Sessiz Gündem: YEMEN – 1

0
710

Yıllardır Suriye ve Irak işgalleri gündemimizde yoğun bir yer tutuyor. Oysa tıpkı Myanmar ve Doğu Türkistan ve daha birçokları gibi çok da gündemimiz de olmayan ancak siyasî ve askerî krizin yanında oldukça büyük bir insanî krizin yaşandığı bir ülke var: Yemen!

Zaman zaman ana haber bültenlerinde yer alsa da, gerek tartışma programlarına konu edinilmemesi gerekse yeterli sıklıkta haber konusu olmaması nedeniyle daha çok internet sitelerinden takip edebiliyoruz Yemen’deki iç savaşı.

Bu yazı serisi, dikkatlerimizi biraz bu ülkeye çekmek amacıyla hazırlandı.

İlk olarak ülke ile ilgili bazı temel ve tarihi bilgilere geçelim.

Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Yemen’in bugünkü nüfusu yaklaşık 30 milyon. Ülkede kişi başına milli gelir 2 bin 500 dolar civarında ve iç savaş nedeniyle ekonomi büyük bir hızla küçülüyor. 2017 yılı itibariyle yüzde 52’sinin elektriğe sahip olmadığı Yemen nüfusunun yüzde 81’i insani yardıma muhtaç durumda yaşıyor.

Yemen’de %1 oranında gayrimüslim nüfus mevcut. Nüfusun yaklaşık %40’ını Zeydiyye mezhebindekiler, %60’ını Şafi Mezhebinden olanlar oluşturuyor. Petrol ve doğalgaz gibi yer altı kaynakları bulunmasına rağmen endüstri yetersizliği nedeniyle bunların ülke ekonomisindeki payı oldukça düşük.

Yemen, Arap toplumları arasında aşiret güçleri en bağlı ülkelerdendir. Ülke nüfusunun %75’i kırsalda yaşamaktadır. Güçlü ve büyük aşiretler ordu ve siyasette büyük etkide bulunmaktadır. Aşiretler arasındaki çatışma, mezhepsel ve dini çatışmalardan daha fazladır.

Allah Resulü’nün (s.a.v.) en yakınındaki sahabelerin birçoğunun vatanı olan Yemen, İslam tarihi açısından da oldukça önemli bir ülkedir. Ebu Hureyre, Ammar b. Yasir, Feyruz b. Deylemi, Ebu Musa el-Eşari gibi birçok sahabe Yemen’lidir. İmam Malik, Yemen asıllı. İmam Şafii’nin annesi Yemenli. İmam Hanbel de uzun bir zaman Yemen’de eğitim görmüştür. Kur’an’da anlatılan birçok kıssanın mekânı da Yemen’dir. Sebe kraliçesi Belkıs’ın ülkesi Ma’rib, başkent San’a’ya üç saat uzaklıktadır. Sebe suresine ismini veren ve kurdukları muazzam baraj yıkılınca, ülkeleri helak olan Sebeliler, Ma’rib’de yaşamışlardır. Yine Hz. Hud, Yemen’deki Ahkaf çöllerinde hâkimiyet kuran Ad kavmine gönderilmiş. Ahkaf, Yemen’in Hadramevt bölgesindedir. Fil Suresi’nde feci akıbeti anlatılan Ebrehe, Yemenlidir. Ayrıca, ismi geçmese de Buruc Suresi’nde zulmünden bahsedilen Himyeri Kralı Zu-Nuvas da Yemen’de hâkimiyet kurmuştur. Yine, Kur’an’da kendilerinden bahsedilen Tubba kavmi, Yemen’de yaşamıştır.

Bu kısa künyeden sonra fazla ansiklopedik bilgiye girmeden, kronolojik olarak ülke tarihine göz atalım:

19. yüzyıl ve öncesi

Rivayetlere göre Yemenlilerin aslı Nuh a.s.’ın çocuklarından Sâm’a bağlanır. Tufandan sonra Nuh a.s. dünyayı çocukları arasında paylaştırdığında, Yemen’in de içinde bulunduğu yeryüzünün orta kısımlarını Sâm’a vermişti. Bunlar doğruluğu tespit edilemeyecek söylentiler olduğundan okuyup geçmek en doğrusu.

Antik dönemlerde Yemen’de kurulmuş olup, tarihi bilinen en eski ve önemli devletler sırasıyla Main, Sebe ve Himyer devletleridir.

Hicret’in 9. yılında, genç sahabe Muaz b. Cebel’in yönetici olarak gönderilmesiyle, bir İslam ülkesi haline gelmiştir. Emeviler ve Abbasiler zamanında da, merkezden atanan bir vali ile yönetilen Yemen, Abbasi Devleti’nin gücünü yitirmeye başlamasıyla, bölgesel güçlerin denetimi altına girmiştir.

1517: Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi esnasında Kahire merkezli Memlük Devleti’nin yıkılmasıyla, Yemen topraklarının büyük bölümü Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresine girdi.

1635: Osmanlı hakimiyeti, Şii Zeydi imamların direnişi karşısında Yemen’in iç bölgelerinde ortadan kalktı; yalnızca izole olmuş sahil bölgelerinde etkisini sürdürdü.

1839: Aden bölgesi, Büyük Britanya’nın egemenliği altına girdi.

1849: Osmanlı Devleti, Yemen’in kuzeyinde hakimiyetini yeniden tesis etti.

20. yüzyıl

1918: Kuzey Yemen’in, Hamidüddîn ailesinden Zeydi İmam Yahya’nın önderliğinde bağımsızlığını ilan etmesiyle bölgedeki Osmanlı varlığı tamamen sona erdi.

1948: İmam Yahya’nın öldürülmesinin ardından oğlu Ahmet Bin Yahya (İmam Ahmet), muhaliflerini bastırarak babasının koltuğuna oturdu.

1962: Ordu darbe ile yönetime el koydu ve “Yemen Arap Cumhuriyeti”nin kuruluşunu ilan etti.

Mısır destekli cumhuriyetçiler ve Suudi Arabistan destekli kralcılar arasında sekiz yıl sürecek iç savaş patlak verdi.

1963: Ulusal Kurtuluş Cephesi (NLF) öncülüğündeki milliyetçiler, Aden ve çevresindeki Britanya kontrolüne karşı silahlı isyan başlattılar.

1967: Aden’i de kapsayan Güney Yemen bölgesi, ‘Güney Yemen Halk Cumhuriyeti’ adıyla bağımsız devlet haline geldi.

Britanya ve Mısır’a ait son askeri birlikler, Yemen’in tamamından çekildi.

1969: NLF’nin Marksist kanadı, Güney Yemen’de iktidarı ele geçirdi.

Ağustos 1970: Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde, dönemin Suudi Kralı Faysal ve Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır arasında, Kuzey Yemen’deki iç savaşı sona erdiren bir anlaşma imzalandı.

Aralık 1970: Güney Yemen’in Sovyet yanlısı yeni yönetimi, ülkenin adını ‘Güney Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti’ olarak değiştirdi. Ülkede hızlı bir kamulaştırma programı başlatıldı. Güney Yemen’in siyasi yapısı Kuzey’e göre daha seküler olsa da, güçlü kabilelerin kendi bölgelerinde hüküm sürdüğü yarı-özerk politik düzen iki ülke için de geçerli idi.

1972: Kuzey ve Güney Yemen sınırında çatışmalar başladı, Arap Birliği’nin aracılığı ile ateşkes sağlandı.

1978: İleride gerçekleşecek birleşmiş Yemen Cumhuriyeti’nin de mimarı olan Mareşal Ali Abdullah Salih, Yemen Arap Cumhuriyeti’nin devlet başkanı oldu.

1979: Kuzey ve Güney Yemen arasında yeniden çatışma çıktı. Bunun üzerine iki ülkenin birleşmesi doğrultusundaki çabalar hızlandırıldı.

Ocak 1986: Güney Yemen’de Devlet Başkanı Ali Nasır Muhammed ile selefi Abdulfettah İsmail arasındaki anlaşmazlık çatışmaya dönüştü. Bir aydan fazla süren çatışmalar sonucu, aralarında İsmail’in de bulunduğu binlerce kişi yaşamını yitirdi. 60 bini aşkın insan, görevinden alınan Ali Nasır ile beraber Kuzey Yemen’e kaçtı.

Şubat 1986: Ülkede yeni bir hükümet kuruldu. Ali Salim Beyd, politbüro tarafından Yemen Sosyalist Partisi Genel Sekreterliği görevine getirildi.

1988: Kuzey ve Güney Yemen arasında sınırlar açıldı, taraflar arasında müzakereler başladı.

1990: Birleşik Yemen Cumhuriyeti kuruldu ve Ali Abdullah Salih, yeni ülkenin devlet başkanı seçildi.

1991: Körfez Savaşı’nda Irak’ın Kuveyt’i işgali esnasında, Güvenlik Konseyi geçici üyesi olan Yemen, Bağdat’a yaptırıma yönelik alınan kararlara destek vermeyince, Körfez ülkeleri San’a ile olan ilişkilerini gözden geçirdiler. Suudi Arabistan ve Kuveyt, Yemen’e yaptıkları ekonomik yardımı durdurma kararı aldı. Riyad, Suudi Arabistan’da çalışan 1 milyon civarındaki Yemenli işçiyi sınır dışı etti. Yemen ekonomisi üzerinde önemli payı bulunan Suudi Arabistan’daki işçilerin gönderdiği paralar kesilirken, Yemen’de zaten yüksek olan işsizlik daha da büyüdü. Bu gelişmeler, birleşme esnasındaki ekonomik beklentiler ile ilgili genel iyimser tutumu kısmen zayıflatmıştır.

1993: Birleşme öncesinde Kuzey ve Güney Yemen’de iktidarda olan partilerin bir araya gelmesiyle bir koalisyon hükümeti kuruldu.

İlk parlamento seçimleri gerçekleştirildi. En çok oyu Devlet Başkanı Abdullah Salih’in partisi Genel Halk Kongresi alırken, Güney Yemen Devleti’nin Yemen Sosyalist Partisi (YSP), gelenekçi ve muhafazakâr Islah Partisi’nin ardından ancak üçüncü parti olabildi. Fakat Ali Salim Beyd’in, seçim sonuçlarını kabul etmeyerek partisinin geçiş hükümeti dönemindeki ayrıcalıklı konumunun devamını istemesi gerginliğe sebep oldu. YSP’nin itirazlarına rağmen, koalisyon hükümeti Genel Halk Kongresi ile Islah Partisi arasında kuruldu.

Beyd, eski Güney Yemen devletinin başkenti Aden’e yerleşti ve Başkan Yardımcılığı için yemin etmek üzere San’a’ya gitmeyi reddetti. Beyd’in yokluğu hükümeti kilitledi ve gerilimi artırdı. Devlet Başkanı Salih ile YSP Başkanı Beyd arasında başlayan karşılıklı suçlamalar, güneydeki kabilelerin içine çekildiği birleşme karşıtı bir harekete yol açtı.

Mayıs 1994: Kuzeyli Devlet Başkanı Salih, ülkede olağanüstü hal ilan etti ve Güneyli Devlet Başkanı Yardımcısı Ali Salim Beyd ile diğer Güneyli hükümet üyelerini görevden aldı.

Beyd, 21 Mayıs’ta Yemen Demokratik Cumhuriyeti adı altında Güney Yemen’in bağımsızlığını ilan etti ve kendisinin de bu yeni cumhuriyetin başkanı olduğunu duyurdu. Ne var ki, Güney uluslararası arenada tanınmadı.

Bütünleşme sürecini tamamlayamamış Kuzey ve Güney Yemen orduları eski sınırlara çekildi ve iç savaş başladı.

Salih iktidarının Körfez krizinde Irak’a olan desteğinden dolayı, Suudi Arabistan ve Kuveyt güneydeki ayrılıkçı harekete destek vermişti.

Temmuz 1994: Kuzey Yemen ordusu Aden’i kontrol altına aldı ve böylelikle iç savaş sona erdi ve birlik yeniden tesis edildi.

İç savaşın ardından, Abdullah Salih iktidarı Yemen’in birliğinin daha otoriter bir yönetim tarzı ile muhafaza edileceğini hesap ederek başkanın yetki alanını genişleten önemli anayasa değişiklikleri yapmaya başladı.

1995: Yemen ile Eritre arasında, Kızıldeniz’deki adaların kontrolü meselesinden dolayı silahlı çatışma yaşandı.

1999: İlk doğrudan başkanlık seçimleri ile Salih, % 96 oranında oy alarak tekrar iktidara geldi.

21. yüzyıl

ABD ile ilişkiler, El Kaide, isyancı Husiler ve Güneyli ayrılıkçılar

2000: Aden Körfezi’nde demirlemiş USS Cole isimli ABD savaş gemisi, 12 Ekim’de bombalı saldırıya uğradı. 17 Amerikan askerinin öldüğü, 38 askerin de yaralandığı saldırının faili olarak Washington daha sonra, Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide örgütünü suçladı.

Şubat 2001: Belediye seçimleri ve halk oylaması sırasında şiddet olayları meydana geldi. Referandumda halk, devlet başkanının yetkilerini genişleten düzenlemeyi kabul etti.

Kasım 2001: 11 Eylül’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ni hedef alan terör saldırılarından bir ay sonra ABD’yi ziyaret eden Abdullah Salih, dönemin Amerikan Başkanı George W. Bush’a, Sana’nın ‘teröre karşı mücadelede’ Washington’ın ortağı olduğunu ifade etti.

Yemen’de El Kaide’ye karşı geniş çaplı operasyonlar gerçekleştirildi.

Temmuz/Ağustos 2004: Kuzey Yemen’de yaşayan Zeydi Husi aşiretinden Hüseyin El Husi, Ali Abdullah Salih hükümetine karşı ayaklandı.

Eylül 2004: Yemen ordusu, Hüseyin El Husi’nin öldürüldüğünü açıkladı.

2005: Hükümet güçleri ile Husi isyancıların çatışmasında 600’den fazla kişi yaşamını yitirdi.

2006: Eylül’de yapılan seçimlerden zaferle çıkan Abdullah Salih, bir dönem daha başkanlık koltuğuna oturma hakkı kazandı.

2007: Husi Hareketi’nin bir sonraki lideri olan Abdulmalik El Husi, hükümetin ateşkes önerisini kabul etti.

2007: Hükümet karşıtı protestolar başladı. Aden’de başlayan gösterilerin görünen sebebi emekli subayların emekli aylıklarının artırılması idi. Hükümetin bu taleplere olumlu cevap ver(e)memesi ve gösterileri sert bir şekilde bastırma yolunu tercih etmesiyle, protestolar Mukalla, Marib, Radfan, Dali, Abyan ve Lahic vilayetlerine yayılmıştır. Göstericiler eski Güney Yemen’in bayrağını sallayıp, birleşmiş Yemen’in bayrağını yırtarak gösterilere devam edince, olaylara ordu müdahale etmeye başladı. Neticede, göstericilerden ölenler olduğu gibi, yüzlercesi de tutuklandı.

Doğu ve güneydeki vilayetlerde başlayan gösterilerde, siyasi ve sosyo-ekonomik eşitlik ve valilerin doğrudan halk tarafından seçilmesi talepleri de duyuluyordu. Yemen’de valileri doğrudan Devlet Başkanı atadığından, il meclislerinin halk tarafından seçilmesinin yerel yönetimler üzerindeki etkisini azaltmaktadır. Fakat ülke genelinde farklı kabilelerin kendi bölgelerinde neredeyse yarı-özerk bir siyasi yapı arz etmesi, iktidarın merkezi kontrolü sağladığı araçlardan vazgeçmesini zorlaştırmaktadır.

Ocak 2008: Ocak ayında Husi milisler ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar yeniden başladı.

Mart/Nisan 2008: Polis, devlet yetkilileri, diplomatlar, yabancı işletmeler ve turizm merkezlerine yönelik bombalı saldırılar gerçekleştirildi.

Eylül 2008: Başkent Sana’daki ABD elçiliği yakınında 17 Eylül’de bir bomba patladı; 18 kişi öldü.

Kasım 2008: Siyasi ve ekonomik reform talepleri ilk kez ciddi boyutlarda gündeme geldi. Sana’da protesto yürüyüşü yapıldı.

2009: Bağımsızlık sloganları atan göstericiler ile Yemen ordusu arasında çatışmalar başladı. Çatışmaların yaşandığı merkezler olarak doğudaki Hadramut ve güneydeki Lahic, Abyan ve Dali vilayetleri öne çıkmaktadır. Bu bölgelerde Güney Yemen’in eski ordu mensupları militer gruplar organize edip, Yemen ordusuna karşı savaşmaya hazırlanmaktadır. Yemen halkının silahlı bir halk oluşu ve ülkenin bölgedeki önemli silah kaçakçılığı güzergâhlarından biri olması; ordu dışındaki sivil grupların hızlı bir şekilde militer yapılanmalar gerçekleştirmesini mümkün kılmaktaydı.

Yemen’in güney vilayetlerindeki ayrılıkçı harekete, önde gelen siyasetçilerinden de destek gelmeye başlamıştı.

Ağustos 2009: Yemen ordusu, Sa’da şehrindeki Husilere operasyon düzenledi. Bölgede yaşayan on binlerce sivil, çatışmalardan zarar görmemek için evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Ekim 2009: Husiler ile Suudi Arabistan güvenlik güçleri arasında, iki ülke sınırı boyunca çatışmalar yaşandı.

Ocak 2010: Salih, şiddetin sona ermesi için El Kaide ile müzakereye hazır olduğunu bildirdi.

Şubat 2010: Hükümet ile Husiler arasında ateşkes imzaladı.

Eylül 2010: Güneyli ayrılıkçılara karşı Yemen ordusu bir harekat gerçekleştirdi.

Ocak 2011: Tunus’ta başlayan ‘Arap Baharı’nın etkisiyle ülkedeki reform yanlısı gösteriler hızlandı.

Mart 2011: Polis, Sana’da protestocuların kurduğu kampa ateş açtı, 50’den fazla gösterici hayatını kaybetti. Bazı sivil ve askeri üst düzey yetkililer muhaliflerin safına geçti. İç savaş uyarısı yapan Salih, ülkede olağanüstü hal ilan etti.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), Salih’in görevden ayrılması ve ülkede şiddetin son bulması için bir teklif sundu. Teklifte, Salih’in görevini bir ay içerisinde yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi’ye bırakması, muhalif parti liderlerinden birinin başkanlığında geçici bir hükümet kurularak iki ay içerisinde seçimlere gidilmesi, Salih ve ailesine yargı dokunulmazlığı tanınması maddeleri yer aldı.

Nisan 2011: Şiddet olayları devam ederken, Salih görevinden ayrılmayacağını duyurdu.

Mayıs 2011: Sana’da güvenlik güçleri ve aşiret üyeleri arasındaki çatışmalarda onlarca kişi yaşamını yitirdi.

Haziran 2011: Başkanlık Sarayı’na düzenlenen roketli saldırıda yaralanan Salih, tedavi olmak üzere Suudi Arabistan’a gitti.

Eylül 2011: Salih tedavi sürecinin ardından Yemen’e geri döndü, kısa bir süre sonra görev devri için yeni şartlar öne sürerek muhalif rakiplerinin seçimde aday olmamasını istedi.

El Kaide’nin önemli liderlerinden Enver Evlaki, Yemen’in Marib Eyaleti’nde ABD tarafından düzenlenen bir operasyonla öldürüldü.

Ekim 2011: Yemen’deki şiddeti kınayan tasarıyı onaylayan BM Güvenlik Konseyi, Salih’e iktidarı bırakma çağrısında bulundu.

Kasım 2011: Devlet Başkanı Salih, KİK’in girişimiyle 23 Kasım 2011’de varılan yetki devri anlaşmasını, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da imzaladı.

Muhaliflerden seçilen bir başbakanın liderliğinde ‘birlik hükümeti’ kuruldu.

Ocak 2012: Salih, ülkeyi yeniden terk ederek Umman’a gitti.

Şubat 2012: Ülkede seçim süreci başladı. Salih’in ayrılmasının ardından geçici olarak yönetimi devralan Mansur Hadi, rakipsiz girdiği seçimler için kampanyasına 7 Şubat’ta resmen başladı. Herak Hareketi olarak adlandırılan bir siyasi örgütlenme oluşturan Güneyli ayrılıkçılar, seçimlerin boykot edilmesi için destekçilerine çağrıda bulundu.

Mansur Hadi, 21 Şubat’ta yapılan seçimleri kazanarak ülkenin yeni devlet başkanı oldu.

Hadi döneminde Yemen

Mart 2012: Yemen parlamentosu, Salih’in yargılanmamasını öngören yasa tasarısını onayladı. Muhalifler ve insan hakları örgütleri, Salih’e dokunulmazlık getiren bu girişime büyük tepki gösterdi.

Mart 2012: Salih, tedavisinin devamı için Umman’dan ayrılarak ABD’ye gitti.

Mart 2012: Hadi göreve geldikten sonra da muhaliflerin gösterisi devam etti. 2 Mart’ta Sana’da yapılan gösteride, Salih’in yakınlarının devlet kurumlarındaki görevlerine son verilmesi talep edildi.

Hadi’nin Yemen parlamentosunda yemin ederek görevine başladığı 9 Mart günü, Başkanlık Sarayı’na saldırı düzenlendi. Binanın girişinde bomba yüklü bir araçla gerçekleştirilen saldırı, 30’a yakın kişinin ölümüne yol açtı. Saldırıyı El Kaide üstlendi.

Nisan 2012: Hadi yoğun tepkiler üzerine, Salih’in devlet kurumlarındaki akrabalarını görevden almaya başladı.

Mayıs 2012: Yemen ordusu, 7 Mayıs’ta El Kaide’nin saldırısına uğradı. Ülkenin güneyinde meydana gelen olayda 30’dan fazla asker hayatını kaybetti.

Yemen’e, yeniden yapılanma ve güvenliğin sağlanması amacıyla, uluslararası bağışçılar tarafından 4 milyar dolarlık yardım yapıldı.

Ülkede gıda sıkıntısı baş göstermesi karşısında hükümet, uluslararası yardımın 190 milyar dolara çıkarılmasını talep etti.

Sana’da ulusal bayram törenleri için prova yapan askerlere, üzerine bomba yerleştirilmiş bir şahıs tarafından saldırı düzenlendi. 101 askerin ölümüyle sonuçlanan ve ülke tarihindeki en kanlı eylemlerden biri olarak kayıtlara geçen saldırının sorumluluğunu, El Kaide ile bağlantılı olduğu düşünülen Ensar El Şeria örgütü üstlendi.

Haziran 2012: Yemen ordusu, El Kaide’nin elindeki üç kritik bölgede kontrolü sağladı.

Eylül 2012: Savunma Bakanı Muhammed Nasır Ahmet, Sana’da bombalı araçla düzenlenen saldırıdan sağ kurtulmayı başardı. Doğrudan Ahmet’in hedef alındığı saldırıda 10’a yakın insan yaşamını yitirdi.

Kasım 2012: Başkent Sana’da görev yapan Suudi Arabistanlı bir diplomata suikast gerçekleştirildi. Polis üniforması giymiş saldırganların diplomatın içinde bulunduğu araca ateş açması sonucu Suudi diplomat ve koruması hayatını kaybetti.

2013-2014: Birçok saldırı ve bombalı eylem yaşandı. Onlarca insan hayatını kaybetti. Husiler, Güneyli ayrılıkçılar ve El-Kaide ile çatışmalar artarak devam etti.

Ocak 2015: Husiler başkent Sana’yı ele geçirdi, Hadi’yi ev hapsine aldı ve beş kişilik bir “Başkanlık Konseyi” oluşturdu.

Özü itibariyle Enserullah hareketi olarak da bilinen ve Hadi hükümetine karşı hareket eden Husiler bir zamanlar kendisine savaş açtıkları, Arap Baharı sonrasında devrilen Salih Abdullah’a bağlı milislerle birlikte mücadele ediyordu.

Şubat 2015: ABD ve İngiltere, Yemen’deki büyükelçiliklerini kapattı ve vatandaşlarına ülkeyi derhal terk etmeleri yönünde çağrıda bulundu. Fransa da elçiliğini kapatacağını duyurdu.

Mart 2015: Husiler, Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur Hadi’nin kaçtığı körfez şehri Aden’e doğru ilerliyordu.

Mart 2015: Suudi Arabistan koalisyon güçleriyle (Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Libya, Ürdün ve Sudan ile istihbarat da dâhil olmak izere lojistik destek veren ABD) birlikte Hadi hükümetine destek için Husilerin kontrolündeki bölgelerde hava harekatına başladı. Suudi uçak koalisyonu Hadi hükümetine ve onun emrindeki HDG (Halk Direnişi Güçleri) ile ortak operasyonlar sürdürüyor. Birçok sivil kayıp yaşandı.

Mart 2015: Suudi Arabistan’ın Yemen operasyonuna Türkiye’den destek, İran’dan tepki.

Türkiye Dışişleri bakanlığının açıklamasından: “Ülkemize Suudi Arabistan tarafından önceden bilgisi verilen askeri harekatı destekliyor; bu harekatın ülkede ortaya çıkan iç savaş ve kaos tehlikesinin önlenmesine ve meşru devlet otoritesinin ihya edilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

Erdoğan “İran bölgeyi adeta domine etmeye çalışmaktadır. Bu durum bizi, Körfez ülkelerini rahatsız etmeye başlamıştır. Buna gerçekten tahammül etmek mümkün değil” dedi.

Nisan 2015: ABD uluslararası koalisyona silah desteğini artırdı.

Nisan 2015: Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Yemen’de ülkenin büyük kısmını ele geçiren Şii Husi hareketine silah ambargosu uygulanması kararı aldı.

Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden Rusya’nın çekimser kaldığı oylamada, Husilerin lideri Abdülmelik el Husi’nin de kara listeye alınması kararlaştırıldı.

Kara listeye alınan diğer isimler arasında 2012’de Arap baharı ayaklanmaları sırasında devrilen ve Husilere destek verdiği iddia edilen eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ve oğlu da var.

Nisan 2015: Türkiye ve İran, Yemen için işbirliği konusunda anlaştı

Haziran 2015: UNICEF: Yemen halkının %80’i insani yardıma muhtaç. Özellikle temiz suya ulaşım zorlaştığından binlerce insan, salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor.

Kasım 2015: Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Başbakanı Halid Bahhah, tarafların ciddi ve samimi olması şartıyla hükümetin barışa hazır olduğunu söyledi

2016: Yıl boyunca birçok çatışma, intihar saldırısı ve bombalama yaşandı. Koalisyon tarafından hastaneler, okullar ve sivilleri hedef alan, yüzlerce kişinin öldüğü saldırılar yaşandı.

Yemen’deki El Kaide örgütü, Husiler’in etkinliğini arttırmasıyla daha da büyümeye başladı. Çünkü Husilere karşı olan Sünni aşiretlerin belli bir kısmı, El Kaide’ye destek vermeye başladı.

Nisan 2016: El-Kaide’nin Yemen’deki yapılanması “Ensaru’ş Şeria”nın elinde olan Hadramevt vilayetinin merkezi Mukella, Yemen Hükümeti tarafından ele geçirildi.

Aralık 2016: Suudi Arabistan, Yemen’de misket bombası kullandığını doğruladı.

Aralık 2016: Yemen’de sivilleri vuran Suudi pilotları İngiltere eğitiyor.

Aralık 2016: Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin, Husiler tarafından Yemen’den Suudi Arabistan’a atılan füzeyi Mekke’ye 65 kilometre mesafedeki bir bölgede imha ettiği belirtildi.

Yemen’deki Husi Ensarullah hareketinden Ali Al-Omrani, Mekke’ye füze attıkları yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

“Biz, Cidde’deki Kral Abdülaziz Havaalanı’na füze fırlattık ve hedef başarıyla vuruldu” diye devam eden Al-Omrani, dolayısıyla Suudi Arabistan’ın Mekke üzerinde füze imha etmediğinin altını çizdi.

Aralık 2017: Husiler, Hadi hükümetine karşı beraber mücadele verdikleri ancak son zamanlarda Riyad’la anlaşan devrik lider Ali Abdullah Salih’i öldürdü. Sürekli saf değiştirme taktiği bu kez ters tepen Salih, 2012’de biten 33 yıllık iktidarını ‘yılanların başları üzerinde dans etmek’ diye nitelemişti.

Husilerin Ensarullah Hareketi’nin lideri Abdülmalik el Husi, Salih’i öldürmelerinin, iktidara geldiklerinden beri Yemen’e saldıran ‘Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı kazandıkları bir zafer olduğunu öne sürdü. Ensarullah Hareketi’nin ülkenin cumhuriyet sistemini koruyacağını ve Salih’in partisine karşı kan davası başlatmayacağını vaat edip ”Yemen Milli Kongresi ve üyeleriyle bir derdimiz yok” dedi.

Aralık 2017:  Tahran Husiler’e doğrudan askeri yardımda bulunmadığını söylüyor. Birleşmiş Milletler’in bir raporunda ise Husiler’in geçen ay Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a attığı balistik füzenin İran’da tasarlandığı ve yapıldığı öne sürülmüştü.

Aralık 2017: Saldırıların hedefleri ve yerlerine ilişkin bilgileri toplayan Yemen Data Project’in (YDP) 26 Mart 2015’ten 15 Aralık 2017’ye kadar topladığı verilere göre, Suudi Arabistan öncülüğündeki uluslararası koalisyon Yemen’e her ay ortalama olarak 474 saldırı düzenledi. Ülkeye ciddi hasar veren ve çok sayıda sivilin ölümüne yol açan kaydedilmiş hava operasyonlarının toplam sayısı ise 15489.

 

Koalisyon Yemen’de hava saldırılarının yaklaşık üçte birini sivil hedeflere düzenledi. Bombalanan sivil yerler: çiftlikler, pazar yerleri, elektrik ve su şebekesi konumları, sağlık tesisleri ve gıda depolama alanları oluşturuyor. Bu veriler, Yemen’deki açlık krizi ve kolera salgınının sebepleri ve sorumluları hakkında da önemli bilgiler sunuyor.

Dünya Sağlık Örgütü, Yemen’de çatışmaların başladığı Mart 2015’ten 15 Ağustos 2017’ye kadar geçen sürede 8300 kişiden fazla insanın hayatını kaybettiğini, yaklaşık 48000 kişinin ise yaralandığını bildirdi. Sağlık kuruluşlarından elde edilen resmi sayının (salgın hastalık ve yaralı olarak gelenlerin ölümüyle) bunun daha üzerinde olabileceği ifade ediliyor.  İç savaş nedeniyle 2 milyondan fazla insan evini terk etmek zorunda kaldı. Ülkede yayılan salgın hastalıklardan 900 bin kişi etkilendi. 7 milyon insan açlık sınırında ve 21 milyon kişi insani yardıma muhtaç. Kızılhaç Komitesi Başkanı Peter Maurer, Yemen’deki durumu “insan eliyle üretilmiş bir felaket” şeklinde tanımlamış ve durumun günden güne kötüleştiğini vurgulamıştır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ülkenin meşru hükümetinin hâlâ Abdurabbu Mansur Hadi yönetimi olduğunu söylüyor.


Not: Bir sonraki yazımız Husiler’in ortaya çıkışı, Amerika-İsrail, Suudi Arabistan ve İran’ın iç savaştaki konumu ve Yemen’in neden paylaşılamadığı hakkında olacaktır.

Kaynaklar: BBC, Sputniknews, Stratejik ortak, Anadolu Ajansı, El-Cezire, Bilgesam , Yemen Data ProjectHaber 7

Fotoğraf: Michele Falzone/Alamy

Harita: RiskIntelligence