Kuranda muttaki’ler için vaat edilen cennet ve kafirler için vaat edilen cehennemin birtakım özellikleri vardır.

“İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır. (RAHMAN/50)”

“Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır. (MÜRSELAT/41)”

“(Bu cennetler) yemyeşildirler. (RAHMAN/64)”

“Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.

Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

Beğendikleri meyvalar,

Canlarının çektiği kuş etleri, (VAKİ’A/18-21)”

 

“Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının. (AL-İ İMRAN/131)”

“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar. (NİSA/10)”

“Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.

Ki ne serindir, ne de faydalı. (VAKİ’A/43-44)”

“Bir de bunlara demirden kamçılar vardır. (HAC/21)”

 

Yukarıda görüldüğü gibi cennet ve cehennem manzaraları Kuran da (fazlasıyla beraber özetle) bu şekilde anlatılmıştır.
Not: Daha detaylı bilgi sahibi olmak isteyenlerin cennet ve cehennemle ilgili tüm ayetleri okumaları tavsiye edilir.

Bu ayetlerde benim dikkatimi çeken nokta şu ki; Kuran cennet ve cehennem tasviri yaparken ilk dönem insanlarının algı ve bilinçlerine göre bir cennet/cehennem tarifi ve tasviri yapıyor. Yukarıda anlatılanlar elbette var ama cennetin ve cehennemin sınırsızlığı karşısında çok küçük bir nokta gibiler. O dönemin insanları sıcak bir coğrafyada yaşadıkları için sıcağın ne denli bunaltıcı olduğunu bizzat yaşadıklarından ötürü  biliyorlar. İşte Kur’an bu bilinci dikkate alarak cehennemin “ateş azabı”nı, cennetin ise “serin ve altlarından şırıl şırıl ırmaklar akan” yönünü kullanıyor. Yahut dönemin insanları çöl ikliminde yaşadıklarından ötürü bu iklimin sıkıntılarını yine çok iyi bildikleri için, Kur’an cehennem tarifi yaparken de çöldeki sıkıntı veren dikenli bitkilerden örnekler veriyor ve cennet tasviri yaparken de çöl ikliminin aksine yemyeşil bir iklim ve coğrafyayı insanların aklına getiriyor. Buradaki amaç tamamen muhatabının mesajı daha iyi kavrayabilmesidir.

Söz gelimi sel felaketi yaşayan bir insan için cennet tasviri ırmaktan çok daha farklı ve geniş olabilir. Yahut sıcağa nispetle soğuktan daha çok etkilenen bir insanın azabı ateş yerine dondurucu bir soğuk olabilir.

Çölde yaşayan bir insan ile deniz kenarında yaşayan bir insanın “ırmak” kelimesine yüklediği anlam da yine oldukça farklı olabilir.

İşte bu noktada şu ayet dikkatimizi çekiyor “Kendileri için orada diledikleri her şey vardır.”

Bu ayet ise cennetteki mükafatların da cehennemdeki azapların da anlatılanların dahi ötesinde sınırsızlığa sahip olduğunu gösteriyor. İnsanın cennetinin ve cehenneminin tasviri, yine insanın gönlüne ve zihnine bırakılıyor. Kur’an da anlatılan cennet ve cehennem, insana sunulacak cennet ve cehennemin yalnızca küçük bir parçasıdır. Onların kalplerinin temizliği kendi cennetlerini, kirliliği kendi cehennemlerini oluşturmada büyük rol oynayacaktır. Bu bahaneyle tekrarlayalım; insanın sevdikleri onun cenneti, insanın nefret ettikleri onun cehennemi olacaktır.

 

Müslüm Zunluoğlu

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.