İSLAMDA KADININ YERİ / İSLAMIN ÇOK EŞLİLİĞE BAKIŞI

0
982

İslam dininde kadın çok önemli bir yer tutmaktadır. Kız çocukları Cahiliye Arap toplumunda diri diri gömülüp ölüme mahkum edilirken onları bu noktadan alıp (annelikle beraber) cennetin ayaklarına serilebileceği bir noktaya taşıyan İslamdır. Kendi öz kızını toprağa gömen bireyleri adalet timsali bir birey haline getiren; kadınları hor görülen bir konumdan neslin kurtarıcısı ve ıslah edicisi konumuna yükselten de yine İslamdır.

 

Bu adımlarla açıkça görülür ki Kur’an yeni bir toplum inşa etme çabası içindedir. Maddiyatı tanrılarının önüne veya arasına geçirip bu cahiliye düzeninde boğulan insanlara yeni bir ahlak bilinci, yeni bir hayat düzeni sunar. Zaten tüm kavga toplumun, değişimi Allah’ın istediği şekliyle kabul edip etmemesi kavgasıdır. Ve doğal olarak bu toplumsal değişmenin bir parçasında da (büyük bir parçasında) kadın vardır.

 

İşte Kuran bu noktada kadının meta olarak görülmesini tasvip etmez ve mensuplarına kadına değer vermeleri gerektiği bilincini aşılar. Kadını değer üreten, nesil yetiştiren saygı duyulası birey olarak görür. İslam’ın kadına biçtiği değer, onu cahiliyenin karanlık sokaklarından alıp yeryüzünü terbiye edici bir mürebbiyeye taşımasıdır. Sonuç itibariyle ister erkek ister kadın yeryüzünde iyi veya kötü her insan, bir kadının evladıdır. Neşet Ertaş’ın ”kadın insandır, biz erkekler ise insanoğlu” sözü, sanatçı gözüyle ibretlik bir tespittir.

 

Ancak burada analiz edilmesi gereken kritik bir nokta vardır. Kur’an kadının birden çok erkekle evliliğine müsaade eder mi, buna Kuranın yaklaşımı nasıldır? Bugünkü yazımızın çok önemli bir parçası da budur.

 

Evet, Kuranda böyle bir konuda erkeğe 4 eşle evlenebilmesi noktasında bir müsaade bulunduğu söylenebilir. Ancak bunun sosyolojik yönden incelenmemesi, meseleyi çok büyük bir eksiklikle analiz etmemize neden olur ki bu da bizi doğru bir sonuca götürmekten oldukça uzaktır.
Çoğu zaman atladığımız sosyolojik/toplumsal olgu ise şudur. İslam’ın verdiği 4 eşle evlilik ruhsatı dönemin toplumunda incelendiğinde “sınırsız”dan 4’e indirgemedir. Nitekim o dönemde erkeklerin onlarca eşinin olduğu bilinen bir gerçektir. İslam’ın gelmesiyle bu sayı önce 4’e indirilir, sonra aşamalı şekilde tek eşliliğe teşvik edilir.

  … Eğer hanımlarınız arasında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, sadece bir tane ile yetinin…” (Nisa, 4/3)

 

Aşama aşama azaltarak ortadan kaldırma üzerine dayanan bu metot toplumda yer edinen kritik meseleler için de kullanılmıştır. Yani bunun tek örneği çok eşlilik değildir. İçki gibi zararlı alışkanlıklar ve cariyelik/kölelik müessesesi için de önce azaltma, sonra ortadan kaldırma veya ortadan kaldırmaya teşvik etme yöntemi uygulanmıştır. İçki de cariyelik/kölelik kurumu da dönemin toplumunda “yer edinen” önemli alışkanlıklardandı. Ve Kuran, hiçbir surette indiği çağı ve toplumu göz ardı edemezdi. İndiği çağı göz ardı edip onlara hitap edemeyen bir kitabın bugüne vereceği bir mesajı da kalmazdı. Esasında toplumu Allah’ın istediği yönde değiştirme düşüncesinde hareket edilirken onların örfü ve bu örfün temel değer yargıları hiçbir şekilde birdenbire devre dışı bırakılamazdı.

 

Bugün genellikle atladığımız nokta işte budur. Kuran çok eşliliği 1’den 4’e çıkarmamıştı; sınırsızdan 4’e indirip sonra da tek eşliliğe yönlendirmişti. Çünkü bu tür kritik toplumsal alışkanlıklar (yukarda örneğini verdiğimiz içki vb meseleleri de dahil) bir anda bırakılamayacak kadar sorunludur. Bir toplumu değiştirirken de aşama aşama onları yetiştirmeye, değiştirmeye çalışmak onları toptan bir anda yetiştirip değiştirmekten çok daha kolay ve yapılması uygun olandır.

 

Selam ve dua ile..

 

Müslüm ZUNLUOĞLU

 

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.