DENEMELER

Tarikatlar

Koşulsuz itaatin zerk edildiği tarikat yapılanmaları, Müslümanlar tarafından eleştirilmeli. Şeyh ve benzeri sıfatlı kişilere karşı adeta “gassal elindeki meyyit” ezikliğini sergilemek o şeyhleri, hocaları saptırabilir. Bu İslami bir duruş değildir. Bu muvahhid bir duruş değildir. Sünnete de uygun değildir.

Müslümanlara, Kur’an ve Rasul’ün mütevatir/sahih sünnetini iyice özümsetilmeden hemen alel acele onlara cemaatin veya tarikatın görüşleri adeta “itikad” gibi zamk ediliyor. Doğru değil bu. Zaten cemaatin/tarikatin bu görüşlerini itikad olarak benimseyen biri, hele bir de oradan “ekmek” yemişse kolay kolay değişime yönelmiyor. Hatta bir zaman sonra holigana dönüşüyor. Bu, aslında fecaattir. Bu defa o kişi şeyhini, hocasını eleştiremiyor, zira ‘yazılım’ öyle yüklenmiş. Yazık Allah’ın bu kullarına. Bu tarz uygulamalara itiraz ediyoruz ve ümmeti çökerten bir süreç olarak görüyoruz…

Cemaatli olmak ile şahsiyetli olmak, dengeli olarak ilerlemelidir. Aksi halde biri kör taassuba, diğeri kör bireyselciliğe götürür.

*

Laik jakoben Türkiye, İslam’ın vakarını bu topraklardan kaldırdıkça müslüman toplumda çürükler adeta kendine meydan buldu. İslam’ın etkinliğini zayıflatınca, parazitler çıkmaya başladı. İslam’ın bağışıklığı zayıflatıldı bu topraklarda… İslam’ın denetim ve sorgulama özelliklerini dumura uğratıldı. (Geçmişin tümüyle mükemmel olduğunu kastetmiyorum)

Hatta, yer yer derin devlet aracılığıyla “kapalı kutu” olan bu tip yapıları yönetti. Onları kullanarak skandallar meydana gelmesine yol verdi. Sonra da bu skandalları kullandı. Müslüman toplum kendi kendini denetime tabi tutacak bağımsız, özgün İslami mekanizmalardan mahrum kaldı. Her şey başıboş ilerledi. Türkiye nötr anlamda laik olmadı hiçbir zaman, laiklik, İslam düşmanlığı olarak kendini gösterdi. İçimizdeki çürüklere yol verilmesinin bir sebebi de buydu. Akl-ı selim iyilerimiz ilerleyemedi, etkin olamadı bu topraklarda… Ya sürgün, ya zindan, ya ölüm… Bu da meselenin başka boyutu…

Osmanlı döneminde tarikatların denetimden geçirildiği biliniyor. Hatta tekkeye şeyh olacak kişilerin çeşitli imtihanlardan geçirilerek müderris olup olmadığı anlaşılınca karar veriliyor. En asgari böyle bir mekanizma olsa bile ne kadar iyi olacak.

Son olarak şunu ifade etmeliyim ki, Kur’an ve peygamberin sireti sahih bir şekilde öğrenilmeyince bu gibi sıkıntılar olacaktır.

Kastettiğim cinsel sapıklık değil sadece, (bu sapıklık toplumun her kesiminde vuku bulan bir durum), insanların iradelerinin mistik atraksiyonlarla yönetilmesi de büyük bir sapkınlıktır. Allah, insanları hür yaratmışken, insanların “gassal elinde meyyit”e dönüştürülmesi büyük bir zulümdür. Elbette ki bu sonuca spesifik şirklerle ulaşılıyor. Bilgi ve donanımı yetersiz olan kitleler bu şirkleri fark edemeyince saf dini duyguları böylece sömürülüyor. Hem maddi hem de manevi sömürü…

Bu konuda Urfa da muzdarip. Urfa’da da maalesef tarikat hegemonyası var. Bu durumu topyekün yok edelim demiyoruz, ıslah edelim diyoruz. Şeriatın gerçek etkinliği ortaya çıksın, diyoruz. İnsanlar tek Allah’ın önünde el pençe divan dursun diyoruz, alimlerin önünde değil. Alimlerin ağzından çıkan sözleri az buçuk tartabilecek cesaret ve İslami kurallar öğretilsin, diyoruz. Tarikatler/cemaatler, bu dediklerimizi yapmadıkları için niceliksel olarak büyüseler de bu onlar için hayırlı olmuyor.

Ben şahsen Urfa’da tarikat ve cemaat hegemonyasını hissetmiş biri olarak Allah için uyarıyorum. Bürokratik gücünüz var diye kendinizi hak yolda sanmayın. İlmi ve sahih deliller ile güçlendirelim kendimizi. Sizden farklı düşünen müslümanları ezip geçmeyi marifet bilmeyin. İnandığınız şeyleri yeniden Kur’an ve mütevatir Sünnet ile gözden geçirin. Geçmişi ve geleneği din edinmeyin. “Böyle gelmiş böyle gider” kolaycılığına kaçmayın. Cemaatin size yaptığı iyiliklerden dolayı minnet altında kalıp değişime kapalı hale gelmeyin. Minnetiniz Allah’a olsun, hidayeti veren O. Hesap var, kitap var. Kimileri daha bu dünyada rezil durumlara düşüyor. Müslüman kardeşleriniz olarak hatırlatıyoruz size. İnsanlar bilgi ve donanımı zayıf diye sizin mistik atraksiyonlarınıza kanıyor. Onlar da hesap verecek elbet. Lakin bilgi ve donanıma ulaşanlar size karşı hınç besliyor.

Vesselam

Mustafa TOSUN

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

Mustafa Tosun

Mustafa Tosun 1987, Adıyaman doğumlu. Fırat Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü mezunu. Şanlıurfa'da öğretmen olarak görev yapıyor. Evli ve iki çocuk babası. İslami okumaları lise yıllarında başladı. Fizilal-i Kur'an Tefsirini ilk lise yıllarında okuyan yazar, Üniversite yıllarında ise okumalarına/yazmalarına aralıksız olarak devam etti ve Özgün İrade, Söz ve Adalet, Bilge Adamlar, Kur'ani Hayat, Haksöz Dergilerini takip etti. Hoca ayrımı yapmadan İslami okumalarına devam etmektedir. Kur'an Merkezli Sünnet paradigmasını, İslam Kardeşliğini ve Ümmet Bilincini önemseyen yazarımız, Mezhepçiliğe ve ırkçılığa da karşı duruşu ile mücadelesine devam etmektedir.
5 1 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx
()
x