YAZILAR

Din tartışmalarında şimdilik kafa kesmedik

(Din tartışmalarında İngiliz Oyunları Olimpiyatları)

Son yıllarda iyice ayyuka çıkan dini tartışmaları biliyorsunuz…

Biliyorum ki, bu işte birilerinin parmağı var. Toplumun kutuplaşmasında tesiri olacak cepheler yaratıyorlar. Bu kesin. Gözlemlerime göre arada devlet otoritesi olmasa her iki kesim çok ciddi fiziksel şiddet aşamasına geçerdi çoktan. Devlet otoritesi bunun önünde çok büyük engel. Başka da engel yok. Ne olmalıydı engel olarak? Elbette Allah’ın öğretileri. (Biliyorum saçmalıyorum zira buna göre bir taraf bir tarafı zaten kafir ilan edip de işini yine görecekti. Olsun, yine de biraz umut iyidir.) Bu tartışmalar usul olarak iyi bir yöne doğru gitmiyor ve zaten var olan ikili sürtüşme alanlarına bir tane daha ekliyor toplumda. Bu sürtüşme alanı eskiden çok minimal düzeyde vardı, yaygın değildi ve insanlar bundan haberdar bile değillerdi. (Eskiden dediğim Cumhuriyetin tarihi içindeki yakın tarihlerden söz ediyorum. Hatta Ak Parti iktidarı öncesinden bahsediyorum.)

Bu sürtüşmenin ortalığa saçılmasına sebep olan şey neydi? Sosyal medya ve televizyonlar. Artık iki taraf arasında televizyon programları neredeyse düzenli hale getirilecek olsa reyting kaygısı hiç olmaz. Sosyal medya deseniz zaten büyük bir kaos halinde çarpışma devam ediyor. Her iki taraf da videolar gibi ağır silahlarını ön cephede tutuyor. Tekfir savunma hatlarından çıkıp çokça salvolar yaptıkları nadirattan değil. Sosyal medyada her gün ya bir din taciri çıkıp uydurma şeyleri din adına pazarlarken görülüyor yahut başka birisi çıkıp sivri şeyler (Bakın kelime bulamadım ortadan yazınca.) söylüyor. Her iki taraf da harekete geçiyor ve videoların yaygınlaşması ve bilinmedik küfürler ve hakaretler alabilmesi hatta kartopunun çığ gibi büyümesi için gayret gösteriyor. İki taraf da çözüme yönelik davranmıyor. (Evet, bunu ben de yapıyorum.) İçerikler hakkında konuşmayacağım. Genel bir değerlendirme olacak. (Biliyorum artık sadece sanal ortamlarda değil yaşadığımız fiziki sosyal ortamlarda da bu tartışmalar bolca yer buluyor. Hatta bazısı çok ateşli oluyor.)

İki taraf da son derece haklı kendince. Hatta bir taraf ölüm fetvası verecek kadar ciddi. Dedim ya devlet otoritesinin kalkacağı güne kadar şimdilik söz ile baş kesiliyor. İtibar suikastları ile yetiniliyor. Özellikle bir taraf çok güçlü. İtibar suikastlarını yapacak kadar, ölüm fermanı çıkaracak kadar, hedef gösterip konuşmalarını resmi kurumlardan engelleyecek kadar, işinden attırabilecek kadar… Liste uzar gider. Hatta büyükçe bir kurumun başkanını bile yerinden edebilecek kadar güçlü bir taraf. Diğer taraf daha çok akademik alanda yer alıyor. Onlar da boş durmuyorlar, çok konuşuyorlar. Belki konuşmaları gerekiyordur, bilemem. Bazen bazı konuları alanları dışında da konuşuyorlar ve bu konuşmanın anlaşılması mümkün olmuyor. Kendi öğrencilerinin bile anlaması için sağlam bir altyapıya ihtiyaç olduğunu biliyorlar ama bunu yine de yapıyorlar. 

Gelelim taraftarlara… 

Az bilen, çok inanan gruplar zaten kendi halinde büyük tehlikeyi oluştururken bunlara ilave motivasyon olarak bir de Allah’ı koruma eklenince ortalık toz duman oluyor. (Evet, Allah’ı ve dinini koruma gayreti var.) Diğer taraf yine benzer bir şekilde sosyal medya üzerinden devam ediyor. Kendilerine göre yanlışları ifşa ediyorlar, videolar, fotoğraflar, vb… Bir sürü argüman kullanılıyor. 

Başa dönelim… 

Birileri toplumumuzu, otorite zayıflığı anında büyük bir çatışmanın ortasında bırakacak iki cephe daha oluşturuyor ve bu cepheleri iyice biliyor. Bunu kabul ettim. Ben olsam alaşağı edeceğim topluma ben de böyle yaralar açardım. Burası burada dursun…

Şimdi bütün bu tartışmalar sanki şimdi mi başladı? Hayır, ilk asırdan beri tartışılan konular konuşuluyor başka değil.

Peki, çok yararsız bir iş mi yapılıyor bu dini tartışmalarla? Bence değil, bu tartışmalar uygun zeminde devam etmeli toplumu geliştirmek için. Kavgadan ve kutuplaşmadan uzak hale getirilmeli otorite eliyle. 

Bu konuları ilk defa bu kadar canlı ve hararetli mi tartışıyor iki taraf? Hayır, daha önce de bu konular tartışıldı dediğim gibi. Biz bu gün böyle bir tartışmayı daha medeni sürdürüyoruz. Öncekiler bu konu yüzünden savaştılar, birbirlerini kestiler, devletlerini böldüler, mezheplere ayrıldılar, devletlerini yıktılar, onlarca yıl boyunca düşünen ve fikir beyan edenlere işkence ettiler… Of çok acayip şeyler yaptılar. Biz henüz sözlü tartışıyoruz medeni şekilde. (Artık medeni kıstasımı birbirini öldürmemek şeklinde daralttım.)

Öncekilerin tartıştığını neden bilmiyoruz? Süzülüp gelen bir tarih ve birikim var da ondan. Sadece genel kabul görmüş ve devlet otoritesinin desteğini almış görüşler tarihten süzülüp halkın önüne düşüyor. Bu yüzden eskiyi pek bilmiyoruz. İnsanlar daha bugün böyle şeyler var sanıyorlar. Türlü türlü görüşlerin daha dün türediğini düşünüyorlar.

Can alıcı noktaya gelelim…

İngilizler bu işin ta başında bulunuyorlar!? Ne varsa bu İngilizlerde var. Bir cephenin adamları hep İngilizler tarafından yetiştirilmiş ve onların fikirlerini söylüyorlar. (İlk asırlarda İngilizler yoktu işin içinde gerçi ama olsun. Adamlar bizim geçmişimizi bizden iyi biliyorlar.) Değil mi, o yönde fikir beyan ederse birisi mutlaka bir İngiliz oyunundan replik okuyordur. Beri yandan acayip, garaib, ne ahlaka, ne sünnete, ne Kur’an’a, ne orta yola uyan sürüyle adamın videosu da ortalıkta dolaşıyor. Toplumun kanını donduran ifadelerle cirit atıyorlar kalabalık cemaatlerin önünde. Depremi durdurup ırkçı bir söylemle yön değiştirten mi ararsın, melekleri çalıştıran mı, Allah ile görüşüp kendisine cennet müjdesi veren mi ararsın, peygamberi olimpiyatlarına getireninden, sohbetinde hazır tutanına kadar acayip bir yelpaze var. Peki bu adamlar da cephenin diğer tarafında değil mi? Bunların videolarını da İngilizler servis ediyor olabilir mi? Durun, daha mühimi bu adamların böyle söylemelerini ve bunu kalabalık bir cemaat önünde yapmalarını hatta videoya kaydedip yayımlamalarını da İngilizler emretmiş olabilir mi? Bu durumda her iki cephede de İngilizlerin adamları olmaz mı? Vay arkadaş ne İngilizmiş… Sunturlu bir sövmenin yeri aslında şimdi. Vay ben bu İngilizin… 

Yahut… 

Biz salağa yatıyoruzdur. İşimize öyle geliyordur. Dinlemek, anlamak, araştırmak, çaba göstermek zor geliyordur ve hemen karşı tarafla cepheleşmek istiyoruzdur. Taraftarlık ve holiganlık en kolayıdır çünkü. İngiliz de bunu görüyordur ve “Hah, işte ben bu salakları daha keskin hale getirip kavga ettireyim.” diyordur. 

Yeterince saçmaladıysam kafi olsun. 

Yapılacak şey nedir bu halde? 

Yeni dünya paradigmalarını anlamaya çalışmalıyız. Pozitivizm ile birlikte bizim o eskilerden gelen tartışmalarımızın yeni nesilde ve şimdiki zamanda bir anlamı kalmadı. Toplumu bir arada tutan eski ortak toplumsal kabuller artık işe yaramıyor. Din adına toplumun sessizce kabullendiği şeyi artık genç nesil kabullenmiyor zira çok fazla iletişim ve etki var. Bunu anlamamız gerekiyor önce. Eski kabullerin yayılması ve kabul görmesi için resmi veya resmi olmayan görevlerde olanlar kendilerini yenilemeliler. Belki sahiden bir arıza vardır belki de yoktur. Bunu iyice araştırmalılar. Bizim bir sorunumuz varsa yine bu sorunu bizim çözmemiz gerekir. Birbirimizi suçlayıp durarak sorun çözülmez. 

İngilizler bu gidişle çay keyfimizi de elimizden alacak.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: