Batının Teknik Üstünlüğü Onu Medeni Yapar Mı Yahut Onun Felsefesini Ve Dünya Görüşünü Eleştirmekten Muaf Hale Getirir Mi?

0
454

Teknik gelişmeler son derece nötr süreçlerdir. Hayattaki gelişmelerin önemli boyutlarından biridir. Yüce Rabbimizin insanın fıtratına yerleştirdiği “hayatı kolaylaştırma” ve “güvenlik” güdüsü ile ortaya çıkar ve gelişir. İlk insandan bugüne bu süreç devam edip gelmektedir.

Bugün grek/roma/hıristiyan dünya görüşlü kâfir batı dünyası, teknik konuda üstünlüğü elinde tutmaktadır ve bu günler toplumlarda topluma döner durur.

Teknik ilerleme asla insani ilerleme/medeniyet/ahlak ile paralel olması zorunlu değildir. Teknik başarı elde etmiş olan muhakkak en doğru yoldadır denemez.

Vahiy öğretisi bahsettiğim güdülerin aktif olmasını da beklerken, aynı zamanda insan olmayı/medeni olmayı/ahlaklı olmayı önemser. Bunların da önüne ve sonuna Allah’ı tanıyıp, bilip O’na teslim olmayı koyar. Asıl başarı budur.

Teslimiyeti kibirle karşılama durumu sadece Mekke müşriklerine has değildir. Bugün de aklın bilimsel başarısı, ilahi teslimiyete ket vurmaktadır. Ancak hikmet ve basiret gözüyle bakanlar bilimsel gelişmelerde Allah’ın gücünü ve kudretini görmektedir. Genel kanı, bilimsel gelişmelerin heva ve hevesin kontrolünde ilerleyip ilahi nizama teslim olmaya engel olmaktadır. Bunda nötr bilimsel gelişmelerin bir suçu yok elbet. Gelişmelerden hareketle bir kısım zihinler seküler alanı güçlü hale getirmeye çalışmaktadır. Buna sebep olarak da seküler batının bu ilerlemede öncü olmasıdır.

Kısacası teknik ilerleme, insani olma garantisini vermemektedir. Ama insani içgüdüler vesilesi ile ilerlemektedir. Fıtri bir süreçtir. Bir nevi geçmiş dönem mucizlerin görevini ifa etmektedir de diyebiliriz, şayet iman/teslimiyet penceresinden bakılırsa.

Batının teknik olarak ilerlemesi onun felsefesini, dünya görüşlerinin eleştirilmesini hatta reddedilmesini muaf hale getirmez.

Teknik ilerleme, tüm insanlığın ortak mirasıdır. Bir kesimin başarısı değildir. Nitekim Fuat Sezgin’in İslam Bilim Tarihi çalışmalarını inceleyenler bunu daha net göreceklerdir. Bilimsel gelişmeler aynı zamanda bağımsız siyasi atmosferle de ilgilidir.

Batı, evet çalışmış ve üretmiştir ama bu durum onu kibirden, emperyalist davranmaktan alıkoyamamıştır ve hatta daha da azdırmıştır. 3.dünya ülkelerindeki kan ve gözyaşının asıl müsebbibi seküler batı iken hala batının tekniğini kullanıyoruz diye onun felsefesini ve dünya görüşünün eleştirilmesini çelişki diye sunmak elbette ki acınılası bir haldir, bilakis gerçek tenakuz budur.

Bu topraklarda yetişmiş ve siyasete girmeden önce aktif bir bilim adamı olan Erbakan’ın hayat hikayesini (Davam isimli kitabı) ve neden bilimle uğraşmayı bırakıp siyasete girdiğini okumak ne demek istediğimizi ortaya koyacaktır. 

Kanaatimce batının tekniğinden dolayı felsefe ve dünya görüşlerini eleştirilmez görmek veya bunu ikiyüzlülük görmek hem akıl hem de iman tutulmasıdır.

Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.