YAZILAR

Kur’an’da İnsan’ın yaratılışı (1)

1- ELEMENTER SÜREÇ:
(Bakara 28, Nisa 1, En’am 2, A’raf 189, Hicr 26-27, Nahl 4, İsra 61, Meryem 67, Taha 55, Mu’minun 12-15, Rum 20, Secde 7-9, Yasin 77, Saffat 11, Sâd 71-74, Rahmân 1-4, 14-15, Vakı’a 57-62, Me’âric 39, Nuh 14, 17-18, Tin 4-5)
***
“Nasıl oluyor da Allah´ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O´na döndürüleceksiniz.” (Bakara 28)
***
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten (nefsi vahide denilen ilk hücreden) yaratan ve ondan da (yani, nefsi vahide denilen o ilk hücreden de) eşini yaratan;[2] ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı takvalı. (sorumluluk bilincinde) olun. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir gözetleyicidir.”(Nisa 1)
***
“O’dur, sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen. Adı konulmuş ecel, Onun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılmaktasınız.” (En’âm 2)
***
“Andolsun sizi yarattık, sonra size biçim verdik ve sonra da meleklere, ‘Âdem’e secde edin’ dedik. İblîs’in dışındakiler secde ettiler; o secde edenlerden olmadı.” (A’râf 11)
***
“O’dur, sizi bir tek nefisten (nefsi vahide denilen ilk hücreden) yaratan ve kendisi ile huzur ve sukunet bulsun diye, ondan da (yani, nefsi vahide denilen o ilk hücreden) eşini var eden[3]. (insan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, ‘Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederler.” (A’raf 189)
***
“(Allah) İnsanı bir nutfeden (bir damla hayrat suyundan yani bir spermadan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir.” (Nahl 4)
***
“Andolsun Biz insanı süzme, kurumuş, ses veren bir balçık türünden özgün bir biçim almaya elverişli, tabiatı değiştirilmiş, koyu ve yoğun çamur nevi bir şeyden (salsalen kel fahar den) yarattık.
Cinleri (Görünmez varlıkları) ise, (insandan) daha önce, yakıp kavuran (şaşırtıcı bir karışımda), zehir gibi (insanın gözeneklerine) nüfuz eden tarifsiz bir ateşten yarattık.” (Hicr 26-27)
***
“Hani bir zamanlar meleklere Adem’e secde edin! demiştik de, İblis dışında tümü secde etmişti. O dedi ki: Şimdi ben çamurdan var ettiğin birine secde edeceğim, öyle mi?” (İsrâ 61)
***
“(Yeniden dirilişi inkar eden o) İnsan düşünmez mi ki, daha önce hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yarattık?” (Meryem 67)
***
“Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.” (Taha 55)
***
“Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.
Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe (sperma ile döllenmiş yumurtadan oluşan ilk hücre olan zigot) haline getirdik.
Daha sonra, o nutfe’den (döllenmiş yumurta’dan oluşmuş, o ilk hücre’den) alakayı yarattık. Alaka’dan da bir çiğdem et paçası olan cenini yarattık; ve ceninden de kemikleri yarattık; en sonunda kemiklere kas giydirdik; sonuçta, onu bağımsız bir varlık olarak inşa ettik: işte her şeyi en güzel şekilde yaratan Allah’ın şanı böyle yücedir!
Bu sürecin ardından elbette öleceksiniz.
Yine kuşku yok ki siz, Kıyamet Günü (tekrar) diriltileceksiniz.” (Mü’minûn 12-15)
***
“O’nun ayetlerinden biri de, sizi topraktan yaratmasıdır; sonra siz (bir süreç içinde) beşer olarak gelişip kişilik kazandınız. (Rum 20)
***
“(O) ki: Her şeye yaratılış amacıyla en uyumlu olma ve kemalini bulma (yeteneğini) bahşetmiştir. Öyle ki, insan türünü yaratmaya (basit) bir balçıktan başlamıştır.
Sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden (menin içindeki spermadan) devam ettirmiştir.
Daha sonra onu tasviye ederek (yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak), kendi ruhundan üflemiştir; derken sizi hem işitme ve görme, hem de duygu ve düşünce yetenekleriyle donatmıştır: ne kadar da azınız şükrediyor.” (Secde 7-9)
***
“İnsan, kendisini bir damla sudan (spermadan) yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.” (Yasin 77)
***
“Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” (Sâffât 11)
***
“Hani o zaman Rabbin meleklere demişti ki: Ben balçıktan bir beşer yaratacağım.
Onu bir biçime sokup, ona Ruhum´dan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın (onun hizmetine amade olun).
Bütün melekler toptan secde ettiler.
Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.” (Sâd 71-74)
***
“(O) insanı ateşte pişirilmiş gibi kuru, ses veren balçıktan yarattı.
Ve cinleri de (görünmeyen varlıkları da) tarifsiz ateş türü bir karışımdan yarattı.” (Rahmân 14-15)
***
“Rahman?.. (Rahman’ı mı merak ediyorsunuz? O zaman dinleyin)
Kur’an’ı O öğretti,
insanı O yarattı,
insana kendini ifade etmeyi O öğretti.” (Rahmân 1-4)
***
“Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?
Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı Biz miyiz?
Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir.
(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda.
Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?” (Vakı’a 57-62)
***
“Hayır. Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).” (Me’âric 39)
***
“(Oysa O,) sizi tavır tavır (çeşitli aşamalar geçirdikten sonra) yaratmıştır.” (Nuh 14)
***
“Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.
Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır.” (Nuh 17-18)
***
“Andolsun, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin 4)

*************
(1/2) Su’dan yaratılış:
(Enbiya 30, Nur 45, Furkan 52)
***
“Gerçeğin östünü örtenler (kafirler), göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden ayirdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?” (Enbiya 30)
***
“Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır; şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (Nur 45)
***
“”O’dur, sudan (meniden) insanı yaratıp onu nesep ve sıhriyet (kan ve evlilik bağından doğan) yakınlığa dönüştüren. Rabbinin her şeye gücü yeter.” (Furkan 52)
***
***********************
2- EMBRIYOLOJIK SÜREÇ:
(Ali imran 6, A’raf 189, Hac 5, Mü’minun 12-15, Secde 7-9, Fâtır 11, Zümer 6, Mü’min 64, 67-68, Necm 45-46, Kıyamet 37-40, Nuh 14, İnsan 1-2, Mürselat 20-22, Abese 17-22, Tarık 5-7, Alak 1-5)
***
“Rahimlerde size dilediği gibi suret veren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur; üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Ali imran 6)
***
“O’dur, sizi bir tek nefisten (nefsi vahide denilen ilk hücreden) yaratan ve kendisi ile huzur ve sukunet bulsun diye, ondan da (yani, nefsi vahide denilen o ilk hücreden) eşini var eden[3]. (insan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, ‘Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederler.” (A’raf 189)
***
“Ey insanlar! Eğer ölümden sonra yeniden diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden[4] (sperma ile döllenmiş yumurtadan oluşan ilk hücre olan zigottan), sonra alaka (embriyo) dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir mudğa (asli organları oluşmuş ama tali organları henüz oluşmamış cenin) dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelir. (Bu tıpkı şuna benzer) Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.” (Hac 5)
***
“Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.
Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe (sperma ile döllenmiş yumurtadan oluşan ilk hücre olan zigot) haline getirdik.
Daha sonra, o nutfe’den (döllenmiş yumurta’dan oluşmuş, o ilk hücre’den) alakayı yarattık. Alaka’dan da bir çiğdem et paçası olan cenini yarattık; ve ceninden de kemikleri yarattık; en sonunda kemiklere kas giydirdik; sonuçta, onu bağımsız bir varlık olarak inşa ettik: işte her şeyi en güzel şekilde yaratan Allah’ın şanı böyle yücedir!
Bu sürecin ardından elbette öleceksiniz.
Yine kuşku yok ki siz, Kıyamet Günü (tekrar) diriltileceksiniz.” (Mü’minûn 12-15)
***
“(O) ki: Her şeye yaratılış amacıyla en uyumlu olma ve kemalini bulma (yeteneğini) bahşetmiştir. Öyle ki, insan türünü yaratmaya (basit) bir balçıktan başlamıştır.
Sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden (menin içindeki spermadan) devam ettirmiştir.
Daha sonra onu tasviye ederek (yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak), kendi ruhundan üflemiştir; derken sizi hem işitme ve görme, hem de duygu ve düşünce yetenekleriyle donatmıştır: ne kadar da azınız şükrediyor.” (Secde 7-9)
***
“Allah sizi topraktan yarattı, sonra bir nütfeden (menin bir damlasından). Sonra da (birbirimize eş olabilmeniz için) sizi çiftller (dişili-erkekli) kıldı. O´nun bilgisi olmaksızın, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah´a göre kolaydır. (Fâtır 11)
***
“(O) Sizi bir tek nefisten (nefsi vahide denilen ilk hücreden) yaratmış, sonra ondan (nefsi vahide denilen o ilk hücreden) eşini meydana getirmiştir[5]; (yine O) her iki cinsten dört tür hayvanı sizin yararlanmanız için emre amade kılmıştır; o sizi (de) annelerinizin karınlarında üç kat karanlığın göbeğinde birbirini izleyen yaratma aşamalarından geçirerek halk etmektedir. İşte Rabbiniz olan Allah budur: mutlak hakimiyet O’na aittir: O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Böyleyken, nasıl (gerçeğe) bunca mesafeli durabiliyorsunuz?” (Zümer 6)
***
“Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne Yücedir.” (Mü’min 64)
***
“O’dur, sizi topraktan, sonra bir nütfeden (döllenmiş yumurta’dan oluşmuş, o ilk hücre’den), sonra bir alak’tan yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır).
Dirilten ve öldüren O’dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: ‘Ol’ der, o da hemen oluşmaya başlar[6].” (Mü’min 67-68)
***
“O’dur, aktığı zaman menin bir nütfesinden (bir damlasından; yani, spermadan) erkek ve kadın olmak üzere çifteleri yaratan[7].” (Necm 45-46)
***
“Siz akan meninin bir nütfesi (bir damlası yani, bir sperma) değil miydiniz?
Sonra bir alaka olmuştunuz, sonra böylece size biçim vermiştik.
Böylece ondan (yani, yumurta ile döllenen spermadan) erkek ve dişi eşleri varetmiştik.
Şimdi bütün bunları yapmaya göcü yeten, ölüleri tekrar dirilmeye gücü yetmez mi?[8].” (Kıyamet 37-40)
***
“(Oysa O,) sizi tavır tavır (çeşitli aşamalar geçirdikten sonra) yaratmıştır.” (Nûh 14)
***
“İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi?
Şu bir gerçek ki, biz insanı imtihan etmek için, karışımlı bir nütfeden (sperma ile döllenmiş yumurtadan) yarattık ve onu işiten ve gören bir varlık yaptık.” (İnsan 1-2)
***
“Sizi basit bir sudan (spermadan) yaratmadık mı?
Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
Bilinen belli bir süreye kadar.” (Mürselat 20-22)
***
“Kahrolası insan, ne kadar da nankördür.
(Allah) Onu hangi şeyden yarattı (hiç düşünmez mi?)
Bir damla sudan (bir spermadan) yarattı da onu bir ölçüyle biçime soktu.
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Sonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü.
Sonra dilediği zaman onu (yeniden) diriltir.” (Abese 17-22)
***
“İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı?
Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.
(Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.” (Tarık 5-7)
***
“Yaratan Rabbinin adıyla oku.
(O) insanı bir alak’tan yarattı.
Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;
Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.
