UÇAN ADAM GEYLANİ

0
857

Öncelikle konuya başlamadan önce yaptığım araştırmalarda internet üzerinden baktığımda gerçekten doğru diyebileceğimiz bilgiler sayıca çok azdır ve şüphelidir. Yaptığım araştırmalarda Geylani’yi konu alan çoğu kaynak tamamen övgü ve yüceltme üzerine yazılmış ve olumsuz yerlere hiçbir şekilde değinilmemiştir. Bundan dolayı ben bu makalemde Geylani’yi daha çok araştırma ve eleştiri tarzında inceleyeceğim.

Abdulkadir Geylani olarak bildiğimiz uçan adamın tam ismi Muhyiddin Ebû Muhammed Abdülkādir b. Ebî Salih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî dir. Günümüzdeki İran’ının Hazar Deniz’i kıyısında bulunan Gilan Eyaletinde doğduğu söylenir. Açıkça belirtmeliyim ki Geylani’nin hayatını konu alan bütün eserlerde normal bir olay bulmak çok zordur. Geylani genel olarak ya uçar durumda ya da hiçbir şey yemeden inziva eder durumdadır. Doğumuna ait üzücü ve bir o kadar da tuhaf ve gerçekle alakası olmayan rivayetler bildirilir. İlk olarak şuna bakalım;

Geylani doğmadan önce sözde babasına birçok kerametler gösterilmiştir. Geylani doğmadan önce Hz. Muhammedîn Geylani’nin babasının rüyasına girerek şunları söylediği rivayet edilir;

“Ey Ebu Salih! Allahü Teâlâ bu gece sana kâmil, olgun ve derecesi yüksek bir erkek evlat ihsan etti. O benim oğlum ve sevdiğimdir. Evliya arasında derecesi yüksek olacak, ona itaat etmeyenler Allahü Teâlâ ya yakınlık devletinden mahrum kalacaklar” diye müjdeledi.

Yukarıdaki rivayet Geylani’yi bilen birçok kişi tarafından bilinir. Masal anlatır gibi anlatılmış olan bu rivayetlerde Geylani sanki İslam’ın olmazsa olmaz bir parçası gibi sunulmuş ve ona itaat etmeyenlerin Allaha itaat edemeyeceği gibi komik ve ilginç uydurmalar sunulmuştur.

Bir diğer masalımızda ise Geylani okula gidiyor;

“On yaşında mektebe giderken etrafında meleklerin kendisi ile beraber yürüdüklerini görür, onlardan; yer açın evliyadan bir zat geliyor’ dediklerini duyardı. Meleklerin söylediklerini duyan birisi: ‘bu çocuk kimdir’ diye sordu. Meleklerden birisi: ‘bu asil bir ailenin çocuğudur. İlerde büyük bir zat olacak. Arzu edenlere hep verecek ve hiç kimseyi kapısından boş çevirmeyecek. Her gün Allahü Teâlâ’ya yakınlığı artacak ve çok yüksek derecelere ulaşacak’ dedi. Çocuklarla beraber oynamak istediğinde: ‘bana gel ey mübarek, bana gel’ diyen bir ses işitir, bu sesten korkup heyecanla annesine koşardı.

Yukarıda anlatılan rivayet tamamen İslam hakikatine ve Dünya üzerindeki değişmez yasalara aykırı bir rivayettir. Bu dünyaya ait olmayan bir varlığın bu dünyaya ait olan bir insanla maddi olarak konuştuğu söylenir ve karakterimiz Geylani’nin melekler tarafından korunduğu söylenir. Kur’an’da geleceğin kimse tarafından bilinemeyeceği söylenirken burada melekler Geylani reisin geleceğine yönelik bilgiler verirler. Ayrıca asil aile vurgusu yapılarak Peygamberin soyundan gelenin diğer insanlardan üstün olduğu vurgusu yapılır. Böyle bir anlayışta Kur’an’da Allah tarafından tamamen reddedilerek üstünlüğün davranışlarda olduğu bildirilir.

Geylani’deki olaylar biter mi bitmez. Hz. Muhammedîn soyundan geldiği ve peygamber torunu olduğu için Seyyid lakabıyla anıldığı söylenir. Geylani hayattayken Peygamberin Geylani’yle sık sık görüştüğü rivayet edilir. Yine baktığımızda beşer olan bir peygamberin yeryüzü yasalarını çiğneyerek Geylani ile görüşmesi mümkün değildir.

Tahmin ettiğiniz gibi Geylani tasavvufçudur. Tasavvuf olayına baktığımızda ne tuhaftır ki her tasavvufçunun böyle uçmalı kaçmalı gerçek dışı birçok rivayeti vardır. Asıl üzücü olan ise bugün birçok insanın bu saçmalıklara ve masallara inanıp kendini şeyh ilan eden tüccarların yalanlarına ve uydurmalarına kanmalarıdır. Geylani bugünkü şeyhlerin en babaları olarak bilinir. ‘’ Yetiş Ya Geylani ‘’ sözü bu ünlü karakterimize aittir.

Bu sözü söyledikleri zaman Geylani hemen yanlarında bitiverirmiş ve onları bulundukları zor durumdan hemen kurtarırmış. Bende denedim ama gelen giden yok boşuna denemeyin denemesi bedava buyurun. Şaka bir yana gerçekten bu gibi insanlara gösterilen ilgi ve inanç biraz Allah’a gösterilse şuan ki İslam âlemi çok farklı durumlarda olabilirdi. ‘’Yetiş Ya Geylani’’ deyip oturduğun yerden yardım beklemek yerine bir şeyler için çabalayıp Allah’a dua edilseydi eminim içinden çıkılamayacak zor durum olmazdı.

Tasavvuf deyince olmazsa olmazlardan biri inzivadır. Bu gibi tasavvufçular level atlamak için yıllar boyu bir odaya kapanırlar ve yemek yemeden, su içmeden ve kimse ile konuşmadan yıllarca ölümü beklerler. Geylani reisin de tam 25 yıl böyle kaldığı söylenir. Düşünsenize o 25 yıl evde kapanıp kendine eziyet çektirmek yerine neler yapılabilirdi. Tasavvufçuların genel özelliği dünyayı tamamen gereksiz görüp kendilerine acı ve zulüm çektirerek sözde Allah ile yakınlaşmaktır. Bu düşünceler silsilesi tamamen İslam’a aykırı uydurmalardır. Kuran şöyle der;

Allah’ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez.”

Kasas Suresi 77

İslam’da yeryüzü ahretin tarlasıdır. Yeryüzünde ki yaşamında dünyadaki nimetlerden ve güzelliklerden yararlanırsın ve ahiret yurdu için hayır işlersin. Tasavvufta durum farklıdır tasavvufta bu dünyadan tamamen el ayak çekilmiş ahirete odaklanılmıştır. Bir nevi Nirvana’ya ulaşmak gibi onlarda şeyhliğe, gavslığa falan kendilerine eziyet çektirerek ulaşırlar.

Geylani reisi Google’da arattığınızda birçok uçuk saçık rivayet bulabilirsiniz. Ben yazıyı kısa kesmek için ufak bir özet mahiyetinde anlattım. Şu bir gerçektir;

Geylani gerçekten eğitim ve öğretimini tamamen İslam üzerine kurmuş ve kendini bu yönde donatmıştır ve geliştirmiştir. Haklı olduğu birçok yanı mevcuttur. Ama yukarıda ki rivayetlerde bahsettiğimiz olaylar bunların çok daha ötesindedir. Üzücü olan kısım bu şekilde komik olan rivayetlere günümüzde hala çok yoğun kitlelerin inanarak körü körüne bağlanmasıdır. İslam kendini bir yere yıllarca kapatıp hiçbir şey yapmadan kendine eziyet çektirmek değildir. İslam üretmek, geçinmek, dünya yurdunda nimetlerini aramaktır ve ahiret yurdu için çabalamaktır.

 

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.