KUR’AN’DA KAZA NAMAZI VAR MIDIR ?

0
4873

SALAT/NAMAZ ; Müminlerin her gün belirli aralıklarda, kendisinden başka ilah olmayan ALLAH’a yapmış oldukları ibadet biçimidir. Biz burada namazın/salatın “KAZA” kavramı hakkında bahsetmek istiyoruz.

OKUDUĞUMUZ BAZI KİTAPLARDA YAZARLAR GEÇMİŞ NAMAZLARLA İLGİLİ ŞÖYLE YORUM YAPIYORLAR;

“Eğer kişi günahkar bir hayat yaşamışsa ve tövbe edip dine dönerse, geçmiş namaz borçlarını kaza etmeli yani tamamlamalıdır “

BÖYLE BİR FETVAYI HANGİ KAYNAĞA DAYANARAK SÖYLEYEBİLİYORLAR ?

İslam’ın en güzel sözü olan KUR’AN`ın neresinde yazıyor ?

“ALLAH sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. ” (Zümer Suresi 23. ayet). Zira kaza edilecek bir ibadet örneği varsa o da, KUR’AN`a göre, oruçtur:

BAKARA SURESİ 185. AYET’DE

Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren KUR’AN, onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. ALLAH sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için ALLAH`ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır. (AYRICA BK. 184. AYET)

ŞİMDİ NAMAZLA İLGİLİ KUR’AN’DA KAZA NAMAZI VAR MIDIR? GELİN BİRLİKTE DÜŞÜNELİM;

Yok. Elbette kişi, mesela öğle namazını 3-5 saat geçirmişse onu ikindi ile CEM edebilir ama geçmiş namazlar topyekün bir “KAZA” kavramı ile kılınmayan namazları karşılamaz. KUR’AN’ın büyük bir hassasiyetiyle üzerinde durduğu namaz, kaza kavramından sıyrılarak “AN” için ne kadar önemli bir ibadet biçimi olduğunu anlatmaktadır.

ŞİMDİ GERÇEKÇİ HESAP YAPALIM; Bir insan 40 yaşında tövbekar olsa, 18 yaşında tam ergen olduğunu saysak, bu insanın 22 yıllık namaz borcu var demektir ki, bu da tam 40150 (Kırk bin yüz elli) rekat namaz eder!… Şimdi bu insan bu kadar rekatı nasıl tamamlayacaktır? Artık 60 yaşında aklı başına gelip hidayeti bulmuş ve tövbe edecek olan birini varın siz düşünün!… Ayrıca, geçmiş zaman geçmiştir, bu insanın mesela 1975 yılının bir öğle namazına niyet ederek kılacağı namazı ne zaman kılacak, elbette şu zamanda yani 2009`da kılacak. Bu nedenle kılınan namaz hep “BU AN`ın” namazı olacaktır.

Şimdi devam edelim, KUR’AN’a göre geçmişten bir namaz veya başka bir ibadet borcunun nasıl affedileceğine bir bakalım ;

(ENFÂL SURESİ 38. AYET)

” Küfre sapanlara söyle: “Eğer son verirlerse eskide kalmış olan, kendileri için affedilir….”

İbadet olarak kafirlerden daha borçlu kim vardır ? Oysa ki bizzat kafirler için ALLAH, onları tövbe etmeleri halinde affedeceğini söylüyor. “Geçmişte kalan kendileri için affedilir” diyerek. Kafirlikten Müslümanlığa geçen birine haklı olarak geçmiş günahlarından ve geçmişte yapması gereken ibadetlerden arınması sağlanırken, müslüman doğmasına rağmen o veya bu şekilde ibadetlerini ciddiye almayan birinin ” TÖVBE ETMESİYLE ” neden geçmiş ibadetlerinden arınmasın ?…

Ve gördüğümüz gibi 22 yıllık bir namaz, 40 bin rekat etmekte. (60 yaşındaysa 80 bin rekat!) TV`de, kitaplarda bu yorumu yapan din adamları bunu hangi kaynağa dayanarak yapıyorlar da insanlara yük getirerek, zaten bir şekilde tembellik ve ihmalinden dolayı yapmadığı ibadetlerden dolayı insanı zorlayarak dinden soğutuyorlar!…

BURADA HEMEN BİR DİĞER AYET’E BAKALIM;

(NİSA SURESİ 28. AYET) ;

“ALLAH size hafiflik getirmek istiyor. Çünkü insan çok zayıf yaratılmıştır.”

