Rabbin Kudretini Hatırlamak Bize Umut Vermeli

0
123

Kur’an, insan için nazil olan bir kitab-ı İlahi olduğundan her hakikatin insan psikolojisine yansıyan pratik bir karşılığı olmalıdır. Mahkumlara ara sıra sorarım: Rabbin isimleri sizin için ne ifade ediyor?

Mesela Kur’an’da, mutlak kudret sahibinin Rabbimiz olduğu hatırlamasının bize bakan yönü nedir? Öyle ya sonsuz güç sahibi olan bir Kudret aciz ve muhtaç bir varlık olan insana gücündeki nihayetsizliği niye hatırlatır? Bu hatırlatma Allah’ın bizzat kendisinin ihtiyacı olan bir şey değilse Kur’an da sadece el Kadir ismi Allah’a nispetle niçin yedi defa zikredilir?

Bir hatırlatma olan vahyin buradaki hedefi elbette kullarına özgüven vermesi içindir. Zengin ve kudretli bir adam düşünün. Kendisini seven ve kendisinin de sevdiği ve kendisini yalnız, güçsüz ve kimsesiz hisseden bir dostuna kendi imkanlarını hatırlatıyor. Hatırlatıyor ki o dostu kendisini yalnız, çaresiz ve güçsüz hissetmesin. İşte onun gibi alemlerin Rabbi dahi kitabında kudretini anlatıyor ki şu dünya gurbetinde kulu ümitsizliğe düşüp kendisini yalnız ve imkansız hissetmesin.

Rabbin kudretini hatırlamak biz de özgüvenimizi ziyadeleştirmelidir. Allah isterse imkansız yoktur. İstemeyi verdiğine göre vermeyi de istiyor ki bana irade vermiş, akıl vermiş, kayıtlı güç ve ömür vermiş. Demek ki yalnız değilim. Madem her şey O’nun kudretiyle vücud buluyor öyleyse kula düşen, O’nun ilmine ve kudretine teslim olmaktır. İşte bu teslimiyette, hem cehdetmek, hem huzur içinde olmak, hem de umut vardır.

Bir mahkum psikolojisinde Allah’ın kudretini hatırlamak kendisini yalnız ve çaresiz hisseden kimseler için en büyük imkandır. Madem Allah mutlak kudret sahibi öyleyse ben, bu daracık hücremde dahi yalnız ve kimsesiz değilim. Rabbim, kudretiyle benimle beraber. O’nun kudretinin neticesi olarak ayağa kalkabiliyorum. Gözlerimi açıp kapayabiliyorum. Nefes alabiliyorum. Yemek ve içmek gibi ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Düşünebilmem ve konuşabilmem hep O’nun kudretiyle oluyor. Her davranış, O’nun kudretiyle vücud buluyor. Bunları yapabildiğime göre yalnız da kalsam yalnız değilim.

Rabbin kudretini hatırlayan bir mahkum aynı zamanda bu dünya hayatında yaşadığı haksızlıkların da, bir gün hesabının sorulacağı ümidiyle hayatını anlamlı bir şekilde yaşamaya devam eder. Hiç bir suç işlemediği halde içerde mahkum olan insanların da sayısı az değildir. Bu şekilde müebbed mahkumlar var. Bir iftiranın sonucu olarak hayat boyu içerde olmanın verdiği acıyı dindirecek tek iksir, Rabbin kudretini düşünerek mahşer gününü hatırlamasıdır. Bu kainatı bir defa yaratan Allah bir defa daha yaratmaya gücü yeter. Mahşer olacak ve hesap sorulacak diyerek içindeki öfkeyi yönetebilme şansı elde eder.

Kudret-i mutlak olan Rabbini hatırlayan bir mahkum, Allah için imkansız olmadığının bilincinde olur. Şartlar her an değişebilir ve beklenmedik gelişmeler hayatında mümkün olabilir. Nitekim bazen yasalar değişir ve müebbed mahkumlar genel af ile özgürlüklerine kavuşabilirler. Mesela Türkiye’de nice mahkum idamını beklerken özgürlüğüne kavuşmuştur.

Bizler de içimizi acıtan ve bize elem ve keder veren olayları tek tek düşünmeliyiz. Bizi yeise sevkeden olayları düşünmeliyiz. Sonra Rabbin kudretini hatırlamalıyız. Evet, Kur’an “ O her şeye Kadirdir” diyor. Öyleyse bize düşen, O kudret-i Sonsuzdan bize güç vermesini istemek ve cehdetmektir. Akif’in dediği gibi “Yeis öyle bir bataktır batarsan boğulursun, Azmine sımsıkı sarıl bak o zaman ne olursun”

Bir geceyi bin gece yapmaya muktedir olan, evreni taht-i idaresinde bulunduran ve bizim nefes almamızı ve vermemizi sağlayan, göz kapaklarımızı indiren ve kaldıran Rabbin neye gücü yetmez ki?

Zira Kur’an şöyle der “ .. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfır kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (YUSUF SÜRESİ 87. Ayet)

O halde Rabbin kudretini hatırlamak içimize umut vermeli.

Bilgin ERDOĞAN