DENEMELER

İnsan Olmanın Gereği ve Özeleştiri Zorunluluğu

‘’…Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir toplumun kahrını dileyince artık o geri döndürülemez. Onların Allah’tan başka koruyucusu da yoktur.’’ (Rad, 11)

‘’Bu böyledir. Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Şüphesiz Allah işitendir; bilendir.’’ (Enfal 53)

Evet Rabbimiz diyor ki, bir toplum kendini üzerindeki arızaları giderip doğruya ulaşmayı arzulamadığı ve gayret etmediği sürece ben o toplumun değişmesini sağlamam. Bu çok önemli bir uyarıdır. Toplumun fert fert özeleştiri yapıp kendisini doğru olana yaklaştırması gerekmektedir. Ne yazık ki toplumumuzda ki kutuplaşma hastalığı neredeyse herkesi esir almış durumda.

Kimse kendi kapısındaki çöp yığınını görmez ama komşusunun kapısındaki ufacık bir çöpü görür ve kendisi çok temizmiş gibi komşusunun ne kadar pis olduğunu haykırır. Ama tam tersine herkes kendi kapısının önünü temizlerse sokak tertemiz olur ve sorun kalmaz.

Aidiyet duygusunun aklın önüne geçtiği su götürmez bir gerçektir. Bir gruba, bir yapıya, bir partiye, bir cemaate ya da herhangi bir ‘…izm’’e/ ideoloji’ye ait olma duygusu, Allah’a ait olma duygusunun önüne geçmiştir.

Her grup kendisini kusursuz ama diğerlerini kusurlu görmektedir.

Müslümanların 73 fırkaya ayrılacağı ve sadece bir tanesinin kurtulacağına inanan ehli sünnet anlayışına göre parça parça olan her grup/cemaat kendisinin kurtulmuş diğerlerinin dalalette olduğuna inanmaktadır. Bu hastalıklı bakış açısını Rabbimiz bize kitabında apaçık bildirmiştir.

‘’Ama insanlar, aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.’’ (Mü’minun, 53)

‘’O dinlerini parça parça eden ve kendileri de değişik gruplara ayrılanlardan (olmayın). Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.’’ (Rum, 32)

Kişi kendini eleştirip doğruya ulaşmaya çalışmadıkça asla Allah’ın istediği toplumu oluşturmayı başaramaz.

Rabbimiz bu türlü fanatik yapılanmaların bağnazlığının ne kadar kötü olduğunu yine uyararak bildirmiştir.

‘’Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.’’ (En’am, 159)

Görüldüğü üzere bu ilahi uyarı sert bir tokat gibi başta Muhammed Nebi’yi ve tüm Kur’an muhataplarını ilgilendirmektedir. Bu ayetlerden de anlaşılacağı gibi fırkalaşmak, Allah’ın hiç hoşnut olmadığı bir durum.

Fırkalaşmaların toplumda oluşturduğu huzursuzluk sadece dini yapılanmalarda değil bütün fikir alanlarında oluşmuştur.
Alevi-Sünni
Kur’an’cı-Sünnetçi
Türk-Kürt
Laik-Antilaik
Kemalist-Antikemalist
Sağcı-solcu
Görüldüğü üzere toplumda var olan fikirsel ayrılıklar ve birbirlerine karşı olan tahammülsüzlük sonucu yaşanılan huzursuzluk hiç bir zaman o toplumun işine yaramamıştır. Tam aksine derin güçler, emperyalist vampirler ve kan emici silah tüccarları bu huzursuzluktan nemalanmıştır.

Eğer ki dünyayı imar edip ve huzurlu toplumlar inşa etmeyi düşünüyorsak insanlık orta nokta olmak üzere kendimizi düzeltmeye başlayıp işe koyulmalıyız.

Aynı dinden olmasak bile yaşadığımız ortak alanlarda evrensel değerlere sahip çıkarak bunu başarabiliriz. Kimse kendi inancını dayatmasın, inancını istediği gibi yaşasın ama kişisel hukuk sahalarına müdahale etmeden. İsteyen Allah’a kulluk etsin; isteyen kuru incire tapsın, isteyen inançsız olsun ama herkes bir birine tahammül etsin. İnancımız ne olursa olsun iyilik ve güzellik üretelim. Zira savaştan ve kavgadan kimse karlı çıkmaz.

ERKAN ERDOĞAN

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: