakkında konuşunda, o kadın haber göndererek onları yemeğe davet etti. Yemekte karşılarına çıkarılınca kadınlar, Hz. Yusuf’un güzelliğini hoşlarına gidip, beğenince, o ki ellerini yaraladılar.

  16. Selam
    Nur 31 Başörtülerini gögüslerinin üzerine vursunlar. Nereye vursunlar gögüslerinin üzerine, emir neresi gögüslerinin üzerine vurulması. Yani ben başı illa kapatılacak bir içerikle gelen bir ayet göremiyorum

    Gögüslerinin üzerine KOYSUNLAR diyor

    Yani emir şöyle olsaydı Amenna, Başörtülerini başının ve gögüslerinin üzerine vursunlar.

    Şimdi emir böyle olmadığına göre, ben başörtüsünü başımdan çıkarıp, onla göğüslerimin üzerine örtebilirim. Emir orası çünkü, ha ben bunu başörtüsü ile yapıyorsam. Diğer örtüler ile niye yapmayayım

    Hadi size güle güle başörtücüler.

  17. Selam
    Bir defa bir konuyu izah ederken, ayette emir nedir. Emir nereyedir. Emir midir. Tavsiyemidir gibi bakmak lazım.

    Mesala
    Nur 31 başörtülerini gögüslerinin üzerine KOYSUNLAR
    Emir neresidir. Gögüslerinin üzerine onu koymak. Emir anlaşıldımı anlaşıldı.

    Şimdi ben başörtüsünü başımdan çıkarır. Başımı açar ve sonra onla göğüslerimin üzerini örterim. Al sana emrin gereğinin yapıldımı yapıldı. İyi de başörtüsü kullanabiliyorsam başka şey neden kullanamıyorum?

    Emir ise şöyle olmalıydı.

    BAŞÖRTÜLERİ İLE BAŞINI VE GÖGSÜNÜ ÖRTSÜNLER.

    İki de bir millet uzaya gitti. Hala ülke başörtüsü varmı yokmu peşinde. Alın benden size bir çözüm.

    ………..
    İKİNCİ DELİL
    Nur 31,Saçı açtırmayıp zinete soktular. Nur 60 da zinet açmasınlar denildi ama saçı açtılar. Çelişki çıkardılar. Sizi ele verdi. Başörtünüzü de alıp dışarı fırlattı.

    NİSA 82 YE GÖRE DE KURANDA ÇELİŞKİ YOKTUR.

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: