Hangi tarafımız daha çok kan ağlamakta ?

0
695

Tarihler 2003 Mart ayını gösterirken Bağdat’tan bombardıman sesleri yükseldi. Kimilerine göre demokrasi gelecekti, kimilerine göre ise yeni katliamların başlangıcıydı bu sesler. Amerika’nın Irak’a girmesinin üstünden 15 yıla yakın zaman geçti, ama hala Bağdatta ve Irak’ın birçok yerinde bomba sesleri bitmedi. Geride ise Bağdat’ıyla Musul’uyla Kerkük’üyle Necef’iyle Felluce’siyle yıkılmış, bitap Irak kaldı. Hala Irak denildiğinde aklıma gelen iki şey var. Yerel halkın Saddam keşke gitmeseydi sözleri, birde  geçenlerde Irak’lı tarihi eser uzmanının Berlin de, Irak konulu sergisin de, ”çaldırlar seni ey Irak” diye bağırması.

Yine bir Mart klasiği: 2011 Mart’ında Suriye de iç savaş patlak verdi. Savaş henüz bitmiş değil. Ama hayatını kaybeden binlerce insan ve kadim medeniyet suriye için herşey bitti. Göç edenler için ihtilaf bitti ancak Suriye de kalanlar için hala ihtilafa düşecek o kadar çok konu var ki. Artık Suriyeden geride yıkık dökük bir Halep çarşısı, kuşların bile uçmadığı lazkiye sahili kaldı. İlmin merkezi denilecek Şam  mı ? kalmadı, o da artık yok !…

Filistin konusuna tarihsel baz da çok derine gitmeye gerek yok. 1947 den itibaren kan, gözyaşı ve barut kokusu bir türlü bitmedi. Yerel halk uzunca süredir sinonist zalimlerin zulmü ile inlemekte. Hayatını kaybeden binler de, kültürel miras da ilgi çekici olmadı hiç. Şeyh Ahmed Yasin’in bir duası vardı bilirmisiniz ? Allah’ım ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum.

Yakın tarihte Irak, Suriye, Filistin derken buralara üzülürken, Ortadoğu da kan gövdeyi götürürken ve daha bir çok belde kan ağlarken, bizimle ve düşünce dünyamızla alay eden müslümanlığı ve kutsal beldeleri ticari bir araç olarak gören, vahhabiliğe binlerce atıfta bulunup Abdul Vahhab’ın tevhid mücadelesine leke süren, radikalizmin bir dönem savunucusu olan şimdilerde ılımlı islam algısı devşirmeye çalışan emperyalizmin uşaklarına ne demeli ? Rüzgara göre yön alan dini retorikleri emparyalisterin ayaklarının altına seren, kendilerince İslam’a radikal, ılımlı diye bir sınıflandırma getiren, rahat yerlerinde, dev gökdelenlerinde yaz turizmi koordine ederek güya fetva veren Dubai ya da Birleşik Arap Emirliklerine ne demeli ? Yanı başında ki Yemen’e yardım etmek şöyle dursun açlığa, sefalete, bombardımana sürükleyen Hacc’ı, Umre’yi ticari kaynak olarak revize eden, kıblegah’ı secdegah’tan çıkarıp rant mekanizması haline getiren Suudi Arabistan’a ne demeli?

Herkesin Irak, Suriye, Filistin, Yemen ile ilgili bir fikri bir düşücesi varken SUUD yada BAE için bir fikriniz var mı ?
Bazen bir cümle koca konferansa bedel olur. Ben diyorum ki, Ebu Leheb öldü ama Leheb’lik ölmedi. Ey SUUD ey BAE bu denli celladınıza aşık olmak neyin nesi, artık düşün bu ümmetin yakasından yararınız yok besbelli, ama elinizi eteğinizi çekinde zararınız da olmasın artık.

Bilge kral Aliya İzzetbegoviç demişti ki ”Ve herşey bittiğin de hatırlayacağımız düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacak.” Onlar sessiz de kalmadılar sevgili Aliya, sessiz kalsalar dost diyecektim. Artık tüm zarar emperyalizmin Ortadoğu uşaklarından geliyor. Ve soruyorum hangi tarafımız daha çok kan ağlamakta ?

Selam ve dua ile…

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.