Oruç tut ey benliğim!

0
837

Oruç tut sıhhat bul, ey benliğim.
Oruç üzerine çok konuşulur, çok tartışılır. Amacı nedir diye. Açıkçası ben hepsine katılıyorum. Bazen fakiri anlamaktır, bazen aç kaldığında asıl seni görmek. Çoğaltmak mümkün ama ben daha çok iradeyi fark etmek yönüyle ilgileniyorum. Ya da benim ruhumda daha çok buna hizmet ediyor.

Mutlaka her oruç tutan insanın “Oruç bana, benim hayatıma ne katıyor” diye sorması lazım. Gençlik yıllarımda Hz. Meryem üzerine okumalar yapmıştım Kur’an’dan ve İncil’den. Şimdi moda bir tabir var “Benim kahramanım” derler ya. Benim ilk gençlik yıllarımın kahramanı da Hz Meryem’di. Onun olgunluğu, zekâsı, iffeti ve devrimci yanı büyülemişti beni. Kur’an’ı-Kerim’de hikâyesini okurken şöyle bir ayet var: “Meryem, doğum sancısı içinde kıvranarak yürürken bir hurma ağacına yaslanır ve ‘ne olaydı bundan önce ölüp gideydim de bu günleri görmeyeydim’ der.” Rabbi Meryem’e: ”tasalanma Rabbin sana bir evlat verecek, sen sana soru soran insanlara ben konuşmama orucu tutuyorum de.’’ buyurur. İlk kez karşılaştığım bu konuşmama orucu fikri beni çok etkilemişti. Belki de konuşarak anlatamayacağı bir sürü şeyi Rabbi susarak anlatmasını istemişti. İlk gençlik yıllarımda çok tuttuğum bir oruç çeşitidir konuşmama orucu. Hep bir şey yememeyi içmemeyi oruç zanneden bizler için denemenizi tavsiye ederim. Ruhu arındıran bir oruç! İnsana ne çok konuşuyormuşum, ne boş konuşuyormuşum, dedirten bir oruç. Oruç insana bilgelik katar.

Her tür kadim öğretide ister ilahi olsun, ister beşeri, insanın nefsini bir şeylerden mahrum bırakmasının insana bilgelik kattığı anlaşılır. Kadim öğretilerde oruç ibadeti kadar “yemekte çeşidi az tutma orucu, yediğinde azdırmayacak kadar yeme orucu, konfor orucu, uyku orucu” gibi çeşitleri görürüz.

İnsan mekanizması dolmak ve boşalmak üzere çalışıyor. Beynimiz de böyle: duyuyoruz, konuşuyoruz. Ama ya susmak. Hani Hz Peygamberin güzel bir sözü var ya: “Susmak konuşmaktan hayırlıdır.”

Susmanın insan vücuduna ya da ruhuna kattığı değer bambaşka. Modern dünyayla beraber insanın yalnızlık saatleri gitgide azaldı. Artık konuşmak ya da dinlemek için yanımızda bir insan olmasına gerek yok. Sosyal medya organlarıyla konuşuyoruz ve duyuyoruz. Teknolojinin hayatımızdan çaldığı en büyük şey yalnızlığımız. Kendimize ruhumuzun sesini duymak için ayırdığımız zamanın kalmaması. Kapıya gelen komşu ya da evdeki sevdiklerimize şimdi konuşmak istemiyorum diyebiliyorken, telefonumuzdan gelen bir uyarı sesine hayır diyemememiz ve ruhumuza sızan bilgi kirliliği.

Tüm kadim medeniyetler de bilge kişi ruhunun sesini duymak için inzivaya çekilirdi. Buradan bakıldığında oruç bir arınmadır. Vücudu tüm dış akımlardan, ruhu ağırlıklarından arındırmaktır. Teknoloji hayatımızın her yanına sızdı, ibadetlerimize de günahlarımıza da ortak artık. Tebliği de oradan yapıyoruz, dedikoduyu da, kini de, hasedi de, laf sokuşturmayı, hava atmayı. Sosyal medya organlarımızın da erdeme, ahlaka ihtiyacı var.

Hz Meryem’in konuşmama orucu üzerinden türetmeye çalışıyorum. Daha ne tür oruçlar tutabiliriz diye. Önce ey insan senin bir iraden var hatırla. Yeme içme orucunu bu iradenle tutuyorsun. O zaman gel orucu, ucu arşa uzanan bir merdivene çevirelim. Mesela gel erdemli olma orucu tutalım. Niyet edelim dedikodu yapmamaya ve yanımızda yapmak isteyene de niyetliyim dedikodu yapmıyorum diyelim.

Yalan orucu tutalım, şiddet orucu tutalım, tebessüm orucu tutalım, bağımlılıklarımıza oruç tutturalım. Mesela Facebook, Twitter, İnstagram, Whatsapp. İnsanların özel hayatını dikizleme orucu tutalım ve özelimizi paylaşma orucu. Şefkat, merhamet orucu.
Kapitalizmin kral olduğu bir dünyada alış veriş orucu tutalım. Paylaşma, gurur orucu. Hayatı sadeleştirme orucu tutalım. Daha erdemli bir hayatla orucumuzu arşa tırmandıralım.
İşte tam bu sebepten güzel bir peygamber öğretisi: “Oruç tut sıhhat bul.”

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.