YAZILAR

Hayata Anlam Katan Değer: İman

İnsan dünyanın geçiciliğini bir “an” dahi olsa hakkıyla düşündüğünde, imanı olmasa şayet travma geçirecek gibi oluyor. Her şey aniden anlamsızlaşıyor.

Gerçeği ortaya koyan o cümle damlıyor dudaklarından: “Süre ha şimdi dolmuş, ha 60 yıl sonra” …

Bu nedenle hayatın asıl gayesi Allah’ı bulmak, tanımak ve O’na tapmak olmalıdır. Hayat bu şekilde anlamını ve değerini bulur. Aksi halde ne üretilen teknoloji ne başka bir şey insanı bu travmadan kurtaramaz.

Bu ifadelerime bakarak “insanların çoğunun travmatik yaşaması lazım” diyeceksiniz. Aslında çok azı bu travmayı yansıtıyor. Kalanı ise öyle meşguliyetlere dal(dırıl)ıyor ki, o dediğim bir “an” ellerine geçmiyor.

Şeytansıların ürettiği meşguliyetler ve taktığı kulplar, sahte ve uçucu hazlar meydana gelen travmayı uyuşturuyor. O meşguliyetler ve takılan psikolojik kulplar tutuyor insanı, bir “an” da olsa hayat ve ölüm üzerine derin tefekkürlere dalmasın diye…

Öte hayata olan iman, dünya hayatının geçiciliğini anlamlı hale getiriyor ve bu iman sayesinde mü’min çabayı, umudu hayat felsefesi haline getiriyor.

Yani dünyanın geçici olması, boş vereceğimiz anlamına gelmiyor.

Mutlu bir hayat arayışını bu dünyada tamamlamak isteyenler, derin yanılgı içindedirler. Zira insandaki mutluluk isteği bir anlık yahut bir zamanla sınırlı değil, ebedidir.

Peki öteye iman etmeyen ne yapacak sınırlı olan dünyada? Tüm yılları istediği gibi geçse de…

Ölünce mutluluk bitecek öteye inanmayan için…
Değer mi peki?

“İnanmıyorsun diye öte hayat yok sayılmaz. Peki hesap defterin soldan verilirse ne olacak? Elde ettiğin o mutluluklar da yok artık, bir bağlayıcılıkları da olmayacak Allah katında.”

Vahiy ve elçisi olmasa, insan “biter” adeta. Bakmayın siz inanmayanların biyolojik yaşamına, o yaşam Allah’ın verdiği söz gereği. İmansız bir yaşam manen yok hükmündedir. Zira hayatın gerçek anlamını bulamamıştır.

İmana dair tefekkürlerde mezhepsel kavgalar da ‘hiç’leşiyor, ırksal kavgalar da. Aslında şeytan bu kavgalardan da malzeme buluyor kendine. Mü’ mini gafil avlamak için. Fırsat vermemek gerek şeytana.
Biz fırsat verirsek şayet iman hakikatine ulaşmayı bekleyen nice insanları boşta bırakmış oluruz.

Mezhep ve ırk hastalığına yakalanan mü’min kime ne anlatacak?

Gerçek ve büyük işlerle uğraşmak gerek. Yani insanların ufkunu Allah’a ve ahirete uzatmak gerek…

Bu ufka kavuşan insan dünyayı imar ve ıslah etmeyi kendine görev bilecek…

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

Mustafa Tosun

Mustafa Tosun 1987, Adıyaman doğumlu. Fırat Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü mezunu. Şanlıurfa'da öğretmen olarak görev yapıyor. Evli ve iki çocuk babası. İslami okumaları lise yıllarında başladı. Fizilal-i Kur'an Tefsirini ilk lise yıllarında okuyan yazar, Üniversite yıllarında ise okumalarına/yazmalarına aralıksız olarak devam etti ve Özgün İrade, Söz ve Adalet, Bilge Adamlar, Kur'ani Hayat, Haksöz Dergilerini takip etti. Hoca ayrımı yapmadan İslami okumalarına devam etmektedir. Kur'an Merkezli Sünnet paradigmasını, İslam Kardeşliğini ve Ümmet Bilincini önemseyen yazarımız, Mezhepçiliğe ve ırkçılığa da karşı duruşu ile mücadelesine devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: