Kameranın Arkasındaki Şiddet

0
75
work addict business man locked enchained in mobile phone addiction

  Bütün gün iş yerinde ekmek parası kovalandıktan sonra yorgun argın eve gelinir, ailecek akşam yemeği yenir. Ardından televizyon başına kurulup memlekette ne olup bittiği öğrenilmek için haberler izlenmeye başlanır. Bu çoğumuz için böyledir. Televizyon açılmazsa internete girilip öğrenilir. İnternete girilmezse gazete okunup öğrenilir. Hemen hemen hepimiz -ne kadar uzak durmaya çalışırsak çalışalım- bir yerlerinden medyanın gösterdiği yöne bakıp o bataklığa dalmışızdır. Kimimiz dizlerine kadar batmıştır sadece, kimimiz boğazına kadar..

 

  Artık okuduğumuz gazete manşetleri de, tıkladığımız internet siteleri de, izlediğimiz ana haberleri de şiddet olaylarından geçilmez hale geldi. Çünkü gündeme düşenlerin yanı sıra gündeme düşmeyen şiddet olaylarının sayısı da oldukça fazla. Bunun elbette tek bir sebebinin olduğunu söylemek doğru olmaz. Artık toplumumuzda naif ve kibar davranışların adını anan dahi yok. Saygılı bir dil kullanmasını, başkalarının haklarına müsamahalı davranmayı unuttuk. Veya belki de hiç öğrenemedik. İnsanlarla iletişim kuramıyoruz. Sorun en kısa tabiriyle bu. İletişim kuramıyoruz. Anlaşmazlıklarımızı gidermek için ilk, tek ve sadece şiddete başvuruyoruz. Fikir ve görüş ayrılıklarımıza tahammül edemiyoruz. Birbirimizle konuşamıyoruz, tanımadığımız insanların yüzlerine çıkarsızca tebessüm bile edemiyoruz. Mahlukatla beraber yaşıyoruz yeryüzünde doğru ama Yaratanın hatrına sevemiyoruz kimseyi. Adı bile kardeşlik anlamına gelen bir dinin mensubuyuz. Müslümanız eğer kimliğe bakılırsa. Ama insan olmayı unuttuk, insan kalabilmeyi de..

 

  Toplumumuzda bozulma tabiki bir anda olmadı ama göstere göstere olduğu aşikar. Çocuklarımızı hep onlara şiddeti sevimli göstererek büyüttük. İçinde acımazlığın, şiddetin belirgin olduğu oyunlar oynattık. İzlediğimiz dizilerde yine bunları gördüğümüz gibi örnek aldığımız kişiler de belinde silah taşıyanlar oldu hep. Hiçbir zaman medya bize örnek model olarak bir öğretmen sunmadı. Biz hep bize işaret edilen yere baktık, zokayı yuttuk. Nesil inşa etme görevi anne babanındı, biz bu kutsal görevi kameranın arkasında kimin olduğunu bilmediğimiz kişilere verdik. Televizyonlarla bir nesle yön verilmek istendi. Oturduk o kutunun karşısına ve biz de bunu yedik. Değerlerimizi kaybettik, kültürümüzü kaybettik. Biz o eski biz değiliz. Koskoca medeniyeti iki tıklanma, biraz da reyting uğruna feda ettik. Şuanda da bu hatalarımızın bedelini ödediğimiz kuşkusuz.

 

Biz bu biz değiliz.

Bizler, yavrusunu emziren köpeği rahatsız etmemek için ordusunun yönünü değiştiren,

Evinde beslediği kuşu vefat ettiği için küçük bir çocuğa taziyeye giden,

Dinine, inancına bakmadan; insana insan olduğu için saygı gösterip Yahudi cenazesi karşısında ayağa kalkma erdemi gösteren,

Kadınlar diri diri mezara konurken kız çocuğunu başının üstüne alıp Mekke sokaklarında gezdiren,

Hz.Peygamberin örnekliğine muhtacız.

 

Müslüm Zunluoğlu