Görüldüğü gibi, ALLAH Bakara 185`te de geçtiği gibi, insana kolaylık getirmek istiyor. Oysa bazı din adamları insanın sırtına hem adeta yük üstüne yük bindirip dinden soğutuyor, hem de dinden olmayan rivayetlerle… Geçmişten bir borç gelse bile , bunun asıl ilacını ALLAH “TÖVBE” olarak belirlemiştir :

(NİSA SURESİ 26. AYET) ; ALLAH size açık-seçik bildirmek istiyor. Sizi, sizden öncekilerin yol ve yöntemlerinden haberdar ediyor. Size tövbe nasip ediyor. ALLAH her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir… ALLAH sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlarsa sizin büyük bir sapışla sapmanızı isterler…

Görüldüğü gibi ayetler çok açık, ALLAH insana tövbe nasip etmiştir. Bu da, gerçekten “TÖVBE EDEN” için, geçmişte yaptığı günahlar affedilir, geçmişten bir ibadet, zekat, oruç vs. borcu da gelmez.

Zaten bu, hayatın mantığına aykırdır. Hangimizin ameli tam ki ? …

Bir de geçmişten borç gelse buna insana nasıl güç yetirir!..

Az önceki insan örneğine gidersek, 22 yıllık oruç borcu olsa 22 ay (660 gün)oruç tutması gerek, vermediği zekatları toplasak belki de iflas eder…

ALLAH insana tövbe nasip etmiştir, gerçek bir tövbe geçmişi affettirir, bir borç unsuru da gelmez! Ayrıca tövbe etmese bile, şirk hariç tüm günahlar affedilebilir :

(NİSA SURESİ 116. AYET);

ALLAH, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. ALLAH`a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.

(ZÜMER SURESİ 53. AYET)

De ki: “Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! ALLAH`ın rahmetinden ümit kesmeyin! ALLAH, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafûr, mutlak Rahîm`dir.

KUR’AN`ın ilk emri “OKU” dur ve KUR’AN okumak da farzdır, ibadettir. Ama ALLAH orada da kolaylık sunuyor, bakın nasıl:

 

,

Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. ALLAH, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O halde KUR’AN`dan, kolay geleni okuyun.

Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp ALLAH`ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da ALLAH yolunda çarpışacaklarını bildi. O halde KUR’AN`dan, kolay geleni okuyun! (…..)

Bakın her insan sözelci değildir, okumayı sevmeyebilir. Birisi günde bir kitap bitirebilirken bir başkasına bir paragraf okumak bile ağır gelebilir. Herkes okumayı sevmez. Ayette de zaten “kiminiz hasta olur, kiminiz savaşta çarpışır, yani okumaya imkan bulamaz, o halde KUR’AN`dan kolayınıza geleni okuyun” demiştir. Zaten KUR’AN, parça parça, ayet ayettir ve bu bir okuma kolaylığı getirir. Eğer Bakara suresi gibi büyük bir sureyi okumak ağır gelirse küçük sureleri (Asr, Nasr, Felak, Nas… ) oku. Bu daha kolaydır.

Ayette önce, (şahsi olarak Peygamberimize) “geceninin bir kısmını ayakta yani ibadetle” geçir deniliyor. Ama bir çok insanın tüm geceyi kuşatamayacağı yani gece kalkıp ibadet edemeyeceği de bir gerçek olduğu için ayet sonundan ne diyor: “Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. ” Yani ALLAH, bazılarımızın KUR’AN`ın tamamını kuşatamayacağını yani okuyamayacağımızı, yine bazılarının tüm geceyi ibadetle geçiremeyeceğini bildiğinden, “BUNLAR BORCUNUZDUR” dememiş, “Size tövbe yani af dilenip bağışlanma nasip ediyorum” demiştir.

ÖZETLERSEK: Din adamları, geçmişten namaz borcu gelir, bunun ödenmesi gerekir diyerek din işini insana çok zorlaştırmakta, KUR’AN`da olmayan bir dayatma yaparak sorumlu olmaktadırlar. Sırf bu yorumları nedeniyle belki de bir çok kişi dinden soğudu, o kadar namazı nasıl kılarım deyip suçluluk duydu, belki günahkar bir piskolojiyle hayatına devam etti. Lakin bu bilinçte olup, temiz bir “tövbe’nin ardından kişi istediği kadar nafile ibadet yapabilir. Yapacağı her ibadet geçmişi için değil, geleceği için olacaktır.

konuyla alakalı tüm rivatetleri incelediğinizde yukarıdaki başlığımıza sizlerin cevap bulacağını düşünüyoruz bu rivayetlerin bir kaçını incelediğimizde dahi çeşitli fikir ayrılıklarrından söz etmek mümkün mesela …

İbni Teymiye, (Özürlü ve özürsüz terk edilen namazları kaza etmek gerekmez) diyor.

(Mecmu-ul-Fetava 12/106.)

(Bir namazı vaktinde kılmayı unutan, hatırlayınca kılsın. Unutulan namazın bundan başka kefareti yoktur.)

[Tirmizi, Ebu Davud, Nesai]

(Namaz terk edenin, diğer ibadetlerini Allahü teâlâ kabul etmez.)

[İsfehani, Ebu Nuaym]

(Farz namazı kasten terk eden kâfirdir.)

[Taberani]

(Ramazanda bir gün oruç tutmayan, onun yerine bütün yıl oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz)

[Tirmizi]

Bir kez daha belirtmek istiyoruz ki hangi namazların farz olduğu KURAN’dan çıkar.

Farz namazlar ALLAH ‘ın bizi belli vakit dilimi içinde her gün kılmaya mecbur ettiği namazlardır. KUR’AN, Nisa Suresi 103. ayette bize namazın vakitli farz olduğunu, Mearic Suresi 23. ayette bu farzın hayat boyu sürekli gözetilmesi gerektiğini söylemektedir. KURAN’da kaza namazı diye bir kavram yoktur. Namazı kılmayan, kaçıran ALLAH’a bunun için tövbe eder, daha sonra titiz bir şekilde namazlarını kılmaya devam eder

Bizim bu yazıdaki amacımız namazın farzını, farz olmayandan ayırmaktır. ALLAH’ı anmak, hatırlamak için kılınan her namaz makbuldür. Namaz günde beş vakit de kılınır, on vakit de kılınır, kırk vakit de kılınır. Namazın FARZ olan vakitleri bize mecbur olduğumuz alt sınırı belirtir, üst sınır ise serbesttir

Eğer KURAN’dan namazın farzlarını anlama yerine, şahısların hareketlerinden farzları anlamaya kalksaydık, o zaman karşımıza evvabin namazı, kuşluk namazı, küsuf namazı gibi bir sürü ilave namazlar daha çıkardı. Sonuçta her konuda olduğu gibi namazda da KURAN’da ne yazıyorsa DİN YANLIZCA ODUR.ALLAH kitabında hiçbir eksiklik bırakmamıştır.

Lütfen KUR’AN`ı dikkatli okuyunuz, dininizi KUR’AN`da olmayan uydurmalara teslim edip de kendinize zorluk çıkarmayınız ve yanlışa düşmeyiniz.

Eleştiri yapacak olanlar da lütfen ayetlere dayanarak eleştiri yapmaya çalışsınlar. Kaynak seçiminde hedef şaşırmadan, ALLAH’ın kitabına uysunlar;

(DUHAN SURESİ 58. AYET)

” Biz onu (Kur’an’ı), öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.”

(KEHF SURESİ 54. AYET)

” Yemin olsun, biz, bu KUR’AN`da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.”

ALLAH KUR’AN`da ibadetlerle ilgili detayları açıklamışken KUR’AN’da olmayan ve insana YÜK getirecek eklemelere itibar etmeyiniz…….)

REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.
REKLAM GELİRLERİMİZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS OLARAK İNFAK EDİLMEKTEDİR.