DENEMELER

Doğu Ekspresi Deneyimlerim

Yılbaşı öncesi Turistik Doğu Ekspresi ile Kars’a gittik. O kadar çok arkadaşım “nasıldı?“ diye sordu ki, en iyisi deneyimlerimi kısa bir yazı ile özetleyeyim dedim;

Uzun süredir gitmek istediğim bir geziydi, hatta dernek dönemimizde de arkadaşlar ile toplu olarak gitmek istemiş, fakat bir türlü bilet bulamadığımız için ertelemek zorunda kalmıştık. Eşim sağ olsun, aile dostu bir arkadaşımızın da gidelim demesi ile; “biletleri ayarladım” diyerek geldi.

Yolculuğun 25 saat ile 30 saat arası sürdüğünü duyunca bir duralamak ile birlikte hayırlısı diyerek geziye hazırlandık ve Ankara tren garında aldık soluğu. Olmazsa olmaz, trenin önünde pozumuzu verdik, sosyal medyada paylaşıp, Turistik Doğu Ekspresi ile yolculuğumuzun başladığını da ilan ettikten sonra, başlayabilirdi artık yolculuk 😅

Odalarımıza ilk yerleşmede ki hayal kırıklığım wc olayının umumi olmasını öğrenme ile başladı. Kompartımanın içindeki masaya ayak ile basılmıştı ve izi orada öylece duruyordu, hızlı bir dezenfeksiyon işlemi yapıp kompartımanımıza yerleştik. Arkadaşlar ile sohbet ederek gideriz düşüncemiz, kompartımanda 4 kişi ile sıkışıklıktan bunalacağımızı anlayınca, restaurantta otururuz, orada sohbet, muhabbet ederiz moduna geçti. İlk saatler kimse orayı keşfetmediği için sakindi ve çay kahve muhabbet eşliğinde yola koyulduk. Gündüz giderken sürekli değişen coğrafya şartları sizi oyalıyor, fakat gece dışarıdan pek bir şey seçilemediği, ilk etapta keşfedilemeyen ama ilerleyen saatlerde keşfedilen restaurantta da kalabalığın gürültüsü arttığından, odamıza çekilmek zorunda kaldık. Arkadaşa “internet çekmiyormuş, film vs. indirip odaya çekilince seyretmeli” deyip bunu unutan ben, saat 03.30’a kadar oyalandım, saatler trende daha ağır akıyor sanki. Yatmaya niyetlenip yatakları açınca ranza usulü yatakta alt ranza da yatmayı seçmiş olsam da, Klostrofobim tetiklendi resmen nefes alamıyor gibi hissettim kendimi. Sabaha karşı dörde doğru dalmışım fakat trenin bir kaç kez ani freninden dolayı yattığım yerden düşmeye kalkınca, uyumaktan vazgeçip kalkıp oturdum artık. Zaten sabah namazı vakti de gelmişti.

Namaz kılanlar için namaz alanı yok maalesef, odanızda oturarak kılıyorsunuz.

Gün kahvaltı ile başladı, personel oldukça kibar ve ilgili, çalışan sayısı özellikle restoranda az, verdiğiniz bir çay siparişi bile epey sonra geliyor. Yanınızda küçük bir su ısıtıcı var ise sallama çayınızı yada kahvenizi kendiniz yapıp içebiliyorsunuz, pratik ve daha hızlı oluyor. Gerçi trenin hızına sizde, uyum sağladığınız için, servisin yavaş olması sizi rahatsız etmiyor bir süre sonrasında.

İlk durak Erzincan’dı. Gara indiğiniz an tur şirketleri orada bekliyor oluyor, kişi başı 100₺ ile sizi gezilecek yerlere sonrasında, yemek yemeniz için restaurantların olduğu yere götürüyor ve “burası” diye size tavsiyede bulunuyorlar. Tercih sizin ister tavsiye edilen yerde yersiniz ister başka yerde.

Erzincan’da Girlevik Şelalesi görülesiydi.

İkinci durağımız Erzurum. Rötar dolayısı ile gece 22.00’de vardık. Garda indiğiniz de, keskin bir soğuk kesiyor yüzünüzü ve tüm bedeninizi. Erzurum’daki soğuk gerçekten hatrı sayılır bir soğuktu. Kar bu sene geç kaldığı için ayazın, soğuk havanın daha keskin hissedildiğini rehberimizde onaylıyordu. Geç vakitte inmiş olsakta, valiliğin emri olduğu için Doğu Ekspresi ile gelenlere müzeler açık oluyormuş, Erzurum kongresinin yapıldığı binayı bu sayede gezdik kısa bir şehir turu ve cağ kebab yemek için restorana gittik. Cağ kebabı gerçekten güzeldi ama dışarısının soğundan sonra restoranın sıcaklığı daha güzeldi. Yıllardır böylesi tüm hücrelerime kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum.

Yine tur minibüsleri ile gara geldik ve Kars için yola çıktık. Sabah beşte, 36 saat sonrası, Kars’a indik. Otelimize geçip iki saat dinlendikten sonra Kars’ı keşfetmek için kahvaltı edip turlar ile keşife başladık. İlk durak Kars Kanlı Tarabya Müzesi; canlanacakmış, yada nefesini duyacağım sandığınız mumyalar arasında gezerken savaşın acısını hissediyorsunuz. Öylesine canlı öylesine güzel canlandırmışlar. Mumyalar, Eskişehir de bulunan mumya müzesinden çok daha gerçekçi geldi bana.

Oradan çıkışta Ani Antik Kentine gidiyorsunuz, beni çok etkiledi Ani. Yüzyıllar öncesinden insanların fısıltısını, ayak seslerini duyacak, koşuşturmalarını, ticaret için ipek yolundan gelen kervanları görecek gibi hissediyorsunuz kendinizi. Üzücü olan, geçmişin izleri ile ayakta kalmaya çalışan kadetral, kilise vb yerlerin insanlarımız tarafından yazılarak oyularak vb tahrip edilerek zarar verilmiş olması. İnsanın içi acıyor tahribatı görünce. “Tarihe saygımız yok, buralar Avrupa da olsa nasıl kıymetini bilirlerdi, her gittiğimiz yerde, tarihi yerlere zarar vermişiz” diye söylenerek gezdim, yalan yok.

Ani’den sonra Çıldır Gölü. Biz gittiğimiz de donmamıştı henüz, döndüğümüzün ertesi günü göl dondu diye çıktı haberlerde de, bize görmek nasip olmadı. Yine de o haliyle de güzeldi ve soğuk, iliklerinize işleyen soğuk.. Gölün kenarındaki küçük ama sevimli, temiz balık lokantasında gölün sazanlarından yemek nasip oldu. Göl balığı aşırı sevmesem de lezzetliydi sazan balığı, salataları, turşuları ve samimi ilgileri.. Gezdiğimiz tüm yerlerde esnaf çok samimi, ilgili ve kibardı. Sizinle çok samimi ilgileniyor, sorduğunuz sorulara bir tarihçe ile cevap veriyorlar neredeyse. Samimiyetleri ve kibarlıkları beni etkileyen şeyler arasında baş köşeye oturdu diyebilirim.

Gezimizin sonunda Kars’a döndük fakat gün bitmemişti, Kafkas gecesi düzenleyen bir restaurantta geçtik Kars’ın meşhur yemeklerini tatmak için yerlerimizi aldık. Kaz merak ediyordum ama benim için biraz hayal kırıklığı oldu çünkü, kar görmemiş kazlar henüz yağlanmamıştı ve bu yüzden sert bir et olmuştu. O geceki yemekler biraz hayal kırıklığı oldu ve rehberimizi dinlemeyip sosyal medya üzerinden bulduğumuz yere gitseydik dedik ama artık geçmişti. Kafkas gecesi güzeldi, beni duygulandırdı Kafkas dansları ile sahneye çıkan gençler. Bilmeyenler için, köklerim Kafkaslardan gelip Artvin’e oradan da Bursa’ya yerleşmişlerdir. Köklerime ait şeyler duygulandırır beni, birde dedemi hatırlatır Kafkas dansları. Dedem rahmetli çok güzel oynardı Kafkas danslarını, ilerleyen yaşına rağmen en zor hareketleri bile yaparak müzik ile ahenk ile hareket ederdi. O dansları izlerken ‘82’de kaybettiğim dedem de o sahne de oynuyordu, gözlerim dolarak izledim… İnsan zihni muhteşem sizi zamanın içerisinde her yere götürüyor, sevdiklerinizi yakınınızda hissettiriyor.

Pazar günü, dönüşe geçmeden sabah erkenden kalkıp, gece gitmediğimiz yere kahvaltı için gittik. Güzeldi ve akşam gelseymişiz dedirtti bize. Kahvaltı sonrası meşhur Kars peynirlerinden aldık, kahvelerimizi sokakta oturarak içtik sonrasında otele dönüp eşyalarımızı alarak havaalanına geçtik. Yolculuğun başında niyetimiz tren ile dönmekti biletimizi de ona göre almıştık fakat bir 36 saat daha gözümüz yemediği için biletleri iptal edip uçak ile döndük. 1 saat 45 dakika sonrasın da Ankaraday’dık.

Tren ile yolculuk bir kere deneyimlenmeli. Yorucu ve rötarlı bir yolculuk olacağı baştan kabul ile yola çıkılmalı. Yanınızda kitabınız çerezleriniz vb de olmalı çünkü yapacak bir şey yok trende. Gün içinde özellikle Fırat kenarında ilerlerken manzara izlemek güzel oluyor fakat kış dolayısı ile hava erken karardığı için daha çok gece yol alıyorsunuz.

Tren yolculuğunda, keşke bunları yapsalar çok daha fazla insan gelir, çok daha güzel, konforlu bir yolculuk olur diye düşündüklerim; Tren de nereye gittiğinizi bilmeden yol alıyorsunuz, uçaklarda ki gibi küçük ekranlar ile gidilen güzergah, trenin hızı, gelecek istasyon gösterilse, odaların bazıları iki oda olarak birleştirilse wc lavabo içinde olsa , bu odaları tercih edenlerden biraz daha fazla ücret alınsa, restoran kısmı daha profesyonel yönetilse, demiryolları daha çok kazanacak, gelen turistler içinde, memnuniyet seviyesi artacaktır diye düşünüyorum.

Sözün özü gidilip görülmesi bir kere de olsa gerekir, ikinciye bu şartlarda gitmek istenir mi bilmiyorum. Eşim “bir kere gitmek vacip, ikinciye gelmemek farz diyor😅” o kadar keskin düşünmüyorum daha iyi şartlarda tekrar gidilebilir diyenlerdenim. Bu gezi de fark ettiğim şeylerden biri de, belli bir yaştan sonra konfor alanınızdan çıkmanın zor olduğuydu, fakat konfor alanınızdan çıkmak da zihne iyi geliyor…

Nice gezilere, sağlıkla diyorum…

Yeşim Mızrak Gemici

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

Yeşim Mızrak Gemici

1971, Şubat, Bursa doğumlu Yeşim Mızrak Gemici; evli ve 2 çocuk annesi, ilişki ve evlilik danışmanı ve profesyonel yaşam koçudur. Ayrıca 2000 yılından beri Kur'an Talebesidir. Okumayı, seyahat etmeyi, psikoloji ile ilgili araştırmaları sever. İnsan ayetini okumaya meraklı, dünya da yolcudur...
5 5 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
5 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
Zeynep Nur Koç
Zeynep Nur Koç
22 gün önce

Daha nice sağlıklı mutlu huzurlu deneyimlerimiz olsun. Çok güzel bir anlatım olmuş 😊emeğinize yüreğinize sağlık 💐

vijdan erdoğan
vijdan erdoğan
22 gün önce

hayalini kurduğum bir geziyi senin kaleminden okumak açıkçası bana iyi geldi 😀 bu geziye çıkacağım zaman gardımı almalıyım sonrada kahve ve kitaplarım baş tacı olmalı 😉
neyse en azından gitmedim görmedim mevzusu ortadan kalkmış oldu bizde keyifle okuduk kalemine yüreğine emeğine sağlık sağlık 🙂

A. Hayat
A. Hayat
18 gün önce

Çok isabet oldu bizde geziye çıkmak üzereyiz

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
5
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx