Müslümanlara İçten, İçimizden Bir Özeleştiri..

0
429

“Müslümanların, içindeki kavgaları ve fitneleri bitirip yeniden medeniyet üretmeye başlaması, şimdi başlasa en az 200 yıl sürer”

demişti sevdiğim bir hocam..

Kavgalarımız öylesine derinleşti ki. Farkında değiliz ancak bu derin yaraları açarak sadece kendimize zarar veriyoruz.

İslam toprakları medeniyet üretmeyi uzun yıllar önce bıraktı. Bunun yerine kendi içinde birbiriyle sürtüşmeye, tartışmaya ve kutuplaşmaya başladı. Bu kutuplaşmalar beraberinde şiddetli düşmanlıkları körükledi. Küçük bir kıvılcımın tüm ormanı kül etmesi gibi ufacık bir görüş ayrılığı önce benliğimizi, zihnimizi sonra çevremizi sardı ve kuşattı. Bu fikri ayrılıklar öylesine büyüdü öylesine hiddetlendi ki, kül olan orman gibi etrafına hayat veren bir medeniyet yok oldu, çarkları işlemez hale geldi. Koskoca fikir medeniyeti olan bu din, maalesef fikir üretemeyen ve fikir üretemediği için de dünyada tek kelime söz sahibi bile olamayan ufacık bir eve dönüştü. Bu evin müntesipleri hiçbir zaman fikir üretmeleri gerektiğinin farkına varamadı çünkü onların yapılacak daha önemli işleri vardı. Çünkü söylediği sözden ötürü tekfir edilmesi gereken birçok insan vardı ve her tekfir ona cenneti kazandıracaktı (!) Bir zamanların devasa fikir, ahlak, kültür, inanç medeniyeti 21.yüzyılda bu hale geldi, getirildi..

Toplumların müfekkirleri, zaman içinde farklı ikinci bir düşünceye tahammül edemez seviyede kızmaya başladı. Müfekkir işte adı üstünde, fikir üreten kalite şahsiyetlere denirdi.. İnsanların yüreklerini birleştiren, farklılıkları kaynaşma vesilesi kılan adamlara denirdi müfekkir, kardeşine kızan adamlara değil.. Ve neticede bu kızgınlık onlara tabi olan kitlelere de sıçradı. Milyarlık müslümanlar cemaati ayrı diye farklı olduğunu sandı, fırkası ayrı diye diğerinin düşman olduğunu sandı, duyduğu yorum farklı diye karşısındakinin kafir olduğunu sandı. İslam gibi tüm insanlığı kucaklayan bu dini, kendi ellerinin yetiştiği ve kendi gözlerinin gördüğü insanlardan ibaret sandı. Bu milyarlık kitle gözlerini kapattı, sandı da sandı. Kulaklarının duyduğu sözleri ilk defa söylenmiş sandı. Kutsallaştırdığı müfekkirler birbirini yine düşünce farklılığından tekfir etti, hepsini aynı yolun yolcusu sandı. Biri çıktı, düşünenler kafir olur dedi. Biri çıktı, düşünmeyenler kafir olur dedi. Biri çıktı, kafire kafir demeyen kafir olur dedi. Biri taraflı diye, diğeri tarafsız diye din düşmanlığıyla itham edildi. Birileri hep çıktı ve bir şeyler söyledi. Kendi liderlerinin söylediği her sözü, doğru veya yanlış olduğuna bakmadan alkışlayanlar çıktı. Muhalifinin söylediği her sözü de doğru yada yanlış demeden eleştirenler, eleştirinin ucunu kaçıranlar, kardeşlikte değil düşmanlıkta yarışanlar..

Bu tartışmalar böyle uzadı durdu. İslam coğrafyasının yüzyıllar süren çırpınışına hiçbir tedavi cevap vermedi çünkü teşhis yanlış konmuştu. Çünkü ıslah hareketleri bile bir zümrenin egemen ve diğerlerinin “öteki” olduğu bir düzen ve sistem içerisinde büyüdü. Ben kurtarıcıyım diye ön plana çıkanlar kendi yorum ve düşüncelerini din diye dayattı, bataklığa başkalarını da çektiler. Niceleri dinden uzaklaştı, niceleri dinden kaçtı, nicelerine din bile ulaşmadı. Halbuki din, insanın yegane sığınağıydı. Kutsal dediğimiz olgu adı söylenmeye utanılacak kadar değersiz bir şey haline getirildi. Din, Orta Çağ Hristiyanlığına nispet edilircesine tekelleştirildi, bireylerin kirli hegemonyasına hapsedildi. Ellerinde duadan başka bir şeyi bulunmayan kutlu insanlar, dini kullananlar tarafından sömürü ve tüketim aracı olarak görüldü..

Fikir üretilemedi. Sanat üretilemedi. Bilim üretilemedi. Asırlık birikimlerimizle övündük hep ama o mirası devam ettirmek adına hiçbir şey üretmedik.. Başkaları yarınını bugünden inşa etmeye başladı, biz başkalarına benzemeye çalışmayla vakit öldürdük. Kendi kardeşimizden kendi düşmanımızı yaratıp kendi kendimize oyalandık durduk yüzyıllar boyunca.

İşte İslam medeniyetinin içinde bulunduğu en büyük buhran buydu. Kederinden kalpler karardı, derdinden gözler uykusuz kaldı.. Ancak bu derde derman bulunamadı.

Bulunması dualarımla..

 

Müslüm Zunluoğlu

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.