HASAN-I BASRİ’NİN KADER RİSALESİNE POLİTİK BAKIŞ (1)

0
434

Giriş olarak şunları ifade edeyim. Bu yazıyı yazarken günümüzde etkileri oldukça hissedilen kader tasavvurundaki sapmanın ilk olarak nerede ve nasıl gerçekleştiğini tarihi zemin içinde geniş çapta araştırmayı, anlamayı ve izah etmeyi hedefliyorum. Abdulmelik b. Mervan’ın mektubu ve Hasan-ı Basri’nin ona cevaben yazdığı risalesi, bu yazının kilit noktasını oluşturuyor. Eğer kader tasavvurunun oluşumuna politik unsurların katkısını klasik metinler ekseninde ortaya koymayı başarabilirsek; zedelenmemiş kader tasavvurunu da gün yüzüne çıkarabiliriz ki asıl gayemiz de budur.

Toplum nezdinde Hasan-ı Basri’nin – ilim meclislerinde öğrencilerine de anlattığı- belli bir kader algısı var; bunu, yazdığı risaleden anlıyoruz. Bu meclislerde anlatılan kader ise insanın özgür iradesini ön plana çıkaran ve tabiki de insana sorumluluk yükleyen bir kader.. Ancak Abdulmelik b. Mervan’ın da bir kader algısı var. Bunu da Hasan-ı Basriye gönderdiği mektuptan anlıyoruz. Verdiği kararlara itiraz dahi edilmemesi için, mutlak otoritenin sağlanması için cebrin esas alındığı bir kader.. Bunlar sadece 2 kişinin özel görüşleri de değil. Şu an incelediğimiz bu iki insan, o dönemin iki önemli kutbunu temsil ediyor. Esasında bugünün gözlüğünden klasik bir metni okuyup anlamayı hedefliyorsak aradan geçen yüzyılları hesaba katmalı, o dönemdeymiş gibi düşünüp yaşamalıyız. Ancak böyle bir durumda okuduğumuz geçmiş, bize gerçekten aradığımız şeyi söyleyebilir. Aksi takdirde biz, okumak istediğimizi geçmişe söyletiriz  ve bunun da hakikatle hiçbir ilgisi olmaz.

Yazılmış her eser  zorunlu olarak tıpkı bir ayna gibi bize harmanlandığı dönemi yansıtır, amacımız bu aynadan yansıyanları bulmaktır. Amacımız bu risaleleri  kültürel, politik ve sosyolojik zeminde okumaktır.

Kader Risalesine gelecek olursak, bu risale Hasan el-Basri tarafından dönemin Emevi halifesi Abdulmelik b. Mervan’a cevaben yaklaşık H.75-80 yılları arasında yazılmıştır. Aslında halifenin yazdığı mektuba verdiği bir cevap niteliği taşır. Erken döneme ait olması ve İslam ilim medeniyetinin kurucu metinlerinden olması hasebiyle oldukça kıymetlidir.

 

Kader Risalesinde irade hürriyeti ve insanın sorumluluğu 90’a yakın ayetle savunulur. Hasanı Basri’nin bu risalesi için “Kelam İlminin Kurucu Metni” de denilebilir. Delil olarak sunulan ayetlerin 10 kadarı kaderci-cebirci muarızlar ile Hasanı Basri arasında ihtilaflıdır..

Risalede Hasan Basri’nin kullandığı dile baktığımızda bunun katı ve sert bir üslup olmadığını da görüyoruz. Onun derdi gerçekten hakikatın ortaya çıkmasıydı. Zaten risalesinde sık sık ayetlerden alıntılar yapması da derdinin hakikat olduğunu ispatlar niteliktedir. Ayetlerden alıntı yapması görüşlerini ispatlarken dönemin en önemli otoritesi olan dini zemine yaslanması da demektir. Böylelikle Halife doğrudan Kur’an’la muhatap edilecektir. Kaldı ki o dönemde meseleler ayetler üzerinden tartışılır.. Hasan aynı zamanda pek çok ayetin kader bağlamında istismar edildiğini, yanlış yorumlandığını da söyler. Yani metnimiz aynı zamanda bir nevi tefsir metnidir..

Hasan-ı Basri kader konusunda, insanın sorumluluğunu kabul ediyordu. Çünkü bunu kabul etmeyenlerin esfele sefilin olmaya ne kadar meyilli hale geldiğini bizzat yaşayarak görmüştü. Yezid b. Muaviyeler, Ziyad b. Ebihiler, Ubeydullah b. Ziyadlar, Haccaclar kaderin arkasına sığınarak insanlara zulmetmişti. Ubeydullah b. Ziyad Kerbeladan sağ çıkan Müslümanlar kendilerine getirildiğinde Hz. Zeynep’e “Kardeşine ve Ehli Beytine Allahın yaptıkları hakkında ne düşünüyorsun?” diye sormuştur. Uyunu’l-Ahbar ‘da Yezid b. Muaviye’nin Emevi iktidarına karşı çıkanlara şöyle hitap ettiği nakledilir. “Boşuna uğraşmayın. Allah bizi istiyor. Allah bir şeyi beğenmediğinde onu değiştirir.”

 

Abdulmelik b. Mervan Mervan b. Hakem’in oğlu olup Mervanilerin 2. Halifesidir. Kendisinin devleti nasıl yönettiğini birkaç olay üzerinden anlatayım. El-Kamil’de şu olay nakledilir..  Abdulmelik b. Mervan, İbn Zübeyr’den kurtulduktan 2 yıl sonra, 695’te Medine de bir konuşma yapar: “Ben Osman gibi biçare, Muaviye gibi yumuşak, Yezid gibi fikri kıt bir halife değilim. Ben bu ümmeti, bana karşı davranışınız düzelinceye kadar, ancak kılıçla tedavi ederim. Siz bize ilk muhacir sahabenin işlerini öğretiyorsunuz ama onlar gibi hareket ettiğiniz yok. Bize takvayı emrediyorsunuz da kendiniz unutuyorsunuz. Vallahi birisi, bundan böyle Allaha karşı takvalı olmamı isterse onun boynunu vururum!”

Abdulmelik, İbn Zübeyr’e karşı hakimiyet alanını genişletebilmek adına akla hayale sığmayacak icraatlere imza attı. Bunlardan birisi Mekke’nin alternatifi olarak Kudüs’te bir hac merkezi inşa etmesiydi. Yakubi’ye göre Abdulmelik, bunu kabul etmeyen Müslümanlara şöyle karşılık veriyordu: “Mescidi Haram yerine Mescidi Aksa’ya gidebilirsiniz. Nebinin üzerine basıp miraca yükseldiği taşı Kabe olarak kabul edebilirsiniz.”

 

Abdulmelik’in İbn Zübeyr’i saf dışı bırakabilmek adına ortaya koyduğu buluşlar bununla da sınırlı değildi. Bir ilkokul öğretmeni olan Haccac’dan bir ölüm makinesi çıkartan yine Abdulmelik b. Mervandı. Haccac’daki potansiyeli fark etmesinin ardından onu 1 gecede ordu komutanlığı görevine getirdi. Bu potansiyelin sahibi Haccac da Kabeyi mancınıkla yaktı, yıktı, Peygamberin diyarında aklın kabul etmeyeceği zulümleri işledi/yaptı.

Bu gözü dönmüş iktidar hırsından doğal olarak “kader” konusu da kendine düşen payı aldı. Kader, Abdulmelik b. Mervan için iktidarda kalabilmek ve mutlak itaati sağlayabilmek adına kullanılabilecek müthiş bir malzemeydi. Aradığı fırsat ayağına kadar gelmişti. Bu dünyevi iktidar ve saltanat hırsı ilk kez bu kadar ciddi olarak kader kavramını tahrif ediyor, içini boşaltıyor ve koltuk sevdasıyla yeniden düzenliyordu. Muaviye ve Yezid hilafetlerinden başlayan bu politik amaçlı tahrif hareketi, Abdulmelik hilafetinde hız kesmeden devam etti. Şöyle ki, İbn Kuteybe’nin El-İmame’sinde geçtiği üzere, babası Mervan’ın sözüne rağmen yine Abdulmelik, saltanat sevdasından amcaoğlunu katlediyor ve şu kan donduran ifadeleri kullanıyordu:

“Müminlerin Emiri, dostunuz Amr b. Said’i, Allah’ın ezeli kazası ve yürürlükte olan kaderi gereği öldürtmüştür.”

Devamı gelecek.

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.