İnsana bilmediğini öğretti.” (Alak 1-5)
***
***********************
3- YARATILAN İNSANIN HAYAT SÜRECİ:
(Âl-i İmrân 185, Nisa 28, En’âm 2, Nahl 70, 72, 78, İsrâ 11, 70, Enbiyâ 37, 35, Hac 70, Mü’minun 12-14, 78, Ankebut 57, Rum 21, 54, Mü’min 64, 67-68, Kâf 16, Teğâbun 2-3, Mülk 2, 23-24, Nuh 17-18, Nebe 8, Abese 17-22, Tin 4-5
***
“Her can ölümü tadar. Ve kıyamet gününde, karşılıklarınız size tam olarak ödenir. Ve kim ateşten uzaklaştırılır da cennete alınırsa, işte o murada ermiş olur. Bu dünya hayatıysa, aldatıcı bir tatmin aracından başka bir şey değildir.” (Âl-i İmrân 185)
***
“O’dur, sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen. Adı konulmuş ecel, Onun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılmaktasınız.” (En’âm 2)
***
“Allah yükünüzü hafifletmek ister; zira insan zayıf yaratılmıştır.” (Nisâ 28)
***
“Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Allah bilendir, herşeye güç yetirendir.” (Nahl 70)
***
“Allah, size sizin cinsinizden eşler var etti; ve eşlerinizden sizin için çocuklar ve torunlar takdir etti; ve sizi temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdı. Bütün bunlara rağmen bir yandan asılsız şeylere inanıp öte yandan Allah’ın nimetini inkar edecekler, öyle mi?” (Nahl 72)
***
“Siz hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler (duyma, görme ve düşünme kabiliyetlerini) verdi.” (Nahl 78)
***
“İnsan, (sanki) hayır için yalvarıp yakarıyormuşçasına şer için yalvarıp yakarır; zira insan çok acelecidir.” (İsrâ 11)
***
“Andolsun, biz Âdemoğulları’nı keriym (şan ve şeref sahibi/türünün en iyisi) kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsrâ 70)
***
“İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.” (Enbiyâ 37)
***
“Her can ölümü tadacaktır; şu da var ki, Biz sizi (seçip ayırmak için) hayır ve şer ile sınava tabi tutuyoruz: zaten sonunda bize döneceksiniz. (Enbiyâ 35)
***
“O’dur, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.” (Hac 70)
***
“Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.
Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe (sperma ile döllenmiş yumurtadan oluşan ilk hücre olan zigot) haline getirdik.
Daha sonra, o nutfe’den (döllenmiş yumurta’dan oluşmuş, o ilk hücre’den) alakayı yarattık. Alaka’dan da bir çiğdem et paçası olan cenini yarattık; ve ceninden de kemikleri yarattık; en sonunda kemiklere kas giydirdik; sonuçta, onu bağımsız bir varlık olarak inşa ettik: işte her şeyi en güzel şekilde yaratan Allah’ın şanı böyle yücedir!
Bu sürecin ardından elbette öleceksiniz.
Yine kuşku yok ki siz, Kıyamet Günü (tekrar) diriltileceksiniz.” (Mü’minûn 12-15)
“O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükrediyorsunuz! (Mü’minûn 78)
***
“Kendileriyle huzur bulmanız/sukunnete etmeniz için size kendi türünüzden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O´nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda tefekür edip düşünen bir toplum için ayetler vardır.” (Rum 21)
***
“Allah, sizi (aşlangıçta) zayif (güçten yoksun olarak) yarattı, bu zaafiyetin ardından sizi güçlü kuvvetli kıldı, bu güçlü kuvvetli dönemin ardından sizi (tekrar) zayıflığa ve ak saçlılığa mahkum etti: O, dilediğini yaratır; zira O her şeyi bilendir, mutlak kudret sahibidir.” (Rum 54)
***
Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne Yücedir.” (Mü’min 64)
***
“O’dur, sizi topraktan, sonra bir nütfeden (döllenmiş yumurta’dan oluşmuş, o ilk hücre’den)[*] sonra bir alak’tan yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır).
Dirilten ve öldüren O’dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: ‘Ol’ der, o da hemen oluşmaya başlar[6).” (Mü’min 67-68)
***
“Gerçek şu ki, insanı yaratan Biziz ve onun iç benliğinin ona ne fısıldadığını Biz biliriz çünkü Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kâf 16)
***
“O’dur, sizi yaratan. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı görendir.
(O) gökleri ve yeri hak ile (belli bir anlam ve amaç için) yaratmıştır. Size suret verip suretlerinizi en güzel şekilde yapmıştır. Dönüş, ancak O´nadır.” (Teğâbun 2-3)
***
“(O) ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk 2)
***
“De ki, Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O´dur. Ne az şükrediyorsunuz!
(Yine) De ki: Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O´dur; ancak O´nun huzuruna gelip toplanacaksınız.” (Mülk 23-24)
***
“Şu bir gerçek ki, insan pek tatminsiz/çok cimri (biri olarak) yaratılmıştır.
Başına bir kötülük geldiği zaman vaveylayı basar;
ama bir iyiliğe nail olduğu zaman da onu herkesten men eder/kimse ile paylaşmaz.” (Me’âric 19-21)
**
“Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.
Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır.” (Nuh 17-18)
***
“Sizi (birbirinize eş olabilmeniz için) çift çift (olarak) yarattık.” (Nebe 8)
***
“Kahrolası insan, ne kadar da nankördür.
(Allah) onu hangi şeyden yarattı (hiç düşünmez mi?)
Bir damla sudan (bir spermadan) yarattı da onu bir ölçüyle biçime soktu.
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Sonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü.
Sonra dilediği zaman onu diriltir.” (Abese 17-22)
***
“Siz adım adım (ecelinize) ilerleyeceksiniz.” (İnşikak 19)
***
“Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).” (Şems 8))
***
“Andolsun, insanı en güzel biçimde yarattık-yaratırız.
Sonra onu aşağıların aşağısına indiririz.” (Tin 4-5)
***
____________________________________________
[1] “KUR’AN’DA İNSAN’IN YARATILIŞI” yazımızı 3 bölüme ayırdık:
1. Bölümde, insanın elementer yaratılış süreciyle ilgili ayetleri bu bölümde bir araya getirmetye çalıştık…
2. Bölümde, insanın embriyoloji yaratılış süreciyle ilgili ayetleri bu bölümde bir araya getirmetye çalıştık…
3. Bölümde ise, yaratılmış olan insanın hayat sürecinden bahseden ayetleri, bu bölümde bir araya getirmeye çalıştık… bir araya getirmeye çalıştık… (Bu bölümde, Kur’an’da geçen; yaratılmış olan insanın hayat süreciyle ilgili bütün ayetler değil, sadece berceste diyebileceğimiz ayetleri aldık. Kur’an’da “O’dur, öldüren ve dirilten…” vs gibi birçok ayet vardır, eğer biz hepsini bu bölümde biraraya getirseydik; bu yazı daha da uzun olacaktı, ama biz yazının kısa olmasının daha uygun gördük)

NOT: Eğer, insanın yaratılış sürecinden bahseden bir ayet grubu, önce elementer, sonra da embriyoloji sürecinden bahsediyorsa, bizde konu bütünlüğünün bozulması için, aynı ayetleri her 2 bölüme de almaya çalıştık, ama eğer, önce elementer, sonra embriyoloji, sonrada hayat sürecinden bahsediyorsa, bizde (konu bütünlüğünün bozulması için) aynı ayetleri her 3 bölüme’de almaya çalıştık… (Ama bazen bir ayet veya bir ayet grubu, her 3 aşamadan’da bahsetmesine rağmen, biz konunun daha baskını olabileceğini düşündüğümüz 2 veya sadece 1 bölüme aldık)
.
[2] Parantez içinde açıkladığımız, “ondan da (yani, nefsi vahide denilen o ilk hücreden de) eşini yaratan; …” gerekçesi, zevceha (زَوۡجَهَا) daki (ha/هَا) zamirin dişil olmasıdır. Dişil olan zamirin dönebileceği tek dişil
Cümlede “min nefsi vahide (مِّن نَّفۡسࣲ وَ ٰ⁠حِدَةࣲ)” cümlesidir. (Bu durum Nisa 1 için olduğu gibi; A’raf 189, Hucurat 13 ve Zümer 6 için de geçerlidir)
İlk insan eşinin, erkekten yaratıldığı düşüncesi Kur’an’ın değil, tevrat’ta geçen bir bilginin sonucudur.
(Yukarıda da açıkladığımız gibi,) ilk insan neyden yaratılmışsa, eşi de aynı şeyden yaratılmıştır. Buna göre; tevratta geçen bu ayetler, vahiy kaynaklı değil, tevrat müfessirlerinin yaptıkları tahriflerin sonucudur. Maalesef daha sonra Kur’an müfessifileride, sanki bu bilgi doğru imiş (yani sanki vahiy kaynaklı imiş) gibi, Nisa 1, A’raf 189, Hucurat 13 ve Zümer 6 nın tefsirleri için kullanmışlardır.
Kısacası: Kur’an’a göre; ilk insan neyden yaratılmışsa, o ilk insanın eşi de aynı şeyden yaratılmıştır.!
NOT; Bu, nefsi vahide (مِّن نَّفۡسࣲ وَ ٰ⁠حِدَةࣲ) muhtemelen, mitoz bölünme ile bölünüp çoğalan ilk hücre olmalıdır… (Allah en doğrusunu bilir)
.
[3] Yukardaki, 2. dipnota bakınız.
.
[4] Kur’an’da insanın yaratılışı ile ilgili ayetlerde geçen, nütfe (النُّطْفَةَ) kelimesine, genelde mealler; “bir damla hayat suyu, bir damla döl suyu, meniden bir damla (sperma)” diye çevirirler; buna bir itirazımız yok. (Zaten bizde yazımızda genelde bu tür ayetleri böyle çevirdik) Ancak embriyolojk aşamalarda bahseden ayetlerdeki nütfenin (sperma değilde) daha çok “sperma ile döllenmiş yumurtanın oluşturduğu ilk hücre” olarak çeverilmesi bizce daha isabetlidir. Zira bu gibi embriyolojik aşamaların geçtiği ayetler, anne karnındaki aşamalardan bahseder; bu ayetlerde nütfeden hemen sonra alaka (embriyo) gelir. Buda, bu ayetlerde geçen “nütfe” kelimesinin anne karnındaki ilk aşama olan, sperma ile döllenmiş yumurtadan oluşan ilk hücre yani zigot olsa gerek… (Allah en doğrusunu bilir)
.
[5] Yukardaki, 2. dipnota bakınız.

[6] Kur’an’da 7 yerde geçen’, “Yekulu lehu, kun feyekun (يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ)” cümlesini genelde mealler “O ol der, oda oluverir” diye çevirirler. Bu cümleyi böyle çevrimek, hem arapça gramer kuralları açısında, hem de Allah’ın yaratılış yasaları açısından hatalı bir çevridir. Şöyle ki; cümlenin ikinci kelimesi olan “feyekun (فَيَكُونُ)” kelimesi muzaridir, yani olmuş bir şey değil olacak veya olmaya başlamış şey anlamındadır. Ayrıca Allah’ın yaratılış için koyduğu (ve uygulamasına şahit olduğumuz) yasasının gereği olarak, bir şeye “Ol deyince, o hemencik olmaz; ama oluşmaya başlar, yani oluşum sürecine girer. O yüzden, bu cümlenin en doğru çevirisi “O, ol der; oda oluşmaya başlar. veya O, ol der; oda oluşum sürecine girer” olmalıdır… (Allah en doğrusunu bilir)
.
[7] Aşağıdaki, 8. dipnota bakınız.

[8] Parantez içi açıklamalarımızn gerekçesi şudur: 39 ayetteki “ondan erkek ve dişi eşleri varetmiştik.” deki (minhu/مِنْهُ) zamirin eril olmasıdır. Çünkü zamir ancak eril bir kelimeye döner, zamirden önceki bütün kelimelerde dişil olup sadece 37. ayetteki meni kelimesi erildir. Dolayısıyla zamirin dönebileceği tek kelime meni kelimesidr. (“Ondan yani meniden, yani meninin içindeki spermadan; erkek ve dişi eşleri varetmiştik.”)
Bebeğin cinsiyetini belirleyen hücrenin anne’den değil de baba’dan gelen hücre olduğu gerçeğini, bilim dünyası yeni yeni keşf etmesine rağmen, Kur’an bu gerçeği 1400 yıl önce söylemiştir, bu da Kur’an’ın Allah’tan geldiğinin delillerinden sadece biridir.!

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: