DENEMELER

Avuçlarımızın İçinde Kaç Avuç Biriktirdik?

Spotify’da dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz…

İnsanın dünyaya geliş gayesi nedir?
Yemek, içmek, cinsel hazlar, gezmek, eğlenmek….
Doğmak, büyümek, gelişmek, okumak, bir iş ve eş sahibi olmak…
Ev sahibi, makam sahibi, güzel veya yakışıklı bir eş ve belki de gözde çocuklar…
Yatlar, katlar, makamlar…
Yazlık, kışlık, kariyer, yurt dışı vs. vs…
Ve isteklerimiz uzar gider.

Bu dünyaya niye geldik, ne için geldik, gönderilme amacımızı ve kastımızı unuttuk mu yoksa…

İnsan zihni ışık hızıyla dolaşan ve anlık milyonlarca kilometreler kateden Allah’ın bize ikram ettiği en kutsal değerimiz. Bu değerin kıymetini bilmekse ayrı bir değer.

Ben insanı alâkadan yarattım diyen bir Halık’ın küçük yaratılanıyız. Kâinatı kısır ve kavrayışı kıt düşüncelerimizle hesap etmeğe kalksak, bir nokta, bir toz zerresi bile olmadığımızı görebiliriz belki. Bütün bunlara rağmen; tekrar edeyim “bu dünyaya ne için geldik”?

Aslında çok kolay ve anlaşılır bir soru. Düz mantık ve basit kelimelerle ilkokul seviyesindeki bir çocuğa yönelte bileceğimiz kadar sade ve basit bir soru. Peki biz yüksek aklımızla ve bilinçli tavrımızla nasıl bir cevap vere bileceğiz acaba?

Bu kadar basit bir soruya neden cevap veremiyoruz?
Hal dilimiz de, kal dilimiz de donuk, sessiz, soluksuz…
Daha ilk soruda sınıfta kaldık. Gerçi “iş kişinin aynasıdır, lâfa bakılmaz” diye güzel bir sözümüz var. Var ama var işte…

Alâka… kime ve neye alâka?
Bu bizim insan kalitemizi belirlemez mi?
Neden bu kadar duyarsız ve vurdum duymazız.
Bitecek bir ömrün bitmeyecek telâşı bizi gerçekten, amaçtan kopardı.
Gelin hep birlikte yürüyelim dosta doğru. Avucumuzda tuttuğumuz, tuta bildiğimiz kaç avuç var?
O avuçlara neler doldurabilmişiz, o avuçları nasıl tutmuşuz, o elleri tutarken hangi güzel gayeleri işlemişiz bir görelim.

Velhasılı kelâm, şu anda son nefesimizi veriyoruz ve dönüp avuçlarımızda kaç el kalmış ona bakıyoruz. Bıraktıysak bile bir avuca yüreğimizi, emeğimiz kutlu olsun.

Ne kadar el koyduysak avuçlarımıza ve tuttuysak o kadar el sallanacaktır ardımızdan.

İclalgül Gölgeli
Bir Garip Yolcu

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

İclalgül Gölgeli

İclalgül Gölgeli, 12 kardeşin 9 numaralı, 60 doğumlu Malatya'nın Gündüzbey kasabası'nda dünyaya gelen, yüksek öğrenimini Ankara Gazi Üniversitesi'nde yapan, hayatını kendini ve insan yetiştirmeye adayan bir garip virgülüm. Yazar değilim. Hayatıma dair çok insan hikayeleri biriktirdim. Çok iniş çıkışlarım, çok duraklarım ve yol başlangıçlarım oldu. Kısacası, insan okuyor ve insan dokuyorum. Son nefesime kadar da böyle olacak umuyorum. Saygı selam ve başarı dileklerimi iletiyorum.
3 2 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
Erol Yılmaz
Erol Yılmaz
1 ay önce

İclal hanım öncelikle yüreğinize ve aklınıza sağlık güzel bir yazı ve tespitler güzel. Sorunuzun cevabına gelince; insan dünyada iki amaçla yaşıyor ya da iki yöntemle yaşıyor diyebiliriz. Bunlardan birincisi haz almak ikincisi ise sorumluluk alarak ve sorumluluğun gereğini yerine getirerek yaşamaktır. Sizin bahsettiğiniz amaçlar yani eleştirerek bahsettiğiniz amaçlar haz alma yöntemine ait ikinci bölümde ise üstü kapalı biçimde dile getirdiğiniz yöntem ise sorumluluk almaya ve onun gereğini yerine getirmeye yöneliktir. Bence insanın var ediliş amacı haz alma değil sorumluluk alma ve sorumluluğunu yerine getirerek kendisini ölümden ve Cennet, Cehennem aşamasından sonraki hayata hazırlamaya yönelik sorumluluk alarak ve bunları yerine getirerek olgunlaşma çabasıdır. Haz ise aradaki küçük molalardır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
1
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx