DENEMELER

Cennet Salt Bedensel Haz Yurdu Değildir!

وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
“Ve diyecekler ki: HÜZNÜ/TASAYI bizden gideren Allah’a hamdolsun; gerçekten de Rabbimiz, tarifsiz bir bağışlayıcıymış, Kendisine yapılan şükre hadsiz hesapsız bir karşılık verenmiş.
(Fatır Suresi 34. ayet)

Cennet konusu, Kur’an’ı Kerim’de vazıh bir şekilde beşer düzeyine indirilmiş gaybi bir konudur. Cennetteki nimetlere sürekli vurgu yapılır. Geleneksel algıda cennet, “hurilerle” meşhur olmuştur ve özellikle bu konuda aşırı ve abartılı ifadelerle dillendirilmiştir.

Allah için canını veren, dünyalar kadar sıkıntılara katlanan mücahidler ve şehidler sanki sadece “hurilere” kavuşmak için yaptığı imaları yapılır. Bu da işi trajikomik durumlara götürmektedir. Oysa cennet ayetleri tümüyle okunduğu zaman “huri” mevzusuna birkaç atıf yapılıp geçilir.

Bir başka ayette cennetteki nimetlerden daha yüce olanın “Allah’ın Rızası” olduğuna vurgu yapılır. Bununla birlikte yukarıda verdiğimiz ayette cennete girenlerin hamd etmesinin gerekçesinin kendilerinden “Hüznün/Tasanın” giderilmesi olarak dile getirilmiştir. Cennetin en önemli vasıflarından biri: Hüznün/Tasanın giderilmesi…

“Yeme-İçme” ve “Huri” gibi nimetlerle mukayese edildiği zaman, cennete girenlerin en çok rahata kavuştuklarının ifadesi huri veya yeme-içme değil, bilakis “Hüznün ve Tasanın” giderilmesi olduğunu görüyoruz. Çünkü bu dünyada var olan hüzünler, bedensel nimetleri bile anlamsız hale getirecek çapta değil midir?

Öyleyse, cenneti sadece bedensel haz mekanı olarak lanse etmek eksik kalır ve hatalı olur. Bununla birlikte Kur’an, cennet yurduna şu ismi verir: Darus-Selam. (Barış ve Esenlik Yurdu). Değil mi ki bu dünyada nimetler içerisinde yüzüyor olsak bile şayet “Barış ve Esenlik” ortamı söz konusu değilse arzulanan hazzı elde etmemiz akamete uğrar. O halde cenneti anlamlı hale getiren bedensel hazlardan daha büyük nimetler vardır ve asıl vurgu bunlara yönelik olmalıdır. Barış ve esenliğe ihtiyacımız az mı?

Yine başka ayetlerde cennette “Yalan Sözün”, “Boş Söz”ün olmayacağı yönündedir. Evet, insanın aslında şu dünyada en çok muzdarip olduğu konu bu değil midir? Yalan ve Boş Söz. Ne kadar nimetler içerisinde yüzsek, şayet yaşadığımız toplumda bu iki kötü özellik (Yalan ve Boş Söz) varsa, nimetlerin tadına varılabilir mi? O halde cenneti bu manevi nimetlerle anmamız daha gerçekçi ve daha çekici olmaz mı? Bunları söyleyerek asla bedensel haz nimetlerini boşa çıkarma çabasında değilim. Gayem sadece cennet algımızı dengeli hale getirmek.

Bir yerde cihaddan bahsedilince ikinci kelime “Huri” olmamalı. Hem bu dünyadaki cihadımızda, gayemiz “cariye” elde etmek değil, hem de ahirette salt huri elde etmek değil. Yüce Rabbimiz zaten, “hariran” ifadesiyle bir görüşe göre özgürlük nimetini de vereceğini ifade buyuruyor. (Kimileri “ipek” olarak anlıyor) Cennette karşı cins ile ilgili ayetler vardır ancak orada anahtar kelime “zevc”tir. Yani eş. Orada her iki cinsin de eşleri olacak. Yoksa sayısız huri falan değil…

Hasılı, cennet salt bedensel hazza hitap eden insanı sadece mide ve uçkura indirecek bir yurt değil, bilakis bunlarla beraber (ki bunlar bu dünyada da var) daha yüce nimetleri içerisinde barındıran bir yurt olacaktır.

Aslında insanların bu dünyada ızdırabını çektikleri durum hazların eksikliği değil, bilakis yüce erdemlerin eksikliğidir. Cennet özlemimizi kamçılayan şey, bu dünyada tesis edilemeyen yüce erdemlerdir..

Bunun için cenneti arzuluyoruz. Barışın olduğu, kinin olmadığı, tasa/hüzün/kaygının olmadığı, boş ve yalan sözün olmadığı, kıskançlık ve tuzak kurmanın olmadığı bir yurt özlemi içerisindeyiz ve kendimiz de bu yüce hasletleri kesb ederek bu yurda layık hale gelme çabasındayız.

Cennet salihlerin yurdudur. Salih insanları bu dünyada bulmak zor ise şayet (ki zor), o halde cennet gibi bir yurdun olması duygularımız, arzularımız açısında zaruri oluyor ve Yüce Rabbimiz de salihlerin bu özlemini giderecek bir yurt hazırlamıştır, bunu vahiyden öğreniyoruz.

O halde bizim de son sözümüz şu olsun: “Salihler için Barış Yurdu hazırlayan Yüce Rabb’e hamd olsun”

Allahumme’hşurne fi zumreti’s-salihin – Allahım bizi salihler zümresi ile haşret. Amin

Mustafa TOSUN

Daha Fazla Göster

Mustafa Tosun

Mustafa Tosun 1987, Adıyaman doğumlu. Fırat Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü mezunu. Şanlıurfa'da öğretmen olarak görev yapıyor. Evli ve iki çocuk babası. İslami okumaları lise yıllarında başladı. Fizilal-i Kur'an Tefsirini ilk lise yıllarında okuyan yazar, Üniversite yıllarında ise okumalarına/yazmalarına aralıksız olarak devam etti ve Özgün İrade, Söz ve Adalet, Bilge Adamlar, Kur'ani Hayat, Haksöz Dergilerini takip etti. Hoca ayrımı yapmadan İslami okumalarına devam etmektedir. Kur'an Merkezli Sünnet paradigmasını, İslam Kardeşliğini ve Ümmet Bilincini önemseyen yazarımız, Mezhepçiliğe ve ırkçılığa da karşı duruşu ile mücadelesine devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: