DENEMELER

Din’e Teslim Olmak Mı, Din’i Teslim Almak Mı?

“Din insan içindir”, ifadesi şu anlama gelmektedir: Din, insanı felaha ulaştırmak içindir, insanın hayatında temiz, adil bir yaşamın sağlanması içindir, insanın derin ontolojik sorgulamalarına gerçek cevap vermek içindir, zira ontolojik sorusuna cevap bulamayan insan zalim olur, yahut zulme uğrar. Din, insanı sahte ilah edinmekten korumak içindir. Sadece Yüce Allah’a teslimiyet ve Peygamberine itaat ettirerek gerçek özgürlüğe ulaştırmak içindir. Dinin insan için olmasının gerekçeleri çoktur.

Aksi halde, madem din insan içindir, o halde insan din’i istediği gibi şekillendirebilir, eksiltebilir, arttırabilir, hatta çağın hakim gücünün istediği gibi şekillendirebilir, demek değildir. Yani, “benim için ise madem, ben daha iyi bilirim kendi felahımı, refahımı”, diyerek din’e karşı lakayd, ukala tavırlara giremez insan, girmemeli. Dikkat etmeliyiz, bu şekilde mantık lafları ile insanın teslimiyeti zedelenebilir. Aslolan kalple ve akılla teslimiyettir. Din bu aşamadan sonra insana fayda verir.

Din’in icrası evvela (kalp ve akılla olan) teslimiyetle başlar. Sen din’e teslim olmayıp onu teslim alırsan aslında muslim olamamışsın demektir… Din sana muslim olmuştur. Hucurat suresinde geçen “Allah’a dinini mi öğretiyorsunuz”, “Allah’ı minnet altına mı almak istiyorsunuz” ayetleri canlandı zihnimde.

Bilimsel/teknolojik gelişmelerin verdiği şımarık ruh haliyle dine bir deney malzemesi olarak yaklaşan günümüz akılcı/modern insanı, aslında geleneği eleştirdiği duruma kendisi düşüyor. Gelenek din’e zam yaptı ise bunlar da daha spesifik yöntemlerle dinden kırpma yapmaya çalışıyorlar. (namaz yok, başörtüsü yok, kısas yok, hukuksal cezalar bize kalmış vs)

Din teslimiyetle ilgilidir. Ve hakiki teslimiyet ise akıl ve kalbin birlikte karar aldığı teslimiyettir. Bu teslimiyet sürecinde peygamberin yaşamı adım adım bilinmeli ve usvesi(örnekliği) örnek alınmalıdır.

Şu noktayı da açıklamak gerekir.
Dini anlamaya çalışmak, çeşitli çapraz sorgulamalar yapmak tek başına sorun değildir. Burada niyetler devreye girmektedir. Ancak Allah’a gerçek anlamda teslim olmadan dini masaya yatıranlar, “nasıl olsa din insan içindir” diyerek, “biz daha iyisini de yapabiliriz” düşüncesiyle dini tanınmaz hale getirebilirler, buna dikkat etmeliyiz. Buradan da hareketle yaşanarak gelen, mütevatir güçlü sünnetin önemini de farketmeliyiz. Sünneti tasavvuf ve tarikat bakış açısıyla ele almamak gerekir bu arada.

Hasıl-ı kelam,
“Din, insan içindir” evet, ama din, insanı felaha ulaştırmak içindir. Yoksa insanın teslimiyetsiz kalbinin ve zihninin elinde oyuncak olsun için değildir.

Mustafa TOSUN

Daha Fazla Göster

Mustafa Tosun

Mustafa Tosun 1987, Adıyaman doğumlu. Fırat Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü mezunu. Şanlıurfa'da öğretmen olarak görev yapıyor. Evli ve iki çocuk babası. İslami okumaları lise yıllarında başladı. Fizilal-i Kur'an Tefsirini ilk lise yıllarında okuyan yazar, Üniversite yıllarında ise okumalarına/yazmalarına aralıksız olarak devam etti ve Özgün İrade, Söz ve Adalet, Bilge Adamlar, Kur'ani Hayat, Haksöz Dergilerini takip etti. Hoca ayrımı yapmadan İslami okumalarına devam etmektedir. Kur'an Merkezli Sünnet paradigmasını, İslam Kardeşliğini ve Ümmet Bilincini önemseyen yazarımız, Mezhepçiliğe ve ırkçılığa da karşı duruşu ile mücadelesine devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: