Siz Hiç Ekmeğini Dinden Kazanan Peygamber Gördünüz mü ?

0
1529

Zihnim yine karman çorman. Bir boks müsabakasında onlarca yumruğu suratıma yemiş kadar sersemim. Neler oluyor diye zihnim sürekli sorular soruyor.

Derdim yine hocalar ve cemaatler… Neler oluyor arkadaşlar? Gün geçmiyor ki bir hoca bir yerde, bir de Allah adına ağzı köpüre köpüre zırvalamasın. Her gün şiddet, cinayet haberlerinden dolayı üzüntü içindeyken adını hoca koyan bir deli erkeğin karısını dövmesinin hak olduğundan bahsetsin. Bir de utanmadan Allah adına konuşuyorum desin. Bu ne demek biliyor musunuz? Her tür zırvalığımı Allah’ın otoritesine dayandırıyorum diyor ve her tür eleştiri, karşı çıkışın önünü kapatıyor. Hiç kimsenin, hiçbir yaratılmışın Allah adına konuşma hakkı yoktur. Kendi adına konuş, fikrini söyle ama Allah adına asla. Bir dönün bakın bakalım tüm Ortadoğu’ya… Allah adına konuşanları ve Allah adına birbirini doğrayanları göreceksiniz. İsrail, Myanmar, Suriye, Afganistan…Daha sayayım mı?
Bu insanlar Allah adına konuşma cesaretini nereden alıyorlar. Eğer çıkıp gür bir sedayla “vallahi bu adamlar ya delidir ya da Allah adına yalan konuşan sahtekarlardır” demezsek hepimiz vebal altındayız. Dine mesafeli olanın, ya da eşinden, annesinden, babasından şiddet gören bir insanın kulağına nasıl gidiyordur bu sözler. Hiç düşündünüz mü? Dinle ilgili biraz kaygısı olan insanın Kur’an-ı Kerim’de ki şu ayeti dillendirmesi lazım. ”Allah adına iftira atanlardan daha zalim kim olabilir”.

Merak ettiğim bir diğer konu Diyanet İşleri’nin bu ülkede ne iş yaptığı? Ne bir açıklama getiriyor, ne bir yaptırım uyguluyor. Tam denetimsiz din anlatımı var.
Denetimsiz olan kurumlardan birisi de, cemaatler. Söze şöyle başlamak istiyorum.
Bana bir tane peygamber adı verebilir misiniz, ekmeğini din anlatmaktan kazanan? Yok. Hepsinin bir mesleği, rızıklarını kazandıkları bir işi var. Onun yanında sorumluluk sahibi bir insan olarak peygamberlik yapmışlar. İnsanlara doğruyu, güzeli anlatmışlar.

Şimdi buradan yola çıkarak diyorum ki cemaatler varlıklarını nereden alıyorlar. Tüm varlıklarını topladıkları zekattan, sadakadan, hayır paralarından, kurbandan alıyorlar. Gelin Kur’an-ı Kerim’e bakalım. Bu paralar kimin hakkıymış. Fakirlerin, düşkünlerin, yolda kalmışların, Allah için cihad edenlerin, kölelerin, borçluların.

Hiç bir yardım kuruluşunun bünyesinde çalıştınız mı? Kıt kanaat bütçesiyle zar zor döner çarkı. Halbuki o para fakirin, yetimin, evinden yurdundan olmuşun hakkıydı. Şimdi sen sırf din anlatıyorsun diye nasıl senin olur? Orta Çağ Avrupa’sının kiliselerinden, rahiplerinden ne farkımız kalır.
Her yere merkezler açıyorlar. Küçücük çocukları evlerinden, ailelerinden ayırıp devşirme yapıyorlar. Çocukların aileleriyle bağı kalmıyor. Milletleriyle bağı kalmıyor. Dışarıda ki dünyayı tanımıyorlar. Dini eğitim veriyoruz diyorlar ama sadece belli ayetlerin ezberlenmesi, Kur’an’ı yüzünden okuma, biraz hadis, bolca menkıbe öğretiyorlar. İlimle bilimle zerre bağları olmuyor. Yıllar sonra orada büyüyen çocuk, ekmeğini de oradan kazanmaya başlayınca elinde irade fonksiyonlarını kaybetmiş canlılar kalıyor. Siz bunun adına din eğitimimi diyorsunuz? Oturup konuştuğunuzda Allah’ın haram kıldığı şeyler nelerdir dediğinizde bilmediklerini görüyorsunuz.

Hani bizim günah keçimiz var ya, Yahudi lobisi, Siyonizm falan. Onları yerinde olsam Türkiye’deki cemaatleri besler, büyütürüm. Eee zamanı gelince etinden, sütünden. Sonuçta dönüp dolaşıp gideceğimiz yer kürkçü dükkanı. Hastalansak ilacı bunlar üretir. Savaşsak silahı onlar üretir. Ülkenin akıllılarını toplar; bilimi onlar üretir. Teknoloji onun elinde. Bu çarkın kırılmaması için daha doğrusu hızlı çalışması için bunlara daha iyisi bulunamazdı.

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.