DENEMELER

Link Link Açtırırsın İlk Yaz Nasıl Açtırırsa

Yavaş açılır bazı linkler.

Bir tepe arıyorum seyre dalmak için. Biraz manzara, biraz mazi, biraz insan, biraz olaylar… Ne acelem var ne telaşım. Şu şarkılara o sözleri yazmasalar ne iyi olurdu. Ruhun gıdası dedikleri şeye niye zehir katıyorlar? Katkı maddesi olmayan ne var ki? Böyle de düşünülebilir. Böyle düşünülebilir diye mi meşrulaşıyor gayrimeşru şeyler? Peki, affediyorum seni, mazeretin güzel, edebiyatın iyi. Ama bir banka değilim ben. İcra memurlarım yok, alacaklarımı alacağım kefil. Böyle de bakılabilir.

Bir tepe arıyorum, bakmak için. Durduğum tepenin karşısına koyuyorum meseleyi. Bir buradan bakıyorum, sonra karşı tepeye koşuyorum oradan bakmak için. Yoruluyorum. İki kişinin farklı tepelerden baktığı meseleler daha iyi anlaşılıyor. Böyle de bakılabilir. Tepeleri sahipleniyoruz hani, tepeyi, bir konumu, bir açıyı kendimiz sanıyoruz; kavga ediyoruz sonra. Tepelerin bir uzantısına dönüştüğümüz oluyor. Bir tepe değilim ben, burada kalıcı değilim. Meselelere hiç bakılmayabilir. Tepeler tepe olarak kalabilir. Çıkılıp inilebilir. Tepenin hediyesi olan bakışı alıp yolumuza bakabiliriz. Böyle de bakılabilir.

Yavaş anlar bazı kişiler. Ağırkanlı ilerler bazı işler. Yavaş açılır bazı linkler.

Okuduğum kitaplarda Kur’an’a bir link açıldığını görürüm bazen. Yazarın Kur’an’la bir ilgisi olsun ya da olmasın fark etmeden bir ayetin tefsiri açılır satırlarda.

Örneğin; Bakara suresi 65. Ayetin bir tefsirini, Ortega y Gasset’in İnsan ve Herkes adlı eserinde buldum. Şöyle diyor kitapta:

“Eğer biraz sakin kalıp, maymunların sahnesini edilgenlikle seyredersek, bir özellikleri sanki kendiliğinden oradan çıkıp, bir ışın gibi bize ulaşacaktır. O şeytansı hayvancıkların öyle sürekli tetikte, tedirginlik içinde, çevrelerine bakınarak, oradan gelecek tüm işaretleri duyumsayarak durup dinlenmeksizin dikkat halinde, hep anında, mekanik bir kas refleksinin atılımıyla, kaçarak ya da ısırarak yanıt verilmesi gerekecek bir tehlikenin gelmesinden korkar durumda bulunmalarıdır bu özellik. Gerçekten de hayvan hep dünyadan korkarak yaşar, aynı zamanda da dünyada bulunan ve gözüne görünen şeylere karşı dinmeyen bir istenç içindedir; tıpkı korku gibi, dizginsiz denetimsiz boşalıveren baş edilemez bir istektir bu. Her iki durumda da, hayvanın yaşamını yöneten, onu bir kukla gibi oynatıp hoplatan şey çevrenin nesneleri ve olaylarıdır. Maymun, kendi varlığının yöneticisi değildir, kendi kendisinden kaynaklanmaz yaşantısı, hep kendi dışında olup bitene, kendisinden başka olana dikkat kesilmiştir.” (s.36)

Sadece kitaplarda değil, bazı olayları yaşarken ya da izlerken de beynimiz bazı ayetlere link açar. Karşılık olarak Kur’an da hayata linkler açar, kendimize, olaylara… Yeryüzündeki yollar gibi beynimizde yollar, köprüler kurulur. Sanki görünmez yollarda yürürken; o yollarda asırlar öncesinden, sonrasından, şimdisinden insanlarla karşılaştığımız hissine kapılırız. Geçmişte yaşamış, varlıklarını bilmediğimiz insanlarla yolculuğumuzun seyrine dalarız. Geçmişin, geleceğin bir anlamının kalmadığı eşiklerden geçeriz zaman zaman. Psikoloji bizim için henüz bir bilim değilken, ayna nöronlar henüz keşfedilmemişken “üzüm üzüme baka baka kararır”ı öğreniriz anneannemizden. Körle yatanın nasıl şaşı kalktığını hayal bile edemezken; yıllar sonra bilim adamları şöyle bir açıklama yapar: “Her gün en fazla görüştüğünüz beş kişinin toplamısınız.” Elbette dili anlaşılmaz terimlerle dolu geniş izahatler var meraklısı için.

Mümin müminin aynasıdır’ı alıp Jung’un teorilerine koyarsanız bir şey olmaz. Firavunun sihirbazlarını alıp Hitlerin algı yönetim taktiklerine koysanız bir şey değişmez. Kendi kendine telkin kasetlerini atıp yerine Peygamberimizin şu duasını koysanız her şey değişir: “Allah’ım, bize imanı sevdir ve onu gönüllerimizde süsle. Bize inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve ilahi emirlere isyanı da çirkin göster. Bizi dosdoğru istikameti bulmuş olanlardan eyle.” (Amin)

1500 yıl öncesinden gelen bu duanın güzelliğine bakar mısınız? “Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi, bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.” ayetinde de belirtildiği gibi, doğru yol, istikamet bizim algılarımızda gizli. Bu yüzden duada algıların düzeltilmesine yönelik bir istek var. Bizi, iman etmemizi sağlayacak o algı düzeyine getir, bizi o algıda tut diyor ve o algı düzeyine denk düşen bir hali istiyor Rabbinden. Jung, Freud, Firavunun kahinleri, Goebbels’in üstünde durduğu; kiminin şifa için kiminin insanları aptallaştırmak için hedeflediği yumuşak karnımızdır algı. Şeytanın doğru yol üzerinde oturup yayına parazit kattığı yer. Şirk algıdadır, tevhid algıdadır. İşte Kur’an’ın insanda yıkmayı amaçladığı, yerine yenisini (tevhidi) inşa ettiği yer de algımızdır. İnsanoğlu için algı hemen hemen her şeydir. İki kişinin ilişkisi algıdır. Kavgalar bir algı uyuşmazlığıdır. Alınganlık algıda bir yanılgıdır, vs. Şimdi, yukarıda paylaştığım duanın hikmetine, sadeliğine, isteğindeki isabete bakar mısınız, Peygamberin algı algısındaki berraklığa. Bence mucizevi bir hadise bu.

Üzüm üzüme baka baka kararırken, üzümlerin birbirine öfke ile mi, sevgi ile mi baktıklarının bir önemi var. Çünkü üzüm üzüme baka baka kararır, bir yasadır. Bu atasözünde hem Kur’an’a, hem şahit olduğumuz olaylara, hem bilimsel verilere o kadar çok link var ki. Önce Peygamberimizin şu duasını hatırlayalım: “Allah’ım, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.” (Amin). Zulüm bir bakma biçimidir. Zulme uğramak da öyle. Zulme uğrayanın algısı, can ve mal korkusundan bozulmuştur ve kendi gücünü unutur. Zulmeden, korku, baskı, zorbalıkla hedefinin algısını bozar. Kendisine bir algı bozukluğu olarak üstünlük atfeder. Zulmeden, zulme uğrayanın güçsüzlüğüne dayanarak değil, zulme uğrayanın güçsüz olduğuna dair kendi algısına güvenerek devam eder zulmüne. Zulmeden ve zulme uğrayan gerçekte yanılgıdadır. Bu yanılgı onları zamanla birbirine benzetir. Zulme uğrayanın zihninde “güç”, zorbalıkla eşleşir, güç kelimesinin anlamı, algısı bozulur. Bu nedenle zulme uğrayanların, şartlar değiştiğinde birer zalime dönüştüklerine şahitlik eder insanlık. Jung’un gölge arketipine atıf yapan Robert A. Johnson; kişinin kendisinde olmasını istemediği özellikleri karşısındaki kişiye yansıttığını ve onu ötekileştirerek onunla savaştığını söylerken, örneklerden biri olarak Almanya’nın, kendinde olan ama kendine yakıştıramadığı kötücül taraflarını Yahudilere yansıttığı malum hadiseleri verir. Yahudilerin uğradığı bu zulmün ardından, Almanların kendilerine bakışı gibi bir bakışla Filistinlilere baktığını görürüz. Günah keçisi ilan etme ve keçiyi dışlama, günlük yaşantımızda da sık karşılaştığımız bir durumdur. Hakikati değil, algımızı hakikat sandığımız ilişkiler kurarız. Şimdi, Peygamberimizin yaptığı bu dua’ya dönüp tekrar bakar mısınız?

Kur’an’ın algılarımızı yönetmesine, bizi, seyre daldığımız tepelerden indirmesine, çıkmak için başka tepeler göstermesine izin verirsek, Kur’an’ın başka bir hedefi daha olduğunu görürüz. Algısı düzelen insanın algılarını korumak. İnsanın yumuşak karnının, toplumsallık açısından güce dönüşmeye başladığı bir yerdir bu hedef. Kur’an bir toplum inşa ederek, bireyleri ve nesilleri korumaya alır. Üzümün üzüme sevgiyle, merhametle bakacağı bir toplum hedefler ki, üzümler ziyan olmasın. “Salihlerle birlikte olun” buyruğu insana, aynı algı düzeyinde kalmasına ve pekiştirmesine yardımcı olur. İnsan unutur, yanılır, hata yapar. Bireyin zayıflığı sıkı sıkı kurulan saflarla güçlendirilir. Böylece birbirlerine hakkı tavsiye eden, sabrı tavsiye eden ve salih amel işleyen bir toplum meydana gelir, Allahulalem.

Esnemek bulaşıcıdır. Gülmek bulaşıcıdır. Karamsarlık bulaşıcıdır. “Kalpleri birbirine benzedi.” ayetinin açtığı linklerde düşüncelere daldığımızda; arkadaşın, eşin, birlikte olduğumuz kişilerin ne kadar önemli olduğunu, Kur’an’ın toplum vurgusunu daha iyi anlarız. Neden hicret gerekiyor, neden tufan, anlıyoruz bir müddet sonra.

Vesselam.

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

mimhece

Ses-Söz-Arpacık
0 0 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx