Kuran-ı Kerim’in Arap Toplumu Arasında İnmesi Hakkında Birkaç Söz: Nouman Ali Khan

0
554

Allah Teala, Kuran-ı Kerim’i, birçok millet arasından, muhtemelen bilimde, teknolojide, mimaride vs. en geri olan topluma indirdi. Dolayısıyla soyut felsefe, bilim vs. olarak bu insanlar dünyadaki en geri topluluktu. Yine de Allah onların anlayabileceği şekilde indirdi ve yalnızca onların bağlantı kurabileceği örnekler verdi; Kuran-ı Kerim’deki birçok betimleme, o zamanın çöllerinde meydana gelen durumların betimlemeleridir. Ki bu modern insan için bir problem oluşturuyor gibi görünebilir:

Neden Kuran benim anlayabileceğim örnekler vermiyor? Neden örneğin “deve iğne deliğinden geçinceye kadar (cennete giremeyecekler)” diyor? Bu, o zamanki Arapların “kesinlikle imkansız“ deme biçimiydi. Şuan bu örnekle kendi hayatı arasında kim bağlantı kurabilir? Ancak o zamanın Arapları bu durumla bağlantı kurabilir. Birisi kalkıp şöyle diyebilir “İyi de bu onların bağlantı kurabileceği bir şey, benim değil. Ben hayatımda deve bile görmüş değilim!” Bu konuyu hepiniz için basit bir şekilde açıklamaya çalışacağım yapabildiğim ölçüde.
Öncelikle bilim alanından örnek vereceğim. Bilimde, “standartlar” denen bir şey vardır. Örneğin ölçüler bu standartlar ile yapılır. Metre bir standarttır, santimetre bir standarttır vs. Ve sanırım Avusturya’daydı yanlış hatırlamıyorsam, gerçek asıl metre orada tutuluyor, santimetrelere bölünmüş şekilde. Müzede saklanıyor. Tüm metreler bu ölçüye uymalı deniyor. Ve bu şey zamanlar üstüdür, zamandan münezzehtir. Fakat bu bilimde böyledir. Çok belirgin, kesin çizgilerle belirlenmiş, niceliksel bir dildir bilim. Öte yandan bir de konuştuğumuz dili düşünelim. Örneğin bugünün İngilizcesi ile 80’lerin İngilizcesi farklı mıdır? Tabi ki. Dil hala İngilizce, ama o eski versiyonu günümüz algısıyla çok alakasız kalmıştır, kullanırsan eğer herkes senin ne kadar yaşlı olduğunu anlar. Ya da siz kendi dilinizi düşünün; büyük anneannelerinizin babaannelerinizin dili sizin şimdi kullandığınız dilden farklı değil mi? Dil hala aynı dil ama zamanla değişikliğe uğramış mı? Evet. Dolayısıyla bazı kelimeler aynı olabilir, ama o zamanlar onların o kelimeden anladığı farklıdır, sizin şuan anladığınız farklıdır. Şimdi Kuran’ın dilini düşünelim, Kuran’ın dilinin, kendisi aynı şekilde muhafaza edilmekle birlikte, dilin kendisinin zamanlar geçtikçe kültürler geçtikçe değişikliğe uğramaması söz konusu olabilir mi? Olamaz. Dil tabi ki de değişir. O zamanki kullanılan kelimeleri bizim anlama şeklimiz tabi ki de değişir. Basit bir örnek vermek gerekirse, 300 yıl önce ben “İsraîl” kelimesini kullansam, bu o zamanın insanları için belli bazı şeyler ifade eder. Bugün “İsraîl” dediğim zaman ise, aklınızda haberlerle ilgili, jeopolitik çekişmelerle, bir devletle, korkunç olaylarla vs. ilgili şeyler aklınıza gelir. Fakat 300 yıl önce aynı kelimeyi duyan bir Müslüman’ın aklına bunlar gelmez. Dolayısıyla zaman değiştikçe, kullandığımız bir tek kelime bile değişiyor. Dünyadaki tüm diller varken, Allah Teala Kuran’ını Arapça indirmeyi seçti. Çöl Arapçası ile. Hem de hemen hemen hiç değişiklik göstermeyen bir toplumun Arapçası ile. O topluma sürekli dışarıdan gelip gitmiyorlar. Çünkü kesinlikle bir turist merkezi olduğu söylenemez. Diğer kültürlerle olan ilişkiler arttıkça, dilde bozulmalar baş gösterir. Eğer dış kültürlerle ilişkilerin yok denecek kadar az olursa, kullandığın dil gayet karmaşık ve üst düzey olacaktır. Binlerce yıl Arap çölünde yaşanan tam da buydu. Dışarıdan soyutlanmış bir toplumlardı. Allah Teala, oldukça girift bir dil seçti ve sonra ne oldu? Sahabenin durumu çok zekice fark etmesi üzerine, Müslümanlar yalnızca Kuran dilini, lafzını, kelimelerini korumakla kalmadı aynı zamanda, İslam büyümeden önce, o zamanın Arapları o zamanın çölünde bu kelimeleri nasıl anlıyordu bunu da muhafaza ettiler. Çünkü İslam büyüyünce, artık bu dışarıdan soyutlanmış bir dil olmaktan çıkacaktı. Artık Farisîler, Habeşliler, Avrupalılar, Çinliler bu dine gelmeye başlıyorlar. Her bir millette kendi kültürlerini getirecekler ve artık o saf, dokunulmamış Arapça kalmayacaktı. Bu yüzden o zamanın Arap dilinin kullanımını da korumak gerekiyordu. Bunu neden anlatıyorum, çünkü 1400 küsür yıllık hiçbir dil, Arapça kadar korunamamıştır. Ve Arapça da Kuran dili olduğu için korunmuştur. Ben de en iyi Arapça sözlüklere gidip, bir kelime o zamanlar nasıl kullanılmış ona bakmalıyım. İşte bu Kitap, zamanlı bir dil ile indirilen zamanlar üstü bir standarttır. Dilin kendisi zamansız değildir, çünkü dili insanlar kullanır. Kuran-ı Kerim’in dili eski bir zamandan kalmadır, fakat içindeki hikmet, hidayet, dersler zamandan münezzehtir. Zamanlar üstü öğretileri anlamak için de, o eski zamandan kalana gitmen gerekir. O size dediğim müzede korunmakta olan standart metreyi hatırlıyor musunuz? Arapça da aynı öyle işte, korunmuş. Anlamak için oraya başvurman gerekir. Standardın değişmemesi için oraya müracaat etmen gerekir. Dil antik diye, içerisindeki dersler de antik demek değildir.


|Nouman Ali Khan

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.