YAZILAR

GERİLİK VE İSLAM İLİŞKİSİ

Günümüzde İslam’a inanmayan ve kendini bir dine ait görmeyen insanlara neden böyle bir tercih yaptıkları sorulduğunda en fazla alınan cevaplardan birisi İslamiyet’in geri kafalılığa ittiği gelişmişliği engellediği bu yüzden de modernizmi savundukları için İslamiyet’i kabul etmediklerini dile getirmişlerdir.

Aslında açıklamalarında da söyledikleri şey tutarsız bir şey değil. Genel olarak Müslüman coğrafyalarına baktığımızda Müslüman ülkeleri bazıları sömürge, bazıları geri kalmış ve gelişmemiş, bazıları da gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer almaktadır. Gelişmekte olan Müslüman ülkeler kategorisinde Türkiye Cumhuriyeti’de yer almaktadır.

İslam’dan uzaklaşmanın sonucu olarak Müslüman ülkelerin başlarına gelenleri görmek ve şahit olmak için uzağa gitmemize gerek yok geçmiş yüzyılların medeniyet başkenti Orta Doğu’ya baktığımızda bunu en iyi şekilde görebilmemiz mümkündür.

Gerilik ve İslamiyet ilişkisini incelemek için nübüvvet dönemine inmemiz gerekir. Nübüvvet döneminin biraz daha aşağısına indiğimiz zaman sahih kaynaklardan dönemin düşünce yapısını yaşanan sosyolojik olayları rahatlıkla inceleyebiliyoruz.

Nübüvvet döneminin hemen biraz daha gerisinde kölelik ve köle pazarlama mevcuttu. Kadınların toplumun gereksiz bir unsuru olarak görülmesi ana fikri yaygındı. Bunun neticesinde doğan kız çocukları diri diri toprağa gömülüp vahşice katlediliyordu. Cariyelik almış başını gidiyordu. Halk içinde gruplaşmalar mevcuttu ve devlet yöneticileri istedikleri gibi hüküm verebiliyorlardı. Bu durumlar artmaya ve önüne geçilemeyecek bir hale gelmeye başlayınca Hz.Muhammed’e peygamberlik görevi verildi. Alınan ilk vahiy ” Oku” idi. Aslında bu muazzam ibare dışarıdan bakıldığında pek de bir şey temsil etmiyor olabilir aslında oku ibaresiyle gelişmenin ilk adımları atıldı. İnsanı oku, Tabiatı oku, Kur’an’ı oku.

Kuran nazil olmaya başlanmasıyla birlikte toplumsal sorunlar çözülmeye başlandı. Kur’an’ı açıp baktığımızda o dönemin toplumsal sorunlarını çözüme kavuştururken aynı zamanda günümüz sorunlarına hatta gelecek nesillerin sorunlarını tek tek ele alıyordu. Kadını toprağa gömen Cahiliye anlayışını Kuran reddederek kadınları el üstüne çıkardı.Ama durum böyle ya Kuran’dan uzaklaşmış uydurulmuş din mensubu hocalar kadını hala toprağın altına gömme çabasındalar.

Hz.Muhammed, vefatı ile peygamberlik görevini tamamlamış oldu. Hz.Muhammed’in vefatından bir süre sonra ortalık karışmaya başladı.Kur’an’dan çok uzak düşünceler din adı altında insanlara sunulmaya başladı. İsraliyettan kalan ve devam edegelen hurafeler İslam dinine sokularak adına din dedikleri karmakarışık bir anlayış meydana getirdiler. Bu anlayışın temellerini atanlar bu işten en karlı çıkanlar oldu.

İşte bu ümmetin Kur’an’dan uzaklaşıp falanca hocanın anlayışını din olarak benimsemesiyle gerileme başladı. Kuran akıl ve düşünmeye ayetleri ile teşvik ettiği halde bu insanlar bunu reddederek Kur’an’ın kavranamaz bir kitap olduğunu ifade ettiler bunun sonucunda da hocalarının yazdığı kitapları kutsal kitap algısıyla benimsediler. ( Not : Müslüman İsrail’in de Yahudileşmede ki en önemli sebeplerinden biri vahyi reddederek din alimleri ve hocalarının kitaplarını kutsal hale getirerek benimsemesi ve körü körüne inanmasıdır )

İşte Müslümanların Kur’an’dan uzaklaşması ve bunun sonucunda fırkalara ayrılarak filanca hocanın fikirlerini din diye algılaması ile birlikte geri kafalılığa iten bir din oluşturdular. Bunun sonucunda da özellikle gençlerde İslam’a karşı bir ön yargı oluştu. İnsanlar İslam’ı geri kafalılığa iten bir unsur olarak gördüler.

Oysa Kur’an bilimi destekler. Bilim ise Dini haksız çıkarmak için çalışmaz tam aksine bu evrenin mükemmelliğini ve düzenini ortaya koyar ;

 Onlar ki; ayaktayken, otururken ve uyumak için uzandıklarında Allah’ı anar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerine tefekkür ederler: “Rabbimiz! Bütün bunları anlamsız ve amaçsız yaratmadın! Yücelikte eşsizsin! Bizi ateşin azabından koru!” / Ali İmran Suresi 191.Ayet  

De ki: “Dolaşın yeryüzünü ve görün yaratılışın nasıl başladığını! Daha sonra Allah öteki hayatı da işte böyle var edecektir: çünkü Allah her şeye güç yetirendir. / Ankebut Suresi 20.Ayet

Kuran körü körüne inanmayı desteklemez aksine aklını kullanmayı ve düşünmeyi emreder. Örneğin ;

Allah aklınızı kullanabilesiniz diye ölüyü işte böyle diriltir ve ayetlerini size bu şekilde gösterir. / Bakara Suresi 73.Ayet

Andolsun size, içinde şerefiniz bulunan bir kitap indirdik. Aklınızı kullanmıyor musunuz? / Enbiya Suresi 10.Ayet

Hem Allah’ın (akıl ve irade vermek suretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkun eder! / Yunus Suresi 100.Ayet

Anlatmak istediğimiz şudur ki İslam hiçbir zaman geri kafalığa itmez aksine bilimi ve düşünmeyi akletmeyi destekler ve bir şeye körü körüne inanmayı reddederek. Müslümanlar Kur’an’dan uzaklaştığından dolayı İslam Ümmeti geriledi ve ” İslam geri kafalılıktır ” ön yargısı oluştu ve bizler Kur’an’ı anlamadığımız sürece dini tam olarak tanıyamayacağız.

Selametle…

– Ferdi Yapıcı –

 

Tepkinizi İfade Edin
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

* Kaynak belirtmek suretiyle alıntı yapılabilir.
* Yazarın düşüncesi, sitenin genel düşüncesinden farklı olabilir (Düşünce farklılığı zenginliğimizdir).
* Yazının tüm sorumluluğu yazarın şahsına aittir.

5 1 Oy
Gönderiyi Puanla
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi bildirmek ister misiniz, lütfen yorum yapınx