YAZILAR

ATEİZMİN İYİLİK PROBLEMİ ÜZERİNE

Ateist site ve forumlarda, ateist ve deistlerin kendilerini şöyle tanımladıklarına şahit oluyoruz…

 

“Ne bir Hristiyanım, ne Yahudi ne de bunlara yakın Kabalacı,Sabetaycı vesaire. Başka birinin malına, canına, karısına kast etmemek için illa bir kitap olması gerekli değil… ”

 

Burada önemli bir ayrıntı var…

 

Bunu söyleyenler, Müslüman olan bir toplumda yetişmişler…

oysa; “Ateistler, Hıristiyanların egemen olduğu toplumlarda, kiliseye gitmeseler de Hıristiyanlar gibi,

 

Müslüman bilinen ülkelerde de, camiye gitmeseler de, tıpkı diğer Müslüman bilinen insanlar gibi yaşam sürerler.”

 

Ateist ve deistler; bugün başka birinin malına, canına kast etmiyor, bütün insanların değerli olduğunu düşünüyor iseler bunu islama borçlular…

 

Çünkü inandıkları inançlar sisteminde “insanın” böyle bir kıymeti yoktur…

 

Şöyle ki;

 

“ Irk üstünlüğü ve doğal seleksiyon konusundaki görüşleri dikkate alındığında Darwin’in, insan ırkının genetik olarak ıslah edilmesini savunan kuzeni Francis Galton‘un fikirlerini şevkle desteklemesi şaşırtıcı değildir. Francis Galton, “evrimi kendi başına bırakmaktansa, sonuca daha kısa yoldan ve daha dertsiz ulaşmak için insanların sistemli bir şekilde üretilmesini” savunmuştu.

 

Darwin, kuzeninin bu önerisini “büyük bir fikir” olarak değerlendirmişti.

Görüyorsunuz;  Darwinizm, sağlıklı ve üstün bir ırk kurmak için insan ırkının ıslah edilmesi gerektiğini savunmuştur… Nasıl ıslah ediyorlardı?

 

Darwin’in, W. Graham’a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli mektubu;

” Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından istila edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelmişlerdi.

 

Şimdi ise bu çok saçma bir düşüncedir. Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından yok edileceğini görüyorum. (Francis Darwin, The Life ard Letters of Charles Darwin, cilt 1. New York D. Appleton and Company, 1888. Ss. 285—86) ” aksiyon.com.tr

 

Ateistlerin iddia ettikleri gibi olsaydı ( yani “tanrı” olmasaydı varsa bile bir kitap göndermemiş olsaydı ) Darwin’in felsefesinin yanlışlığı anlaşılabilir miydi?

soru şu ..! “ İnsanların çıkarları, arzuları ve tutkuları -kimi zaman- ahlaki gerekliliği yerine getirmemeye sebep olabilir. Örneğin yere düşen, içi para dolu bir cüzdanın, hiç kimsenin görmeyeceğinin garanti olduğu ve bu parayla hayatın sonuna kadar rahat yaşanabileceği bir durumda, “çalmayacaksın” ahlaki ilkesi gereğince alınmaması için, -Allah’ın varlığı yok kabul edildiğinde- herhangi bir “rasyonel temel” bulunamaz.

 

Bu anlayışı kabul edenler, ellerini yıkarken bakterileri öldürmeleriyle, suçsuz bir insanı öldürmeleri arasındaki fark gibi, çok temel bir ahlaki görüşü bile temellendiremezler.

 

Her şeyin tesadüflerle birbirinden evrimleştiği bir anlayış açısından, insan hayatını bakterilerden daha anlamlı kılacak “rasyonel temel” nedir?”

Ateistler ; “Yok artık, İnsan hayatının bir bakteriden daha anlamlı olduğunu düşünen bir ateist var mıdır?” diyerek karşı bir soru geliştirebilirler…

 

Hitler’in kurmak istediği Nazi Almanyasında Yahudiler, üstün ırk oluşturmaya engel görüldüğü için yok edildiler… Hatta Alman olmalarına rağmen sakat doğan, akıl sağlığı eksik olan insanlar da bu amaç uğruna öldürülmüşlerdir…

 

Bir zaman beyazlar, zenciler için aynı muameleyi yaptılar…

 

Var mıydı Hitler’in bakış açısına göre Yahudilerin bir bakteriden farkı ?

 

Ya da bir beyaza göre zencinin bakteriden farkı…

 

Ama İslam; Irk, dil, din ayırt etmez… İnsan, insan olduğu için değerlidir…

 

“ Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir.” Maide suresi 32…

Bakalım “ ateist, bir Müslüman kadar erdemli olabilir mi?

 

“ İlahi kitap der ki: “Hak ve hakikat Rabbin kaynaklıdır.” (2Bakara, 147)

 

Kişi, aklını doğru işleterek dürüst, adaletli, sorumlu, sözüne bağlı, empati kuran, hoşgörülü vb. birtakım olumlu karakter özelliklerine sahip olmanın yanı sıra yalan, cana kıymak, çalmak, yetim hakkı yemek, alkolizm ve uyuşturucu batağına düşmek, tecavüz, haksızlık ve zulüm gibi birtakım hak hukuk dışı eylemlerin ne denli sakıncalı ve zararlı olduğunun farkına varabilir, bilebilir.

 

Ancak bencilliği, çıkarcılığı, doymazlığı, cimriliği, egoizmi, riyakârlığı gibi içgüdüsel istek ve eğilimleri onu eğer bulabildiyse yukarıdaki ahlaki ve evrensel değerlerden alıkoyabilir, onlar hakkında kuşkuya düşürebilir. Güç, makam, mevki, taraftar sahibi olunca/olmayınca bunları daha da güçlendirmek için dürüstlüğü ve çalmamayı enayilik olarak görebilir.

 

Şurası bilinmelidir ki Tanrı bilinci, salt Tanrı’nın varlığını kabul etmek değildir. O’nu yaratıcı olarak da görmek değildir. Nitekim peygamber karşıtları, Mekke oligarşisi, “Allah” kavramına, “peygamber” kavramına yabancı değillerdi. Tam tersine Allah’ın yaratıcı, yaşatıcı ve evreni yönetici olduğunu kabul ediyorlardı. (29/61)

 

Ancak güya Allah’a yaklaştıracak, aracılık edecek, koruyup kollayacak, şefaat edecek umuduyla başka ilahlar ediniyorlardı. (39/3). Bu kafa, müşrik (pagan politeist, çoktanrıcı) kafa idi.

 

O halde, Allah’ı yalnızca yaratıcı olarak kabul etmek düzeyinde kalıyor ise böyle bir Tanrı bilinci yetersiz olmaktadır.

 

Tanrı bilinci, Allah’a güvenmeyi ve ilahi kitaba (ilahi sözlere) bağlılığı getirir.

 

Bir ateist eğer ahlaki erdemleri önemsiyor, ciddiye alıyor ve bunları hayatının vazgeçilmezleri arasında görüyorsa, bunlardan ödün vermiyorsa, onun böylesi değerlere sahip bir yapıtı ve buna sahiplenen insanları görmezden gelmesini uzun vadede açıklayamayız.

 

Her dürüst insan kendisiyle en fazla ortak değerlere hangi düşünce veya inanç sistemi ya da kişiler sahip ise onlarla yakınlık duyar ve yakınlık kurar. Aksi takdirde kendisiyle çelişir.

 

Ancak ne yazık ki ateist akımların yoğun olarak görüldüğü gerek Türkçe gerekse de yabancı forumlarda bırakın ahlaki erdemleri sahiplenmelerini, alabildiğince ve yoğun biçimde Allah’a ve ilahi değerlere saygısız bir üslup kullandıklarına tanık olmaktayız.

 

Oysa ahlaki erdem, her şeyden önce muhataplarınıza, onların düşüncelerine ve inançlarına saygı göstermekten geçer.

 

ALINTIDIR..

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: