DENEMELER

Pandemi ve Paradigma

Covid 19’u Ashab-ı Kehf’in akçesi üzerinden okumak:

Kehf 12: Sonra onları dirilttik ki (ba’s) iki zümreden (hizip) hangisinin geçen süreyi daha iyi değerlendirdiğini (ahsâ) bilelim.

Modern zamanın konfor fanusu Habil’i de yuttu Kabil’i de. Bilincimizi uyutan avm’ler, promosyonlu banka teklifleri, futbol maçları ve üçüncü dünya savaşının eşiği durdu. İdeolojilerin bıçkın sloganları, üçüncü sayfa kahramanları ve sunî hainler sustu. Sahi şimdi neredeyiz? Zaman değişip dönüşürken biz ne yaptık? Habil’in arkasında durup, Kabil’in önüne geçen bizler, biz iyiler mağaramızdan çıkmak için bir virüs ile diriltildiğimiz şu günlerde geçen sürenin hesabını yapıyor olmalı değil miyiz, bunun için diriltilmedik mi?

Çağın, sanatın, teknolojinin, zamanın ve değişimin gerisinde kalan ve hal’i hazırda hiçbir projesi olmayan iyiler mağaradan ne ile çıkacak? Akabeyi, yani sarp yokuşu, yani kamusal alanı kötülere bırakmakla sebep olduğumuz hatanın ve yıkımın telafi edilmesinin artık kaçınılmaz olduğu zamanın şu noktasında ne yapacağız?

Dünyayı kötülere ve kötülüğe bırakıp kaçtığımız bu mağarada diriltildiğimiz şu günlerde, dış dünyaya ne ile döneceğiz?

Kur’an’da Ashab-ı Kehf olarak isimlendirilen bir grup gençten bahsedilir. Şehirden yani konforun kuralları koyduğu ve değerlerin çıkarlar adına silikleştiği yerden kendi değerlerine sahip çıkmak için ıssızlığa, tenhalığa, şehrin dışına kaçan bir grup gençtir onlar. Doğrunun kitlelerin inisiyatifinde olmadığını bilen bu gençler değerlerden ödün vermenin bedelini kitleleşerek ödeyen güruhtan kaçarlar. 

Tıpkı kendi değerlerini korumak adına şehrin değerlerinden kendini, kendi dünyasına çeken ve kendi köşesinde pasifleşen, kırgın ve yılgın bütün iyiler gibi. Evet, bütün iyiler kaçtılar fakat o kadar çok kaçtılar ki döndükleri yerde artık paraları geçmez oldu. Zamanın değişim ve dönüşümüne yenildiler.

Dünyayı “kötülerin dünyası” yapan pasif iyilerin kaçacak mazeretleri kalmadı artık, kaçacak kırgınlıklarımız, kaçacak yılgınlıklarımız kalmadı. Bütün yoksunlukları kapımıza dayayan küresel bir salgının ekonomik, siyasi, psikolojik, sosyolojik tüm  yönleri ile yüzleştiğimiz bu yerde kötülerin karşısına çıkmak zorundayız.

Cebimizdeki tedavülden kalkmış gümüş paralar ile yani paradigmamızla mağaramızdan pazara çıkmak zorundayız.

Pazara; kötülüğün tezgahına, kötülerin dünyasına, gümüş paralarımızın yani paradigmamızın iflas ettiği yere..!

Geldiğimiz noktada geçer akçemiz yok maalesef.

Peki ne yapacağız ?

Kehf suresi 13-14. ayetler:  Biz, sana onların hikayesini bütün gerçekliği ile anlatıyoruz. Kuşkusuz onlar, Rabb’lerine iman eden gençlerdi. Biz de onlara hidayeti arttırdık. / Onların kalplerini pekiştirdik. Kıyam ederek: “Bizim Rabb’imiz, göklerin ve yeryüzünün Rabb’idir” dediler. Ondan başkasını asla ilah diye çağırmayız. Yoksa kesinlikle saçmalamış oluruz.

İşte tam anlamıyla bir inşa projesi, bir kimlik ve eylem inşası. Yukarıdaki ayetleri incelediğimizde bu gençlerin Rabb’in yadını hak edecek inşasını görüyoruz. Birlikte bakalım;

1) İman ettiler;

 İman emin olmaktır; Rabb’inden emin olmak, bu sayede kendinden emin olmak ve böylelikle etrafının senden emin olması..

2) Bilgilendiler:

Hidayet Allah’ın akla yardım etmesidir. Gerek insana verdiği anatomik donanım, gerek insana sunulan ve zerreden kürreye herşeye ayet denilen varlık alemi ve peygamberler vasıtası ile fıtratımızdaki eğilimi destekleyen vahiy ile Allah insanı bilgilendirdi.

3) Kalpleri pekiştirildi:

İman ve bilgi kalpte birleşti.

Sonuç kıyam..!

Mağaranın dışında bulduğu her fırsatta ayaklanan kötülerinde ayaklanmaları, ayağa kaldırdıkları kokuşmuş hevaları vardı.  Fakat ayetteki kıyamın / kalkışın diğer kalkışlardan bir farkı vardır; kame kıymet ile aynı köktendir, bu öyle bir kalkıştır ki içinde değer olan bir kalkış.  Yeryüzünü inşa edecek olan yeryüzü halifesinin değer temelli ayaklanışı, kalkışıdır bu. Öyle bir kalkıştır ki adı kıyamdır, kokuşmuşluğun kıyametidir.

Bu kıssadan hisse ile imanı ve bilgiyi kalbimizde birleştirip değer üreteceğiz, onlar öyle yapmıştı.

İman bilgi ile birlikte değer üretme potansiyeline dönüşür ve fakat bilgiyi imanın ateşinde değere dönüştürecek atölye kalptir. İkisinin kalpte buluşması gerekir. Kalpte birbirine bağlanan iman ve bilgi, kalpte uyumlaşan iman ve bilgi, kalpte birbirinden mutmain olan iman ve bilgi değer üretme potansiyeline dönüştürecek bizi..

İşte o zaman bir virüsle sarsılan kötülerin değerlerinin ayaklandığı dünyanın ipliğini pazara çıkaracağız.

Ez cümle çürümemek için debelenip durduğumuz bu konforlu mağaradan yepyeni bir paradigma ile çıkmamız gerek. İmanın yani emin olma ve emin kılma halinin çağın dili ve kuranın ilkeleri ile kalbimizde işlenmesi ve hayatı değer ürettiğimiz bir platforma dönüştürmesi gerek.

Pasif iyiden aktif iyiye hicret etmemiz gerek.

Haydi müslüman gençler, eslem gençler, islam gençler çıkın mağaradan. Yeni fikirler, yeni projeler, yeni stratejilerle çıkın. İçinde değerlerin yükseldiği kalkışlarla kalkın..

Kötülerin tüm ayaklanışına kıyam’et olun..!

nûn..

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

4 Yorum

  1. Tokat gibi insanın yüzüne çarpıyor, sönen mumun son ışığında insanın görebildiği o ufacık yararı gosterdigin için teşekkürler sevgili nûn yüreğine sağlık

  2. Hâlipürmelalimizi ne güzel anlatmışsınız, yüreğinize sağlık. Birşeylerden kaçıp mağaramıza yani kendi içimize saklanmak ve göz yummak çözüm değil bunu birkez daha anladık

    “Dünya, kötülük yapan insanlar için değil, bununla ilgili hiçbir şey yapmayan insanlar yüzünden yaşamak için tehlikeli bir yer.”
    – Albert Einstein

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: