DENEMELER

Kiralık Mı Satılık Mısınız?…

Spotify’da dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz…

Şu matrix/sanal alemde yapacağımız tek iş var…: Kendimize gelerek Dünya zindanını/matrixi idrak etmek ve içinden çıkmak, geçip gitmek, her geçen gün derinlerine gömülmek değil!…

Eskiden ciddi bir mücadelemiz vardı “aklını / iradesini” kiraya verenlere karşı… Peki ya şimdilerde nasıl bu gidişat? !…

Gerek dinî gerekse ideolojik tarikat, cemaat, örgüt ve yapıların dinlerinin patronları, liderleri, şeyhlerinin sunduğu pazardan nemalanmak isteyenler akıllarını kiraya vererek kendi sorumluluklarından sıyrılıp, çoğunluğa karışıp, herkes gibi olarak, birilerinin güdümü altında bağımlı bir hayatı tüketerek ve daha da bu boyuta saplanıp kalarak devam ederlerken… çok hızlı bir şekilde son on yılda bir kereden çağ değişti/ çağ atladık ve artık dijital yeni çağın şartlarına uyumlanarak yaşamı anlamlandırmaya çabalıyoruz…

Biz bu mücadeleye girmişken ( pek az insan bu bilinçtedir; yığınlar ise uyumaya ve bağımlılığa devam etmektedir…) ” Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiştir!… Bilim dini ve onun peygamberi bazı bilim insanlarının bizleri yönlendirmesiyle bilimsel vahiylere tapınıyoruz!!!…

Artık yapay zekayı, artırılmış gerçekliği, kuantum fiziğini, enerjisini ve bilgisayarlarını… bilmeyenimiz yoktur. Son gelişmelerden Neurolink çip uygulamasını da canlı canlı izledik; yıllar önce de sinema filmlerinden ve dizilerden ( Black Mirror ilk aklıma geleni oldu…) izlemiştik! … Beni bu projeleri tasarlayan, yapan, üreten, uygulayandan çok bu çalışmalara “gönüllü denekler” olarak sıraya giren, sıra bekleyen, sabırsızlanan… insanlar şaşırtıyor; anlamakta güçlük çekiyorum…

Nihayetinde herkes misyonuna uygun şekilde yapması gerekeni yapar yapmasına da sıradan biz insanlara ne oluyor ki kendi insanlıklarını bitirecek, sonlandıracak ve biyonik robotlar haline getirerek, bir tuşla yaşamlarını alt üst edecek bir sisteme kendilerini bağlayarak köleleştirmek isterler?!… Bu da bir insanî zaaf olsa gerektir! Çok ilginç bir yaklaşım ve bakış açısı…

En azından eskiden akıllarını “kiraya” veriyorlar, alanlarını parselliyorlar ve müşterek bir yaşam içinde birazcık da olsa iradelerini kullanabiliyorlardı ve/veya zayıf bir ihtimal de olsa parsellerini bütünleyerek tekrar kendilerine sahip çıkabilir ve kiracılıktan vazgeçebilirlerdi…

Ama Neurolink vb. projelerle artık geri dönüşü olmayan bir “satış” söz konusudur. Size her şeyi vaad eden bir çip karşısında neyi satmamızı istediklerini derin derin düşündük mü?… Elde edilecek veriler karşısında kendimizi/ insanlığımızı/ orjinal yaratılış sistemimizi sattığımızı ve vaz geçtiğimizi düşünelim…

Nereden nereye geldik? Şüphesiz ki teknolojinin çok fazla yararları da var lâkin ortada insan kalmayınca bu yararların bizim için değeri ne olabilir? Paradoksa bakalım ki kendi aklımızla, ellerimizle yapıp ettiğimiz ve geliştirdiğimiz teknolojiye dönüp dolaşıp ” celladına aşık olan acizler” gibi kendimizi teslim ediyoruz!!! Kendi bindiğimiz dalı kesiyor da farkında değiliz.

Alıştırılıyoruz, ayrıştırılıyoruz, bölünüyor ve gruplandırılıyoruz!
Nasıl mı?
Uyumlular ve uyumsuzlar olarak…: sisteme boyun eğecekler( biat kültürü her daim vardır! ) ve asîler ( sisteme boyun eğmede uyumsuzluk yapan biz insanlar! )…

Tıpkı iki yıl önce bizlere zorla enjekte edilen o zararlı sıvılar gibi şimdi de çiplerle bizleri aynı hizaya çekecekler ve takmayanlar da toplumlarında dışlanmaya mahkûm edilecek! Tıpkı o sıvılarda da olduğu gibi… ( Bildiğiniz gibi o zaman da reddetmiş ve ne kendim ne de çocuklarınmın o sıvıları almalarına müsade etmemiştim. )

Bu gelişmelerle ilgili karamsar oluşumun nedeni ise her geçen gün insanlığımızın daha da geriliyor ve eksiliyor olmasıdır!…

Çok şey kaybediyor insanlık!!!

“Biraz güvenlik ve konfor için biraz özgürlükten vazgeçen bir toplum, ikisini de hak etmez ve ikisini de kaybeder.”

Tevekkeli değil Yüce Yaradan sürekli “…akledin/ düşünün/ sorgulayın ! …” der… “…üstünlük takvadadır!…” der…

Bilge kişi, hayatın kendi başına gelmediğini, onun çağrısına frekans, titreşim ve enerji aracılığıyla karşılık verdiğini; bu meyanda ruhsal yapısına yoğunlaşması ve bu hayattan matriksi kaldırarak çıkması gerektiğini bilir…

“… Nasılsak öyle de yönetiliriz! …”

Özgür müyüz düşünelim…?!…

Sevgiyle Bilge insanlar…🌹🌹🌹
Peri’han Taşdemir Taylı…🌟🌟🌟

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

0 0 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx