Farklı bakmak, farkı görmektir!

0
195
road in mountains

Bu kadar yıldır rehberlik yapar ve yüreği kırılan insanların hayata yeniden tutunmaları için onların gönüllerine müteselli olmaya çalışırım. Aslında tüm konuşmaların temelinde muhatabınızda bir bakış açısı uyandırmak var. Şayet mahkum veya hasta ya da biz sorunlarla karşı karşıya kaldığımızda herkesin baktığı pencereden daha farklı olarak o meseleye bakmayı becerebilirsek içinde olduğumuz sorunlarla baş edebiliriz.

Bu sebeple vizyonumuzu yeniden inşa ederek, her şeye farklı zaviyeden bakabilmek önemlidir. Aslında dinin de öğretmeye çalıştığı şey budur. Tek dünyalı bir göz ile çift dünyalı göz arasındaki fark tasavvurdur. Yağmur herkesin gözünde H2O olarak bilinir ama çift dünyalı olanın nazarında ona rahmet denir. Çiçek, tek dünyalı algıda botanik bir ot olarak tanımlanır ama iman eden tasavvurda o bizim hilkat kardeşimizdir. Öyleyse hastalık, mahkumiyet hatta ölüm gibi imtihanlar da zulüm, işkence ve eziyet değil içinde binlerce hikmeti olan hayatın cilveleri gibidir.

Bu yazımda hastalığa farklı bir pencereden bakınca nasıl görünüyor ona değineceğim. Unutmamak gerekir ki hakiki kaybediş ise sıhhati kaybetmek değil istikameti kaybetmektir İstikameti kaybettiren hastalık gerçek felakettir. İnsanın iradesinin kapsama alani dışında kalan ve istikameti hatırlatan hastalıklar ise en güzel nimettir.

Ölüm hakikatinin hatırlatıcısı

Hastalık bize evvela ölüm gerçeğini idrak ettiren kutlu bir muallimdir. Ali (ra) “ Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” demiştir. Hastalık ise bize harf değil ölüm gibi insanın en büyük haikati olanı idrak ettiren bir muallimdir. Hastalık insan iradesinin kapsama alanı dahilinde insanın savaş vermesi gereken en büyük düşmanı lakin iradenin kapsama alanı dışında kaldığında hürmet edilmesi gereken hocasıdır. Öyleyse artık o noktadan sonra o muallime kulak kabartmalı ve azami istifade yoluna gidilmelidir.

Sabretmeyi tavsiye eden dost

Hastalık isimli muallim bize sabretmeyi öğretir. Malumdur ki sabır ile hayat arasındaki ilişki baş ile gövde arasındaki ilişki gibidir. Baş olmazsa gövde, sabır olmazsa hayat yaşanmaz hale gelir. Sabır insanın öğrenebileceği en büyük hakikattır. Onun öğrenmeyen insan bunun faturasını en acı şekilde öder. Sabri olmayanın adeta hayatı soner. Her insan masum doğar lakin kimilerinin suç irtikap edip mahkumiyet yemesi dahi sabırsızlığın acı bir neticesidir.Sabri olmayan sadece bu dünya hayatını değil ahiretini de kaybeder. Zira sabır dini yaşamaktaki en esaslı miftahtır. Öyleyse hastalığı sana terbiye olman için yaratan Allahtir. Onu sevmen Allah’ın fiillerini sevmendir.

Şükretmeye teşvik eden mürşid

Kişi “ Neyim var?” sorusuna yoğunlaşırsa şükreder “ Neyim yok” sorusuna yoğunlaşırsa asi olanlardan olur. Hasta olan kişi sahip olduklarının kıymetini yeniden anlar. Mesela gözünden rahatsız olan kimse gözünün kıymetini idrak edeceğinden diğer azalarının kıymetini bilir ve şükreder. Belki bir azası hastadır ama diğer azalarının varlığına “ya onlarda olmasaydı” diyerek şükür etmesini bilir. Öyleyse hastalık hakiki bir mürebbidir. Zira üzerindeki ni’metleri göremediği için isyan içinde olan bireyi nankörlük çukurundan şükür semasına yükseletebilen bir terbiye hamlesidir kimileyin hastalıklarımız.

Haddini bil diyen levha

Kur’an “Allah’ı unutup Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın” der. İnsan kendisini aczini unutarak unutmaktadır. İşte günde beş defa kılınan namaz ve belimizi büktüğümüz rüku bize aczimizi hatırlatır. İşte hastalık hal lisanıyla Rabbimize rüku edişimizdir. Zira huşu ile namaz kılanlar hariç rüku esnasında insanlar acziyetlerini idrak edemeyebilirler. Lakin hastalık insanın hal diliyle rüku etmesidir. Yeryüzündeki en temel ahlaki zaafiyet kibir yani kişinin acziyetini ve sınırlı olsunu unutmasıdır. Aslında tüm şeytaniliklerin ve bu alemdeki zulümlerin temelinde dahi işte bu nisyan ile malul oluş vardır. Öyleyse hastalık çok esaslı Rabbani bir hatırlatmadır.

Güç ahlakını kuşan diyen vezir

İnsanoğlu’nun en kadim hastalığı güç ahlakı noktasında yaşadığı acziyettir.Tarihin her döneminde ezen ve ezilen hep olmuştur. Oysa ki insana yakışan güçlü iken adil davranmak yani güç ahlakını kuşanmaktır. Hastalık insanda bu güç ahlakını kuşanmasına vesile olur. Hasta olan nice liderlerin veya mikro planda aile resilerinin akılları başına düçar oldukları hastalıklar vesilesiyle gelmiştir. Üç günlük bu dünyada fırıldak olmaya değmez diyenler acıyı ve ızdırabı iliklerine kadar yaşamış kimselerden olmuştur. Hastalık insanı silkeleyen ve kendine getiren bir iksirdir.

Merhamet ve şefkat veren iksir

İnsan merhamet ettiği nispette değerlidir.Şefkat insanı insan eden en mümeyyiz niteliktir. Hastalık psikolojisi kişide “Nasıl ki ben muhtaç iken insanlar bana yardım etmek için seferber oluyorsa ben de sıhhatime kavuştuğumda insanların imdadına koşabilmeliyim” bilincini zerkeder. Yıllarca birbirleri arasında soğukluk yaşayan hatta konuşmayan aile bireyleri hastalık ve musibet zamanlarında bir araya gelerek yıllarca konuşmamalarından ve kuş olmalarından nedamet duyabilirler, Hastalık felç olmuş vicdanlara hayatiyet veren bir mucizedir kimileyin. Tövbe kapısının miftahı Hastalıklar insanların tövbe ederek Rablerine dönüş yapmalarına vesile olur. Nice kimseler hidayeti hastalıklardan veya musibetlerden sonra bulur. Hatta Amerikan hapishanelerinde insanların şehadet alması ve dine yönelmesi başlarına gelen musibetler dolayıdır. Bu durum hastalık içinde aynıdır. Zira bir musibet bin nasihatten hayırlıdır. İnsanın hidayetine ve Rabbine yönelişine vesile olan hastalık hikmet nazarıyla bakıldığında çok mühim bir imkandır.

Dengeli ol ey insan ! diyen uyarıcı

Tefekkür eden için hastalık bu hayattaki en büyük gerçek olan denge ahlakını insanın düşünmesine vesile olur. Zira hastalık nasıl ki vücuddaki dengenin bozulması ise insanın hayatında karşılaştığı tüm sıkıntılar ve imtihanlar dengesizliklerinden kaynaklanmaktadır. İnsan anatomisindeki dengesizlik kişiyi beden hasta kıldığı gibi insan psikolojisindeki dengesizlik insanı ruhen sosyal plandaki dengesizlik ise toplumsal çöküntülere sebep olur. Öyleyse denge hayatın en büyük gerçeğidir. İşte bu gerçeği düşünmemize vesile olan ise hastalıklarımızdır. Öyleyse hastalık kimileyin bir tefekkür hazinesidir. Zaten bir anlık tefekkür bin yıllık ibadet gibidir.

Netice-i kelam:

Nice insanlar ölüm isimli en büyük hakikati, sabır denilen direniş ahlakını, şükür adlı hikmeti, acziyetlerini, güç yönetimini, merhamet denilen hazineyi, denge hakikatini, ve dahi tevhid denilen kurtuluşu hastalıklar vesilesiyle idrak ederler. Öyleyse hastalık iman eden için kayboluş değil kurtuluş, zillet değil hikmet, eziyet değil bir nevi nimettir.Hastalıkta bizim için yüzlerce hikmet vardır.Kur’anın da dediği gibi ” Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” İşte hastalık zahmetinin rahmet dolu kolaylıklarının bir kısmı idrakimden satırlarıma dökülen tefekkür damlacıklarıdır.

Farklı bakmak farkı görmektir.