Mezhepler Dini Bir Hüküm İfade Eder mi?

0
592

Hz. Muhammed’e Risalet görevi verilmesiyle beraber insanlar her geçen gün biraz daha İslama yanaşmaya ve Allah’a teslimiyet yoluna girmeye başladı. Bunlar yaşanırken bir çok sorun da mevcuttu. Bunların belkide en acımasızları Hz. Muhammed’e yapılan girişimlerdi. Hz. Muhammed tebliğ görevine başladıktan sonra yaşadığı toplumdaki farklı inançlara sahip bir çok insan tarafından en başta umursanmadı.Ardından alay konusu haline geldi ve İslama girenlerin sayısı artmaya başlayınca işler Hz. Muhammed’e suikastlar düzenleme derecesine kadar ulaştı. Hz. Muhammed bütün bu zorluklara rağmen Allah’ın rızası için ölümü göze alarak Risalet görevini tamamladı ve yaşamını yitirdi. Buraya kadar İslama olan tepkiler ve görüşler her ne kadar karmaşık gibi görünse de Hz. Muhammed’in vefatından sonra karmaşıklıklar önemli derecede arttı.

Hz. Muhammed aldığı vahyi Müslümanlara iletirken aynı zamanda onu açıklardı. Akıllara takılan en ufak problem Hz. Muhammed’e sorulur ve karışıklıklar giderilirdi. Hz. Muhammed’in vefatından sonra oluşan problemler çözüme kavuşamayınca her dini lider kendi kur’an yorumunu ve hükümlerini oluşturmaya başladı. Bununla birlikte insanlar bu görüşler etrafında kitleler oluşturmaya başladılar.

Özellikle son on yıl içerisinde orta doğuda görmeye alıştığımız mezhep çatışmaları ile birlikte bir çok insan canice katledildi. Müslüman Müslümanı mezhebi ve görüşü yüzünden katletmeye başladı bununla birlikte Müslümanlar paramparça bir hale geldi.

Öncelikli olarak mezhepleri ele alırsak,mezhepler siyasi oluşumlardır ve hiçbir mezhep dini bir hüküm ifade edemez. Çünkü mezhepler beşeri oluşumlar olup bireylerin düşünce ve yorumları etrafında oluşmuştur. Bununla beraber beşeri yorumların hiçbiri dini bir hüküm yerine geçemez. İslam hükümlerin tek temel kaynağı dinin açıklayıcısı olan Kur’an-ı Kerimdir.

Ülkemizde yüksek kitleler tarafından desteklenen Hanefi ekolünden yola çıkarsak günümüz Hanefi inancının aslında Ebu Hanife’nin düşüncelerinden oluşmaya başlayan Ebu Hanife dönemi Hanefilik mezhebi ile yakından uzaktan alakası olmadığını görmek çok zor değildir. Bir çok mücadeleye göğüs geren ve iktidar,mal,mülk teklif edilmesine rağmen dininden taviz vermeyen Ebu Hanife, rivayetlere göre zindanda aç bırakılarak ve kamçılanarak ölüme terk edilmiştir. Bundan yola çıkarak bugün Hanefi mezhebinden olduğunu savunan bir Müslümanın otomatik olarak Ebu Hanife’nin davranışlarını ve fikirlerini kendine ilke edinmiş olması gereklidir. Ama baktığımız zaman hırsızlık,yapan,kul hakkı yiyen, insanları katleden bir çok Hanefi mezhebine tabi olan insan vardır. İslam’da aynı şekilde.

Ebu Hanife döneminde tartışılan ve hükme varılan bir konuyu dönemin şartları içinde incelemek şarttır. Düşünceler o dönemin yaşamı ve şartları içinde geliştiği için mutlaka tarihsel olarak ele alınmalıdır. O dönemde hükme varılmış bir karar bu dönemde geçerli olacak diye bir kaide yoktur. Çünkü o hüküm dönemin şartları ve gereklilikleri içinde verilmiştir. Bugün aynı şartlar ve gereklilikler mevcut değilse o hükmü günümüz dünyasında uygulayamayız.

Ayrıca X mezhebi bir dini hükmü farklı yorumlarken Y mezhebi tam zıttı yorumlayabilir (ki böyle yorumlanan ve birbirleri ile çatışan bir çok hüküm mevcuttur) durum böyle olduğunda hangisinin gerçek İslam olduğu kararına varmak nasıl mümkündür ? İşte bundan dolayı mezhepler tam bir doğruluğu ifade etmemekle beraber fikir ve yorumlardan doğmuş beşeri görüş ve oluşumlardır. Bu oluşumların beşeriliğinden kaynaklı olarak dini bir hüküm ifade etmesi mümkün değildir. Bir unsurun dini bir hüküm ifade etmesi için onun ilahi olması şarttır. % 100 güven sağlayabilecek tek yol ilahi bilgidir. Bu bilgiyi de elde etmenin tek yolu İslamın kaynağı olan Kur’andır.

Günümüzde mezhep yorumları kendinden olanları doğru bulurken kendinden olmayanları  ötekileştiren bir silsile karmaşasına dönüşmüştür. Bunun neticesinde bir taraf X düşüncesinin doğru olduğunu savunduğundan Y düşüncesi otomatik olarak yanlış konumuna düşmüştür ve ister istemez bir ötekileştirme politikası uygulanmıştır.

Sonuç olarak insanlar kendini bir mezhebe ait bulabilir, onun görüşlerini beğenerek kendi hayatına yön verebilir. Ama bir insan mezhepçi olamaz. Kendi görüşünden farklı olan bir insanı sırf görüşünden dolayı ötekileştiremez. Böyle olduğu taktirde İslam ümmeti tek vücut olamayarak paramparça hale gelecektir.

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.