Eşcinsellik Kader Mi?

0
258

İnsan ile birlikte sınav da başladı…
Sınavlarımız, insanlığın tarihi kadar eski…

Peygamberimizden nakledilen bir hadiste; “öyle bir çağ gelecek ki, imanı elinizde tutmak, ateşi tutmak gibi olacak” denilir. Sanki o çağdayız.

Teknoloji ile birlikte gelişen iletişim, bazı günahları daha ayyuka çıkardı, normalleştirdi ya da normalleştirme çabasında.

Örnek verecek olursak, son günlerde fazlaca gündem de olan eşcinsellik!
Bu kavramdaki eylem de neredeyse insanlık tarihi kadar eski.

İlk önümüze Lut kavmi ile çıkıyor, sonrasın da tarih de bir çok uygarlıkta görülüyor ve günümüzde de apaçık devam ediyor.

Eşcinsellik ile ilgili Kur’an bize Lut’un kavmini örnek gösterir ve onların helâkinden bahseder. Lut kavminin helak olma sebebi sadece eşcinsellikleri değildi elbet, bunu kamusal alanda, aleni şekilde, hatta gruplar halinde yapmaları ve hatta daha da önemlisi, kavme gelen yabancı misafirleri bile alıkoyarak zorla eşcinsel tecavüzler yapmalarıydı. (Bkz. Ankebut 29/ 28-31)

Yine, Nisa Süresi 15/16. Ayetlerde eşcinselliğin haram olduğu söylenir.

Eşcinselliği normalleştirme çabasında olanlar bunun genetik olduğunu, yani doğuştan geldiğini söyleyerek kendilerini meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.

Eşcinsellik genetik değildir, genetik olduğuna dair hiç bir kanıt yoktur.

Eşcinselliğin en temel nedenlerinden birisi de, bozuk aile dinamiğidir. Bunun nedeni de, cinsel kimliğin geliştiği ve pekiştiği 1-6 yaş aralığında hatalı anne, baba modellerinden alınan yanlış mesajlardır. Anne babadan telkin yolu ile aldığı bu mesajlar eğer ergenlik döneminde fark edilmez ve gereken müdahale yapılmaz ise, eşcinsel kimlik pekişir.

Eşcinsellik; psikolojinin kurucusu Freud’un tanımı ile, bireyin psikoseksüel olarak gelişmemesi, olgunlaşmamasıdır.

Eşcinselliğin doğuştan geldiği, eşcinsel olanların beyinlerinin farklı olduğunu iddia edenlerde var. Eşcinselliğin doğuştan geldiği mitini ilk ortaya atan kendisi de gay olan Simon LeValey’dir (1991). Daha sonra da Swaab bunu söylemiştir (2004). LeValey eşcinsel erkeklerde ki hipotalamus boyutunun heteroseksüel erkeklerden daha küçük olduğunu bildirmişti, fakat sorulması gereken soruyu sormamıştı; Beyinleri böyle olduğu için mi, eşcinsel olmuşlardı, yoksa eşcinsel bir hayat yaşadıkları için mi beyinleri böyle olmuştu?

Bilim adamlarının yaptıkları deneysel çalışmalar sonucunda, cinsel yaşamın beyni etkilediği ortaya çıkmıştır. Yani cinsel yaşamda ki farklılıklar beynin yapısını etkiliyor ve farklılaştırıyor. Dolayısı ile eşcinsel kişiler, beyinleri farklı olduğu için değil, eşcinsel bir yaşamı seçtikleri için beyinleri farklılaşıyor. Cinsel yaşamlarında bazen aktif erkek, bazen pasif kadın gibi davranıyorlar, hormon alıyorlar ve tüm bunlar doğal olarak beyinlerini farklılaştırıyor. Zaten bu çalışmalar sonucunda LeVay de, gay olmaya sebep bir gen bulunmadığını açıklıyor.

Bir de İslam sözlüğünde Hünsa olarak geçen kişiler vardır, Zeki Bayraktar hocanın ifadesi ile Hünsa- Intersex; eşcinsellik değildir. Organik bir hastalıktır. Ama maalesef bunu İlahiyat ve Sosyoloji akademisyenleri bile karıştırıyor. Fıkıh dilinde hünsa olarak nitelenen bu bireyler(intersex), genital organlarda gelişimsel problemleri bulunan ve -çoğu- ameliyatla düzeltilebilen bireylerdir. Bunlar asla eşcinsel değiller. Intersex (I) ifadesinin LGBT-I kısaltması içinde yer alması yanıltıcı olmamalıdır, diye açıklamakta.

Sözü toparlayacak olur isek, eşcinsellik genetik değildir, bir tercihtir…

Elbette yetiştirilme tarzının, anne ve baba rolünün yanlış uygulanması bu tercihi tetiklemektedir. Eşcinsellikten nefret eden ama yaptığı yanlışlar ile evlatlarını bu yola sürükleyen ebeveynler oluyor. Yine çocuk iken geçirilmiş cinsel bir saldırı da bu tercih de rol alabiliyor…

Bunun bir tercih değil, genetikten geldiğini iddia etmek, hastalık olduğunu söylemek, bence Allah’a iftiradır… Allah tercih hakkı olunmayan bir konuda haramlar koyup kuluna zulmeder mi? “Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.” (Yunus, 10/44)

Eşcinsellik bir kader değil, tercihtir. Tercihi bu olanları dışlamak, lanetli gibi yaklaşmak ya da yok saymak hiç bir dönem de çözüm olmadı, bu dönemde de çözüm olmayacak. Ortada ciddi bir problem var, Alimlerimiz “sakız orucu bozar mı?” sorusundan geçebilirlerse, bu gibi durumlar için çözüm üretmeye gelecekler inşaallah.

Sağlıklı cinsel kimliği oluşturmak önce ailede başladığı için, aileler çok daha bilinçli olmalılar, onları dışlamak yerine anlamaya, onların tercihlerinin aslında kendilerine, topluma, dünyaya nasıl zarar verdiği anlatılmaya, gösterilmeye çalışılmalıdır.

Eşcinsellik haramdır. Haram demek işleri çözmeye yetmiyor, haram sadece inananları bağladığı için, inanmayanlar üzerinde hava da kalacak bir söylem. O yüzden, alimlerin, ürologların, sosyologların, psikologların ve STK’ların bir araya gelip olayın sebep sonuç ve kişi üzerinde ki tahribatı üzerinde çalışmalar yapıp, bu konun önüne geçmek için çözüm üretmeleri gerekiyor… Her Adem bir alem, o zaman alemleri kazanmak lazım; lanetleyerek, ötekileştirerek sadece olayı görmezden geliyoruz, çözüm üretmiyoruz… Kişiler değil, yapılan iş hedefe alınıp ‘eşcinsellik olgusu’ üzerinde daha sağlıklı bilimsel ve empati kurarak çözüm üretilmeye çalışılmalı. Böylece kayıp gidenleri o kaydıkları yerden çıkarmak mümkün olacaktır. Ne dersiniz, denemeye değmez mi?

Yeşim Mızrak Gemici