DENEMELER

Vedalaşmaya Cesaretiniz Var mı?

Benim yok…
Hiç vedalaşamadım.
Hep bir şeyler eksik kaldı.

Denedim…
Bütün cesaretimi toplayıp gittim, olmadı.

Hazırladığım cümleleri sakladım. Vedalaşmanın kendisi berbat bir fikir.

Hangisi daha güzel diye soruyorum kendime. Aniden, hiç beklenmedik bir zamanda gitmeleri mi yoksa gideceği zamanın belli olması ve günden güne gitmeleri mi?

Bu tercihe maruz kalmak istemezsiniz.

Bir akşam eve dönmemesi…
Ah ne kadar korkunç!

Bir yıl boyunca her gün gitmesi…
Ah ne korkunç!

Yalancı vedaları zihninize örnek olarak bile almayın, yanından geçemez.

Yok, gidip de dönmemek, gelip de görmemek varmış falan… Geçin bunları.

Nasıl söylenir peki? Ne diyeceksiniz? Ne zaman diyeceksiniz? Kim için olacak bu veda, giden için mi kalan için mi?

Giden ne diyecek ya? Ya bir şey demezse? Ya bir şey derse? Ya sarılır da bir daha kolları boynundan çözülmezse o an…

Romantik dramaların en babasını yazabilirim gibi hissediyorum. Bütün o sahneleri izledim ömrümce, buna benzer şeyler yazabilirim, anlatabilirim. Ya vedalaşabilir miyim?

Buna fırsatım olduğu halde yapamadım.

Artık vedanın isteşli fiil olmadığı zaman yaptım bunu. Veda ettim. Vedalaşamadım.

Rasyonel çizgide yaşamayı severim fakat bir tek ölüm beni bu çizgiden koparıyor. Kendi ölümüm değil, başkasının ölümü. En yakınındakilerin ölümü. Çizgi falan kalmıyor zira o çizgiyi kurarken elimden tutanların bir daha elimi tutmayacağını bilmek ve bunu her sabah tekrar yaşamak rasyonel çizgiyi silikleştiriyor.

Bir mezarın başında öylece oturmak ve dünyanın geçip gidişini seyretmek, toprağı gereksiz dokunuşlarla düzeltmek kalıyor geriye.

Hiç tanımadığım mezarların başında çok oturdum. Nasıl olsa kimse bilmez. Bir ikindi vakti başımızı kaldırıp mavi gökyüzü yerine sonsuz bir karanlığa baktığımızı kendimizden saklıyoruz. Gözümüze inanmayı tercih ediyoruz. Mekanın içindeki veya dışındaki o zamana saplanıyor zihnimiz. Nasıl rasyonel kalabilir insan? Bir an var elimizde. Ne geçmiş ne gelecek…

Lütfen bana cesaret ve cümle verin. Veya cümleler verin vedalaşmak için, ben onların içinde cesareti bulayım vedalarda kullanmak üzere. Veremezsiniz.

Bunu hiç yapmadım, yapamam da sanırım.

Kendi vedalaşmamı başlatabilirim belki. Hani baştaki soru vardı ya, vedalaşma kim için, giden için mi kalan için mi? Giden için az bir hüzün ve acı… Kalan için ne kadar süreceği belli olmayan bir yaraya dönüşebilir mi yine de? Kendi vedalaşmamı planlarken buluyorum kendimi çok zaman. Neden? Geriye kalanların elinde bir pişmanlık kalmasın diye.

Sahi vedalaşsaydım ne olurdu öncekilerle?

Uçurumun gözlerine bakmak demişti bir şair… Uçurum da bana bakıp durmazdı sanırım öyle. Yükseklik korkusu nedir bilir misiniz? Hayır, bilmiyorsunuz. Yüksekten korkmuyorsunuz siz. Yer çekiminden korkuyorsunuz. Bense yükseklik korkuma yerçekimi sayesinde biraz hakim olabiliyorum. Gökyüzüne her baktığımda dipsiz bir uçuruma baktığımı biliyorum. Çok derin bir yalnızlık… Mavi gök aldatıyor yaşamak için bizi. Başka bir amacının olduğunu da sanmıyorum bu mavi şeyin.

Hayalimde vedalaşıyorum gidenlerle.

Yine karşılaşacağız… Bu böyle yarım kalmayacak. Bu böyle yarım ben yaşarken ancak… Elbet bir gün buluşaca… Şimdi? Rüzgarlı bir sonbaharda bir ağaca yaslanıp bulutların geçişini izleyeceğim.

Bir daha diye bir şey yok. Seninle bir daha, yok.

Bir sıkışma var göğüs boşluğunda sadece, son bir defa daha seninle…

Son ayların tamamında yanıbaşındaki koltukta oturana yüzünü çevirip iki saniye yüzüne doyasıya bakamamak… Bunu nasıl yapamaz insan? Yapamıyor.

Arabanın lastiklerini değiştirmek lazım, kar geliyormuş, diyorsun aniden… Ya hu ben bunca yolu bu cümle için mi sustum? Bu nasıl bir dile dökmektir?

Bunlar veda cümleleri. Biliyorum bunlar veda cümleleri. Ne onun umrunda karın gelmesi ne benim umrumda lastiklerin değişmesi. O biliyor başka kış olmayacak ben biliyorum bu bahar olmayacak.

Yine de her seferinde böyle çok ilgisiz veda cümleleri döküldü ağzımdan. Uzun uzun gevezelik edeyim istedim. Konuşmak ve konuşturmak için. İkimizin de diline sarmadı cümleler. O az söyledi, ben az cevap verdim. Ben ilgisiz söyledim, o ilgisiz cevapladı.

Son nefesinden sonra öptüğüm insanlar oldular hep.

Ölünün yüzü soğuk olur derler…

İnanmayın. Orada bir ölü bulmadım ben hiç.

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

0 0 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx